şükela:  tümü | bugün
  • bebek şubesinde oturup on dk bekledikten sonra hala 4 tane kafa kafaya vermiş lak lak yapan garsonlardan biri teşrif etmeyince el etmek zorunda kaldık. sanki çay bahçesindeymişizcesine menü bile getirmeyen garsona kup griyesi meşhur diye onu söyledik ve ezberden bir de çay. menü getirmeme sebeplerini çaya 6 lira öderken anladık. kup griyeyle gelen iki kaşığın da üzerinde kalıntılar vardı ve garsona lekeli olduklarını belirttiğimde onların gümüş olduğunu, o yüzden öyle olduğunu söyledi. tabii ben fakir olduğum için anlamamışım. kaşığın üstündeki artıkları gösterince de göz devirerek değiştirmeye gitti. kup griye güzeldi lakin 16 tl etmezdi. mekan bebek olunca bir şey diyemem belki ama kadıköy'deki de böyleyse fena.
  • bebek ve kadıköy'de şubesi bulunan tarihi pastane/çikolatacı. bütün ürünlerinde belli bir kalite olsa da asıl olarak kup griye ile ünlenmiştir. yalnız fiyatlar biraz yüksek ama bebek'te olduğu için normal de karşılanabilir.

    2009'da altınkılıç/altınmarka'ya devredilmiştir. bu arada altınmarka dünyanın en büyük ikinci çikolata üreticisidir.
  • tatlilari artik guzel olmayan mekan.
    gecenlerde gidip yedigim tiramisusu felaketti.
    kek kismi sunger gibiydi ve kahve tadini aratti resmen.
    o fiyata bu kalite olmaz yahu.
  • 1960'ların bohem âleminde adı sık geçen, meyhane öncesi mutlaka uğranılan beyoğlu istiklal caddesi'ndeki pastane. 1928'deki adı loryan, 1934'te kibar anlamına gelen baylan'la değiştirildi. garsonları leonidas ve hristo, sait faik'i tanır, genç edebiyatçıların ilk kitaplarını kutlar, patron olmadığı saatlerde onlara servis yapmaz, bedava zaman geçirmelerini sağlardı. en ünlü ürünü peşmelba adıyla anılan dondurma düzenlemesiydi. bir grup genç edebiyatçı ve tiyatrocu attilâ ilhan'ın riyasetinde orada toplandığı için baylancılar diye anılırdı: demirtaş ceyhun, fikret hakan, ege ernart, hilmi yavuz, ferit edgü, demir özlü, yılmaz gruda, erol günaydın.
    ---
    (alıntı: rakı ansiklopedisi)
  • işletmecisi harry lenas espresso, cappuccino, milkshake ve italyan dondurmasını türkiye'ye ilk getiren kişidir.
  • ne zaman kadıköy’e gitsem mutlaka vitrinine bakarım. incelemek ve bakmak hoşuma giderdi lakin son bir kaç ziyaretimde vitrinleri varla yok arasında olup, özensiz ve sönüktü. genelde senenin önemli günlerine özel vitrin düzenlemeleri hoşuma giderdi ama en son mart ayının son gününde şahit olduğum vitrin düzenlemeleri her ne kadar paskalya döneminde olmamıza rağmen içinde bulunduğumuz ay ile kel alaka olup oldukça iticiydi.

    ne zaman kızımla kadıköy de çocuk tiyatrosuna gitsek, bu pastanenin önünden de geçsek kızıma büyüdüğü zaman bu arada pastaneyi göstererek sevgilinle burada buluşun, burada yiyin için derken içimden de müstakbel damat aday adayının ocağına incir ağacı dikilmesini istiyorum bu pastane aracılığıyla, bilenler bilen baylan pastanesinde içeceğiniz çay fiyatına dışarıda 3 tane çay içersiniz
  • açık büfe kahvaltısında çok fazla çeşit sunmayan fakat sunduğu çeşitleri ziyadesiyle lezzetli olan pastane.

    biz tabi baba usulü ekmek yumurta tatlı peynir zeytin börek tabakları ayrı olacak şekilde dizdik masaya, içinde bulunduğumuz kaymak tabaka ekosisteme pek yakışmadı. pastırmayı kendimiz kesmeliydik en azından.

    suda mozeralla ile yetinmeyerek üstüne nar ekşisi de isterseniz şöhretinizi yansıtabilirsiniz. bu edayı adını yıllardır ve ziyadesiyle hak eden kestane su ile birleştirdiğinizde ise çıkan hesaba şaşırmayın, karşınızda boğaz var ayılar.

    haydi afiyet olsun.
  • kadıköy çarşısında harika bir pastane. kup griye paşabahçe'nin ayaklı bardağında sunumuyla oldukça şık ve lezzetli. kadıköy'e yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.
  • daha once de belirtilmis, bebek subesinde garsonlarin kesinlikle calismadigi ve hatta ustune seflerinin de kendilerine eslik ettigi muessese.

    bir masanin silinmesi 20 dk mi surer?
    bir masa, daha once 3 masanin silindigi ve el dahi surulemeyecek hale gelmis o pis bezle mi silinir?
    o kirintilarin tamami silinirken musterinin uzerine mi dokulur?
    baskalarinin ucundan isirip, sepete geri koydugu ve uzerlerinde ruj izi dahi olan ekmek sepeti sizin masaniza gelir mi?
    su icmek icin getirilen bardakta, kac yuz tane el izi olabilir.

    35 dakika bir bardak cay beklenir mi?

    saka degil, gercek.

    en onemlisi de, bir cayin gelmedigini 3 kez kasaya kadar gidip hatirlattiktan sonra, dorduncude yeter artik demeye mutfaga dogru ilerlediginizde, garson bana ne, bana mi soyledin, gidip kasaya soyluyondiye altini ciziyorum, bagirabiliyor. sefleri de size bagirdigini gordugu halde, tek bir tepki vermeyebiliyor.

    ozur dileme gibi bi luksleri yok tabi.

    bu kadar terbiyesiz ve sahiden is ahlaki yoksunu calisani barindirdigi icin de tebrik ediyorum. sizin tarihinize de, yemeginize de, kahvaltiniza da, pazar sabahimi rezil eden garsonunuza da, bebek subenizin sefine de, hepsine ayri ayri selam ediyorum. bu kadar terbiyesiz ve is ahlaki yoksunu insanla hic tanismamistim, cok tesekkurler.

    gitmeyin.