şükela:  tümü | bugün
  • melisa kesmez'in atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz isimli ilk öykü kitabından sonra 4 kasım itibarıyla sel yayıncılık'tan çıkan ikinci öykü kitabı.

    (bkz: telefon kulübesi)
    (bkz: yarım kalan)
  • atlari baglayindan farkli olarak daha agir ilerliyor bu kitap. dili daha cok acitiyor belki de.
    her hikaye sonrasi durmak gerekiyor. biraz nefeslenmek, biraz kalbi, cigeri genisletmek.
    agir ilerliyor kesinlikle, ice isler gibi.
  • baharı kendimizi kapattığımız evlerimizde yasaklı bir bahar bayramında okuduğum kitap, bazen bahar!

    bazı öykülerden sonra karında bir yumruk hissi.

    kapanış yılbaşı ağacı, kapanış gözyaşı

    "babamı küstürmüştüm. babayı küstürmek, anneyi küstürmekten de beter bir şeydi bu"
  • bitişiyle, sigara yaktıran kitap.

    uzun süredir okuduğum en iyi öykü kitabı olmasını bir yana, uzun süredir okuduğum tüm kitaplar arasındaki en iyi olabilir. neden denecek olsa, cevabı net: içime dokundu, derinime çiviler çaktı çünkü. iz bıraktı. yaraların kabuklarını kaşıdı, tatlı tatlı... izlerin üzerinde yürüyerek kendi izlerini bıraktı. iz üstündeki iz oldu. çok bendendi, çok bizden. çok insancaydı melisa kesmez'in kelimeleriyle inşa ettiği dünyası. dünyası dünyama yakın düştüğünden, bunca sevmem.

    doğru söylüyor: hayat tuhaf bir yer. hayat, bazen bahar...
  • sıcak yaz günlerinde çimenlere uzanarak tadı çıkan öykü kitabı.

    "kadın ve erkekten oluşan iki kişilik bir mini evren vardı karşımda. birbirinin yörüngesinde dönüp duran ama bir gün olsun birbirinin güneşini gölgelemeyen iki gezegen."

    "hayat beni böyle köşeye sıkıştırmayı, gözümün içine baka baka çelme takmayı severdi. hayatın unuttuğu bir şey varsa, o da bir yerden sonra daha fazla düşülmediğiydi."

    "...komşu teyzelerin sandığı gibi dünya başıma yıkılmayacaktı benim. hiç giymediği bir eldivenin tekini kaybettiğine üzülmezdi insan."

    ""gidecek" diye düşündün, adın gibi emindin buna. kalmak için gelmemişti. kalmak için yaratılmamıştı. bazı insanlara "kal" demekle "öl" demek aynı şeydi sanki. sadece o geceyi hiç unutmasın istedin."
  • yalin acılar...
    çırılçıplak bir hüzün...
  • melisa kesmez'in ilk kitabı 'atları bağlayın geceyi burada geçireceğiz'i okumuş ve yazarın tarzını çok sevmiştim.

    bu kitabından da aynı şekilde etkilendim. umarım üçüncü kitabı için çok fazla beklemeyiz.
  • ilgili kitaptaki "domates tohumları" isimli öykü dahi yazarın dilindeki şiirselliği ortaya koymaya yetiyor. benzetmeler de çok iyi. biraz alıntı yapmak istiyorum bu öyküden:

    "az görüşen bir anne kız gibiydiler. aralarındaki o bilindik anne kız gerginliği sönmüş sanki kız uzaktayken, evleri ayırınca dişil öfkeleri durulmuş, daha geniş bir saksıya alınmış bir bitki gibi çiçek açmış ilişkileri, ferahlamışlar."

    "sahlepler geldi sonra. anne olduğunu düşündüğüm hafifçe titreyen narin elini uzattı tarçına, nazik bir kar yağdırdı fincanın mis kokusuna. çaycı gitti. iki kadın çocukluğa o çok benzeyen tadına baktılar sonra. kesin güzel bir şeyi hatırladılar."

    "hayatındaki adam seni aynı babanın onu bırakıvermesi gibi bırakıverdiğinde fark edecektin bir de annenin kızı olduğunu."

    "kadının az önce sahlep içerkenki neşesinin önünden bir bulut geçti."

    "yaşanmış hikayelerden açılan boşluğa yaşanacak hikayeler gelip oturacaktı birazdan."
  • incecik bir kıymık gibi geliyor batıyor öyküleri. ne çıkartabiliyorsun, ne de sızısını dindirebiliyorsun. öyle derine sızıyor kelimeleri, gözlerin önce doluyor yavaş yavaş, sonra bir bakmışsın ip gibi akıyor, sakin kendiliğinden...