şükela:  tümü | bugün
  • 2-3 gündür heidi'nin bölümlerini izliyorum, ve sahiden kendisi hakkında oldukça ciddi tespitleri olan bayan rottenmeier'ın aslında gayet haklı olduğunu gördüm.

    öncelikle yazıyı daha ciddi ve sonuna kadar okumanız için şunu şuraya bırakayım heidi intro

    arka plana bunu açın ve o sevimliliğine, al yanaklarının arkasına sığınarak insanları parmağında oynatan, herkesi çıkarları doğrultusunda kullanmakta beis görmeyen heidi'nin maskesini nasıl düşürdüğüme tanıklık edin.

    evvela şunu söylemek isterim; ben heidi hayranıyım, oldukça sevimli tatlı bir kerata fakat dikkatli izleyince aslında bayan rottenmeier'ın ilk tespitinin oldukça yerinde olduğu kanısına vardım. ben yine bu yazının üzerine oturur heidi'yi izlerim, kerata izlettiriyor kendini fakat gerçekler artık halının altına atılamayacak.

    -heidi'nin küçük yaşta anasını ve babasını kaybederek öksüz kaldığını bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. belli bir yaşına kadar buna teyzesi dete bakıyor. fakat o da heidi'nin şımarıklıklarına, isteklerine yetişemediği için bunu dedesine postalıyor. burada dikkatimizi çeken önemli bir nokta öz teyzesi bile dayanamayarak başından savmak istemişse, heidi bayan rottenmeier'ın dediği gibi oldukça şımarık, laftan anlamayan bir tip. bu ilk mantıklı dayanağımız..

    - burada yalnız alp dağının eteklerinde, tek göz kulübede yaşayan dedesi'nin yanına geliyor. yine heidi'nin teyzesine yaşattığı tatsız bir durum yüzünden kaç yaşındaki adam bu yaşta torun torba bakmak zorunda kalıyor. fakat bir müddet sonra dede insancıl ve merhametli olduğu için aman torunum yerde yatmasın diye samandan yatak yapıyor, en güzel keçi peynirlerini ateşin başında yine heidi'ye yediriyor. okula falan git diye zorlayan da yok. gününü gün ediyor heidi hanım. fakat heidi'nin dedesine yardım ettiğini görmüyoruz, ulan bari şu yatak paramı, yediklerimin parasını çıkarayım diye çalış? yok. öyle arada yardım ediyormuş gibi görünüyor fakat ya tulumbadan su taşırırken suyu düşürür, keçi güderken yavrularını kaybeder. elinden pek bir iş gelmez. burada yine bayan rottenmeier'ın disiplinsiz tasviri cuk oturmakta.

    -bu sırada çoban peter ile tanıştığını unutmayalım. peter, kendi halinde takılan, yevmiyeye talim eden gariban bir çocuk. heidi ile iyi anlaşıyorlar gibi görünse de heidi'nin alttan alttan sınıf farkını yüzüne vurduğunu unutmayalım. heidi, dedesi'nin yanından ayrılıp şehre gidiyor ya hani, orada da yazın biz buna bakamayız diye tekrar dedesine postalıyorlar. orada okula falan gidiyor, okuma yazma öğreniyor. sonra da aklı sıra peter'a okuma yazma öğretecekmiş. lan daha geçen yaza kadar sen de bilmiyordun okumayı. bu nasıl bir utanmazlık, arsızlık? yine, bu heidi hanım alp dağının çimenlerinde dolansın diye dedesi bunun peşine hep peter'ı takardı. oğlan 400 küçükbaş hayvana mı sahip çıksın senin torununa mı? hatta bir bölüm keçilerden bazıları kayboluyor, dedesi peter'ı azarlıyor. bayan rottenmeier strikes again..

    -okula başlamak için şehre gidiyor ve kötürüm klara ile burada taşınıyor. kız zaten oldukça disiplinli, zorlu bir eğitim hayatından bıkmış bir de bunun kaprisleriyle uğraşıyor. sanki nispet yaparmışcasına, bak sen yürüyemiyorsun ama ben yürüyorum demek istercesine hep klara'nın karşısında koşuyor, şımarıklık yapıyor, vazo kırıyor suçu klara'ya falan atıyor. işte bayan rottenmeier ilk önce heidi'ye burada bileniyor. ve oldukça da haklı. zira yaz tatilinde bile buna katlanamayarak geri dedesi'nin yanına postalıyorlar.

    ayrıca heidi'nin hiç kimseyle anlaşamadığını gördünüz mü? ne hikmetse her yere, herkese mutluluk saçıyor. dedesini ilk defa görüyor hemen seviyor, çoban peter'ı ilk defa görüyor nedir, necidir demeden hemen arkadaş oluyor, kötürüm klara'yı ikna edip yaşadığı yere davet ettiriyor fakat sadece bayan rottenmeier'ı ikna edemiyor zira onun ipliğini çözen tek işi o. fakat toplum ve karakter baskılarına yenik düşerek o da beyaz bayrağı indiriyor.

    -heidi'nin bir işe katkı sağladığını gören var mı? dedesi'nin yanında beleşten kalıyor, her gün koyun sütünü, keçi sütünü hüpletiyor fakat karşılığında bir işin ucundan tutmuşluğu var mı? heidi, tüketilebilir kaynakları adeta çekirge gibi sömüren biri. bayan rottenmeier boşuna mı çorba ikram ettiğinde '' önce hak etmelisin'' dedi? beleşçiliğe, hazıra öylesine alışmış ki ne bi kiliseye girip çalışayım, ne şu dedeme yardım edeyim. armut piş ağzıma düş.

    daha net anlaşılması için şematik olarak anlatmak gerekirse bu hususta:

    heidi'nin diğer karakterlerle olan etkileşim şeması üzerinden, heidi 1

    heidi'nin kendi öz karakter şemasını çıkartarak,heidi 2

    diğer karakterlerin karşı etkileşim şemasından heidi'nin ipliğini piyasaya çıkartıyoruz.heidi 3
  • joseph'in de psikanalizi yapılmadığı için ne desek boş
  • son derece haklı bir tespittir.
  • bayan rottenmeier donanımlı, modern, eğitim aşkıyla yanıp tutuşan, nezaket abidedi ve adab-ı muaşeret örneği bir hanımefendidir. heidi ise eğitim girişimlerini tatlılıklarıyla absorbe eden, kurallara uymayı reddeden ve her yeri "dedesinin bağ evi" zanneden küçük bir şımarıktır.
    bayan rottenmeier'in askerleriyiz!
  • keşke bu kadar boş vaktim olsa dedirten başlıklardan birine konu olan haklılık.
  • ısviçre çomarı heidi.
  • heidi hakkında yerinde bir tespittir. fakat oportunist kelimesi opurtunist diye yazılmaz dersem ben de bayan rottenmeier kadar haklı olurum.

    (bkz: orospu vs oruspu)
  • tespit gibi tespittir.

    hayatımda bu kadar mantıklı bir entry daha görmedim. şak şak şak şak.
  • adam kendi kendine tez konusu bulmuş. seviyorum bu tipleri. bir de çok konuşan çilli bir kız vardı vallahi o bundan daha beter. heidi bari saftirik, yaptığının çok da farkında değil ama öbürü koca kızdı. sadece konuşarak insanları bunalıma sürüklerdi.

    (bkz: anne with an e)
63 entry daha