şükela:  tümü | bugün
  • genelde ismi gectiginde hemen ardından erzurumlu emrahında anılması sart olan halk ozanı.
    (bkz: erzurumlu emrah)
  • şair zihni olarak bilinen bu halk ozanının bayburtta okulu, anıtı, parkı, zartı, zurtu, zortu vardır.
    ayrıca "çamlar şikest olmuş meyler dökülmüş" şiiri tsm formunda bestelenmiş olup, trt repertuarında yer almaktadır.
  • şiir dışında düzyazı da yazmış halk ozanıdır. oğlu tarafından bastırılan divanı dışında sergüzeştname i zihni ve kitab ı hikaye i garibede eserleri toplanmıştır.
  • siirlerinden yola çikilarak, 1798'de dogdugu tahmin edilen sairimiz.
    erzurum ve trabzon medreselerinde egitim görmüs, 1816'da istanbul'a gelerek mustafa resit pasa ile yakinlik kurmus ve divan-i hümayun kalemine girmistir. bir süre istanbul'da yasadiktan sonra bayburt'a dönmüs, 1828'deki rus isgali sirasinda burada bulunmustur.
    savastan sonra, yurdun birçok bölgesini dolasmis, her gittigi yerde taslanacak birilerini bulmustur. tasladigi kisiler kaymakam, kadi, aga gibi bulundugu çevrenin tepesindeki insanlar oldugu için o da sürekli yerden yere vurulmustur.
    ellibes yasindan sonra trabzon'a gelen zihni; bayburt hasretiyle tekrar yollara dökülmüs, ancak trabzon yakinlarindaki holasan köyünde ölmüstür.
  • divan şairi olma kaygısı güden, ancak adını koşma ve destanlarıyla yaşatan şairimiz. önemli eserleri arasında "divan"ı ve başından geçen olayları anlattığı "sergüzeşt-name"si bulunur.
    divanının özelliği; divan şiirinde bulunan bütün şekillerle yazılmış şiirleri içeriyor olmasıdır.
    usta bir taşlamacıdır* ve bu tür eserlerinde zaman zaman açık saçık ve kaba küfürlere bile başvurmustur.
  • dökseler derd-i dilim* sahrâlar* olur kûhsâr*
    sarsâr-ı âhımda değse kûhlar sahrâ olur

    dizelerinin yazarı olarak hatırladığım şair*
  • halk ozanı. bayburtlu zihni'nin doğum yılı saptanabilmiş değil. babası bayburtlu hacı osman efendi'dir. çocukluğundan beri okuma eğilimi ağır basan bayburtlu zihni erzurum, trabzon medreselerinde eğitim gördükten sonra istanbul'a gitmiş, 1826 yılında bayburt'a geri dönmüştür. 1832 yılında hacca giden zihni, mısır üzerinden istanbul'a geçmiştir. o sıralarda 1. abdülmecit de tahta çıkmıştır. zihni, padişaha bir "culusiye" sunmuştur. bu ara akka'ya giden donanmada görev almış, bir süre de reşit paşa'nın "divan katipliği" hizmetinde bulunmuştur. hopa, of, karaağaç, erzincan'da çeşitli görevler de yapmıştır.
    bayburtlu zihni'nin ölüm tarihi üzerinde değişik yaklaşımlar görülüyor. kimi araştırmacı, derlemeciye göre bayburtlu zihni 1854 yılında trabzon'dan bayburt'a dönerken yolda ölmüştür. kimilerine göre de, 1855 -1859 arasında dört yılını geçirdiği trabzon'dan bayburt'a dönerken 1859 yılında yol üzerindeki holansa köyünde ölmüştür. ölümüne, yolda hastalanması neden olmuştur.
    bayburtlu zihni'nin bir "divan" ı, bir de "sergüzeştname" adlı mesnevisi vardır.
    anlaşılan odur ki, bayburtlu zihni, aslında bir divan ozanı olmak istemiştir.
    bir bakıma aldığı eğitimin, kültürün de doğal sonucu bu olmak gerekir. ne var ki, bayburtlu "divan"ına bile almadığı aşık türü şiirleriyle ün yapmış, başarısını bu yolda göstermiştir. 1828 yılında rus saldırısının bir yıkıntıya çevirdiği bayburt'u gördükten sonra yazdığı, yaşama gücünü bugün de yitirmemiş olan, "koşması" büyük ün kazanmıştır. hece ölçülerini kullandığı şiirlerinde de, aldığı eğitimin, kültürün doğal sonucu olarak osmanlıcanın yer yer ağır bastığı görülmektedir. bayburtlu zihni, özü bakımından iyi bir ozandır.
    içtendir. demesini iyi biliyor. bu yüzden de 19. yüzyıl halk şiirimizin üzerinde önemle durulması gereken ozanlan arasında yer alabiliyor.

    zihni'yim akıttım didem yaşların
    yedi yıl bekledim bulak başların
    dağıt bu derneği sav savaşların
    bozuldu kabail ittifakları.
  • vardım ki yurdundan ayag göcürmüş
    yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
    camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
    sakiler meclisten çekmiş ayağı

    hangi bağda bulsam ben o maralı
    hangi yerde görsem çeşm-i gazalı
    avcılardan kaçmış ceylan misali
    geçmiş dağdan dağa yoktur durağı

    laleyi sünbülü gülü har almış
    zevk u şevk ehlini ah ü zar almış
    süleyman tahtını sanki mar almış
    gama tebdil olmuş ülfetin çağı

    zihni derd elinden her zaman ağlar
    vardım ki bağ ağlar bağban ağlar
    sümbüller perişan güller kan ağlar
    şeyda bülbül terk edeli bu bağı
  • bayburt aşkıyla yazdığı şiirlerinden biri ;

    erzurum'dan esip gelen sabalar
    varın görün bayburd bağı hardadır
    o yar ülkesinin baharı var mıdır
    yahşı mıdır yar otağı hardadır

    felek bülbülünden cüda düşürmüş
    öz bülbülünden cüda düşürmüş
    mecnun olmuş leyla'sını şaşırmış
    gezer amma bilmez bağı hardadır

    müjde saba o dil-dare gidipsen
    üç gonceli gül'izare gidipsen
    zihni hara ne diyare gidipsen
    toprak harda üstad çağı hardadır
  • aruz vezni ile de ürünler vermiş olan halk şairimizdir.