şükela:  tümü | bugün
  • içilmesi en keyifsiz, en tatsız, en lanet çay. genellikle, çay sirkülasyonunun fazla olmadığı kafelerde filan olur bundan. adamı çaydan soğutur.
  • insani kahve tirkayisi yapar.
  • satıcı tarafından, alıcıya "şerrefsizim, daha yeni demledim" diye ittirilir.
    siz, siz olun bir çay için böyle yemin eden, öven birisinin çayını içmeyin. 3 şekerli oralet için, iyice zarar etsin ibine.
  • bir de şekersiz tüketilirse damak törpüsü olur.
  • vicdansızlıktır. çay ikram eden adamdan korkulmayacağı gibi, bayat çay satandan da hızla uzaklaşılmalıdır; nitekim çay gibi sosyolojik değeri tavan yapmış bir imgede sahtekarlık yapan insandan hayır gelmez kardeşler
  • hayatımın dönüm noktasının baş elemanıdır.

    yıllar evvel, büyük bir firmanın pazarlama depatmanında stajyerlik yapıyorum. (okuduğum bölümle de alakaya bak çay demle...) abidik kubidik işler yapıyorum. bir de anasının karnından emir kipiyle beraber çıktığı departman yöneticisi kadın* vardı ki, kendisi hikayenin baş kahramanı...
    ---
    ''tost al bana... pınar tokasını unutmuş indir ona, bekliyor... şu kıyafetleri paketle, eve gönder, kırıştırma... ayakkabım nasıl, güzel mi... telefonuma bak... ne biçim yapmışsın... neden domatessiz bu tost... nerde kaldın... çay getir... bardağı al...''

    staj hayatım böyle boktan bir kısır döngü haline geldiğini her düşündüğümde, içimden o kadının da onu yönetici yapanın da diye sövmeye başlayıp sabır taşı olma yolunda emin adımlarla ilerliyordum. ama vay stajıma leke sürülmesin diye bir kaç hafta direnmeye çalışıyordum...

    bir gün, ''hemen çay dök!'' falan diyerek bir hışımla odaya girdi. ben de, çay-kahve ıvır zıvırlarının olduğu bölüme yöneldim. çay makinesi dolu ve sıcaktı. ben de içine sıçıp, sıvadığımı hayal ettiğim bardağına doldurdum, götürdüm.

    'ay ne çabuk' falan diye şaşıracağını bekleyip peşin peşin seviniyorum içten içe...
    kadın, bir yudum aldı, bardağı çat! diye masaya vurdu. çay masaya saçıldı. ''sen beni mi kandırıyorsun! bu çay bayat! git adam gibi yeniden demle!''

    işte bu andan sonra artık ben ben değildim. neremdeki hangi film koptuysa; senin bardağına da sana da çayını da... allah ne verdiyse saymaya başladım. ulan var ya saydıkça da hafifliyorum. (komili reklamlarındaki gibi evet evet!) daha çok cesaretleniyorum (battı balık yan gider, içimde kalmasın diye) daha da sövüyorum... resmen kendi kendime gaz veren tip olmuş, freni patlamış kamyon gibi önümüze gelene bir tekme gibi yardırıyordum.

    saymam bittikten sonra odadan kahraman edasıyla çıktım. koridorda attığım her adımda hissettiğim o hafiflik ve rahatlama duygusunun yerini tedirginlik almaya başladı... la şimdi nolacak, staj doysayı mı yanacak? şikayet ederse? okuldaki hocalar? staj notu? vs. vs. vs.
    ---

    evet o gün kü atarımdan sonra daha da beni kimse durduramadı. nerede bir haksızlık, nerede bir ezme girişimi, nerede saf masum insanlar oradayım ben! (e..evet biraz abarttım, olabilir) işte o bayat çay sayesinde ben böyle bir insan oldum, daha da hiç kimseye eyvallahım olmadı.

    şimdi sözlüğü açıp, 'ben'e tıkladığım her seferde 'bıçkın' yazısını görüp gülümsemem de bu sebeptendir...
  • çayın bayatlaması diye bir şey yok aslında. yapılan şey 2 saatte bayatlamaz.. internette okuduğum kadarıyla çayın içindeki tanen maddesinin azlığı ya da fazlalığı demlenmemiş ya da bayatlamış olarak adlandırdığımız durum.

    sallama çay diye bir gerçek varken "çayın şu kadar demlenmesi gerek" demek de çok doğru değil. çayın parça büyüklüğüne göre taneni suya geçirme süresi değişiyor. bu nedenle çok küçük olarak öğütülmüş sallama çaylar hemen çayı içilir hale getirirken dökme çayla demleme işlemi dört beş kat fazla zamanda gerçekleşiyor.

    elbette çayın demleme süresi uzadıkça daha fazla tanen suya geçiyor ve kendine özgü buruk tad miktarı artıyor. yani çayı demlerken demlik süzgeci içine çayı koyar, çay istediğiniz gibi demlendikten sonra süzgeci çıkarırsanız daha fazla tanenin suya karışmasını engellersiniz. çay da "bayat" dediğimiz tada dönüşmez.
  • özenle dökülür ve yenisi pişirilir.
  • daha demi bardağa koyulurken kokusuyla kendini belli eder ve dökülüp yenisi demlenir.
  • atılan şeker sayısının artırılarak kötü tadının kısmen maskelenebildiği çay.