şükela:  tümü | bugün
  • _bugun bayram fazla uyunmaz_ geyiği yapılıp sbahın korunde kaldırılmakla baslayan nefretin sonradan gelen harclılklarla sevince ve kara donusmesi....
  • sabah erkenden kalkilir, namaza gidilir, eve gelinir, anne bayram etini ve bayram pilavini hazirlamistir, bir guzel yenir... idi...
  • annenin "çocugum birazcık daha uyusun" düşüncesi ile bayram namazına 5 dk kala kaldırıp, yavrusunu telaşa vermesi ile zehr olan gün.

    daha bi kahvaltı ile etmeden, "hadi çocuum, hadi yavrum, çabuk ol" şeklindeki arkadan iteklemelerle, namaza gönderilen uyku sersemi birey iki yada üç dakika sonra geri döner.

    "hiç boş yer kalmamış işte!"
  • yilda iki kere resmi, dort kere de resmi olmak uzere toplam alti kere gordugumuz sabah.
  • (bkz: her sabah)
  • akşamından tartışıp makul bi saatte çıkılcağına anlaşmamıza rağmen her bayram sabahı namaza gidiş saati yüzünden babamla kavgaya tutuşuruz. vakitten iki buçuk saat önce gelir odamın kapısına dikilir "geç kalıyoruz(!)" diye yorganımı çeker zor bela kaldırır, kavga gürültü çıkartır bizi evden. sabah ayazında o, camiye girer, benle kardeşim karşıdaki börekçiye. işte o börekçide* yılın en güzel ikinci aynı zamanda bayramın ilk kahvaltısını yaparız. bir aydır hava aydınlıkken yemek yemenin unutulan keyfini sıcacık çayla tekrar hatırlarız. sigaramızı içer börekçiyle muhabbet ederiz.
    vakit yaklaşınca içerisi fazlaca dolmuş camide taa en önlerde oturan babamın yanına ulaşmak için onu bunun ayaklarını eze eze ilerleriz. iki yanına oturduğumuzda ufaktan trip atar bize karnımızı ondan önce doyurduk diye.
    namaz biter, kardeşim bayramlaşma merasiminden olabildiğince hızlı arabaya kaçar. ben adamcağız yalnız kalmasın diye yalandan yanında durur bayramdan bayrama gördüğüm halde yüzlerini nasıl hatırladığıma aklım ermeden bayramlaşırım sıradakilerle. ama sıranın bittiği yere dahil olmayıp çıkarız camiden. arabanın yanında sabah soğuğunda beklerken babamın tanıdıkları sarar etrafımızı. titreye titreye bayramlaşırız kim olduklarına dair fikrimiz olmayan ama bizim kaçıncı sınıfta olduğumuzdan tutun da en son hangi maça gittiğimizi bilen adamlarla.
    ve sonra evden annemi ve baklava tepsilerini alıp yılın en güzel kahvaltısına, o bayram babamın 8 kardeşinden sıra hangisindeyse onun evine doğru yol alırız. 3 oda 1 salon evlerde nüfus 50 kişiyi bulur. herkes birbiriyle bayramlaşır ve o en klişe "bayramda küslük olmaz" lafının nasıl gerçekleştiğini ve küslerin öpüşüp barıştığını görürüz.
    kahvaltı sofrasında 50 kişinin yarattığı eğlenceli bi sirkülasyon başlar. oturan hem muhabbetten hem de sofranın güzelliğinden bir türlü kalkmak istemez ama sırada bekleyenleri görüp iç burkulmasıyla kalkar herkes sofradan. babam ve amcalarım doymak bilmeyen eniştelerin oburluğuyla dalga geçer.
    kimin evinde olursak olalım en son annem oturur sofraya herkesin doyduğundan emin olduktan sonra. kahvaltı ardından muhabbete geçilir ve öğleye doğru yavaştan dağılma ibareleri başlar. ve benim için bayramın en güzel kısmı bitmiş olur.

    öğleden sonra ise son 5 senedir olduğu gibi* bayramlaşma için tutulan salona geçer bir kez daha bütün aile. ama bu sefer nüfus 50 değil 500'e yakındır. her bayramda daha çok insan toplanıyomuş gibi gelir size. bayramın doğası gereği ve babamın karşı konulmaz emriyle salondaki herkesin bayramını tek tek kutlarız. soyadlar aynı olmasına rağmen arada tanıyamadığımız bir çok kişiyle karşılaşırız, bozuntuya vermemeye çalışsak da anlar karşı taraf tanıyamadığımızı ve sitem eder bize bilmem kaç sene önce bize misafirliğe geldiklerinde nasıl da muhabbet etmişiz halbuki diye. işin ilginç tarafı o konuşmayı cümlesi cümlesine hatırlar bu sevgili akrabalarım ben aval aval düşünürken "tamam yaaw şimdi hatırladım" diye yalan söylerken.
    akşam, sabah erkenden kalkmanın ve bütün gün gezmenin yorgunluğuyla eve gelince erkenden uyku bastırır. bitmesin erkenden bayram diye savaşılır uykuyla ama kaybedilmeye mahkum bir savaştır bu. sabah uyandığınızda bi ay boyunca hiç hissetmediğiniz kadar dinç hissedeceğinizi bilerek tatlı uykuya dalınır.
  • küçükken bir an evvel kalkıp bayramlıkları giymek için sabırsızlanılan, yaş ilerledikçe yataktan çıkmaya üşendiğimiz, eşofmanları ise binbir güçlükle anne baba zoruyla çıkardığımız, havasında farklı bir tat barındıran sabah(lar)dır.
  • radyo acilir, baris manco'nun bugun bayram sarkisi dinlenir
  • ailenizden uzakta, hem de bayramin kutlanmadigi memleketlerdeyseniz daha da kolaylik versin
  • cocukken eglenceyi, ergen zamanlarda can sikintisini, eriskin olunca da mecburiyeti hatirlatiyor...