şükela:  tümü | bugün
  • haluk levent'in " hacivat ve karagöz " adlı albümünde yer alan şehit parantezli lokomotif bir parça..
  • (bkz: #20993425)
  • söz ve müziği fikri karayel'e ait harika haluk levent şarkısı.
    eklemeden geçemeyeceğim düzenlemeler serdar öztop' a ait, şarkıya ayrı bir saygı uyandırıyor.
    (şarkıdaki düet cihan yıldız' a ait)

    sözleri de yazalım ki tam olsun ;

    kaç bahar geçer kendimde böyle
    herşeye güvenmiştim ben sende
    ölene kadar sürer bu böyle
    yaralı bitkin daha ne söyler

    nereye kadar sürer bu böyle
    vazgeçmem ki ölürüm de dönmem
    ölene kadar savaşmanın anlamını anlamadım gitti
    anlayan var mı zaten, anlayan yok ki zaten

    belki biraz umurunda olsa
    birkaç satır bile olsun yazsan

    bazı günler çok mutsuzum
    bazı günlerse huzursuz
    ama sen bilsen yine sonun yok

    belki yalnız savaşırım
    belki de yapayalnız bir ben
    tükeniyorum haberin yok

    otururum karanlık içim dışım
    sende kaldı huzur zordur işim
    acı olan bazen sana o kadar muhtacım ki
    ama gel desem de bir anlamı yok
    hatta gel desem gülersin bile belki
  • belki yalnız savaşırım
    belki de yapayalnız bir ben...
    tükeniyorum haberin yok.

    http://www.youtube.com/…np56xdp6gj50rzabfbrbfctqgq=
  • akustikhane yorumu kendine aşık etmiş şarkı. kaç hafta oldu bilmiyorum sadece bu şarkıyı dinliyorum. bilgisayar açıkken sürekli çalıyor kapalıyken de ben mırıldanıyorum. ilk defa bir şarkıyı bu kadar delicesine beğeniyorum. neden acaba?

    dinlemek isteyenler için link http://www.youtube.com/watch?v=pfk0dden_fy
  • kaç bahar geçer kendimde böyle..

    baharlar, ten kokusuna alışmışlıkları getirir yanında karanfil kokularıyla. kendinle barışmışlığını hediye eder varlığıyla bir güzel. bir güzel de gider sonra, baharları; hem ilklerini hem de sonlarını, geçmişe gömer, dününü, bugününü ve de yarınını seninle beraber boğaza atar.

    her şeye güvenmiştim ben sende..

    her günün ve her anın düşüncesine, belki de hayaline dalmıştır. bazen kartal uçurursun yastığına konsun ve korusun diye onu, bazen gözünün önünde uyutursun. hiç bilmediğin diyarlarda yokluğuyla kavrulup, güveniyle avunursun. ama "miştim"i hiç düşünmemişsindir.

    ölene kadar sürer bu böyle..

    ne zaman öleceğin belli değilse de, ondan uzak toprağa yakınsındır. haktan uzak günaha yakın belki de. sürecek bu acı, sürecek bu mutsuzluk kimbilir kaç vakit boyu. kahve fallarının yalanlarını rakı kadehlerindeki dudak izleriyle örtmeye çalışırsın. örtülmeeez, kapanmaaaz bu derin yara. ölene kadar...

    yaralı bitkin daha ne söyle..

    her şey iyi giderken, düzensizlikler, yorgunluklar peyda olur bir anda. boşvermişlikler lav gibi püskürür tenyüzünden. tenine dokunamamazlık yüzünden. kim ne derse desin, sözler anlamsızlaşır, baş başa kalırsın kendinle her yastığa baş koyuşunda.

    nereye kadar sürer bu böyle..

    ölene kadar mı sürüyordu bu böyle? e öldün ya, daha kaç kere öleceksin? "vurun ulan vurun, ben kolay ölmem!" çünkü defalarca ölürsün. her aklına geldiğinde yavaaaş yavaş ölürsün. işte, gittiği yere kadar gider, gitmediği yerde sen, sen olmazsın. hatta, sen diye bir şey olmaz.

    vazgeçmem ki ölürüm de dönmem..

    "küçük yolların kahramanı, büyük yolların şaklabanı" olmamak için bir yola baş koyarsın. vazgeçilmeyecek bir şeyin olmuştur ki, her vurgun, yani here gece bir vazgeçiş ve sabahları bir geri dönüş ayık kafadan mütevellit... dönüş yok ki hiç.

    ölene kadar savaşmanın anlamını anlamadım gitti,
    anlayan var mı zaten, anlayan yok ki zaten..

    veba'da anlatır ya albert camus; uğruna savaştığın şeyi, savaşın merhaleleri sırasında unutursun. ölüm yahut kalım meselesi olsa dahi unutursun. gel gör ki, unutamazsın onu. manası yoktur kimi zaman, manalardan manalıdır çok zaman. anlayamazsınız.
    kim çözmüş ki bu denklemi hem, hangi aşkın sırrı çözülmüş! sen çözdün ey insanoğlu, arkada bırakıp gidilen zavallı!

    belki biraz umurunda olsam,
    birkaç satır bile olsun yazsan..

    en acısı her anında düşüncelerine daldığından bir türlü haber alamamak. hiçbir şeyin olmadığına inandırılansın. hakkın yoktur ki sormaya da sorgulamaya da. azıcık haber be, çok değil! şifreli yazsa, kripteksini çözersin.

    bazı günler çok mutsuzum,
    bazı günlerse huzursuz,
    ama sen bilsen yine sorun yok..

    o günler, hemen hemen her güne karşılık geliyor. o günlerin dışında gün yok ki. sen biliyorsundur, birkaç kişi daha biliyordur. belki birkaç kişiden daha fazla kişi farkındadır. belkiler çok, çünkü çok acayip belkindir o senin. ama farkında değildir. farkında olsun da istemezsin. her farkındalık, çelişkileri yanında getirir. ama bilse fena olmaz. hatta biliyordur da. bilmese dahi tahmin ediyordur. ama yoktur işte! gelse hiç yoktan, fena olmaz, değil mi?

    belki yalnız savaşırım,
    belki de yapayalnız bir ben,
    şehit oldum, haberin yok..

    çok yalnızsın. en yalnızsın. en yalnızdan da yalnızsın. bir bütünden iki bütün eksiksin. savaştan yenik çıkmışsın. nihayetinde koklamışsın ölümü. o kör kurşun kalbinden yaralamış, şehit olmuşsun. tükenmişsin. bişeyolduğu yoktur. çünkü haberi yoktur. çünkü o artık yoktur. yoksun!
  • şöyle bir cover versionuda bulunan bir fikri karayel parçasıdır.
    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=fy-gkdze0uo)
  • bazı günleer çook mutsuzuuum baaaaaazı günlersee huzursuuuuuuuuz dırırırmmrrmı