şükela:  tümü | bugün
  • günümüzdekiler yazı yazmayı bilmezken.
    1978 yılında türkiye başbakanının ingilizce konuşması beni gururlandırmıştır.
    ayrıca röportaj başındaki şu diyaloğa dikkat.

    muhabir: buradaki abd üsler ne olacak. amerika'nın ambargoyu sürdürmesi durumunda bu üsleri kapatma ihtimaliniz var mı?

    ecevit: bunların çoğu ya kapatılmış ya da faaliyetleri askıya alınmış durumda.

    kaynak

    edit: (bkz: #79399774)
  • bizim sosyalizim adı altında kürtçülük yapan tatlı su solcularının ilgisini çekmeyen efsanevi röportaj.

    o zamanki açıklamalarına bakınca ecevit'in devleti bir maestro gibi yönettiğini görüyorum.her daim takındığı soğuk kanlı ve gerçekçi tavırları, halkla birebir kurduğu samimi ilişki ve yerli-yabancı her gazetecinin her sorusuna türkçe veya ingilizce olarak verdiği akıl dolu diplomatik cevaplar.

    kos koca kudreti büyük türkiye cumhuriyeti nasıl bu siyasal islamcı elemanların eline düştü anlamıyorum. zamanında bbc'ye ingilizce röportaj veren devlet adamlarından s. soylu gibi çirkin kellerin dönemine düştük. yazık bize çok yazık.

    edit: çok sevdik seni karaoğlan
  • şu günleri ve 2001 krizi dönemini yaşamış biri olarak o günleri mumla arıyorum.
  • ecevit'in ikiyüzlü sinsi yüzünü bir kez daha gördüğümüz bir röportaj olmuştur. komünizmi ve komünistleri yasaklamak yakışmıyormuş... komünistleri kılık değiştirmeye zorlamak ahlaki değilmiş... başörtülü diye halkın oylarıyla meclise girmiş bir kadını alkışlarla, yuhalamaklarlarla dışarı attırmak hangi demokrasiye yakışıyor? başörtülü, sakallı diye insanların üniversite eğitimi almalarına engel olmak hangi ahlakta var? insanların dini eğitim alma hürriyetini engellemek hangi demokraside var? kur'an kurslarını kapatmak, çocukların 12 yaşına kadar kur'an eğitimi almalarını engellemek hangi demokrasilerde var? ben söyleyeyim çin ve kuzey kore komünistlerinde ve fransız sömürgeci itlerde. işte ecevit bunların papağanlığından başka birşey yapmamıştır, bu halkın değerlerine düşman bir siyasetçidir.

    edit: burada ingilizce konuşuyor diye orgazm olanlar ve sırf bu dili bildiği için aşağılık psikolojisiyle adama maestro diyenler var, işte bunlar hep eziklik. adam amerikan robert kolejinde okumuş yıllarca, o ingilizce konuşamayacak da fizikçi muharrem mi konuşacak? komik magandalar sizi.
  • konuşmaya eyyyy ameriga ile başlamadığı için benim için değersiz bir kürtaj. ezikliğini başlarken belli etmiş.
  • allah gani gani rahmet eylesin. devlet adamı nasıl olunur'u gösteren bir adamdı ecevit. şu adamın konuştuğu ingilizce seviyesinde bugün türkçe konuşamayan çomarlar adama neler söylüyor neler.
  • yaptirimlar geliyor ya; simdi bunlari pompalayacaklar

    daha dun meydanlarda
    "sizi tup kuyruklarinda bekletmeyecegiz"
    "sizi hastane kuyruklarinda bekletmeyecegiz"
    "sizi ona buna muhtac ettirmeyecegiz"
    diye bagirip cagiran bendim.
    sonra bu laflara alkis tutan da bendim.

    kibris karsiliginda odedik o bedelleri. klavye basinda degil, ciddi ciddi vatan kurtardik.

    simdi o kuyruklara geri donmek uzereyiz; ayni zamanda arka planda kibris satiliyor. tarihini bilmeyen bu millete her sey hak.

    sanki millet sirf millete zulum olsun diye kuyruklarda bekleyin dedi.
  • nereden nereye dedirten röportajdır.

    telegraph'ın ecevit biyografisinden bir bölüm.

    bülent ecevit was born in ıstanbul on may 28, 1925; his father was a professor of medicine and his mother a noted painter. educated at robert college, the american university overlooking the bosphorus, he graduated in 1944 with a degree in english literature.

    while pursuing graduate studies at ankara university from 1944 to 1946 ecevit worked for the press and publicity department of the turkish government. this led, in 1946, to a four-year stint as a junior assistant to the press attaché at the turkish embassy in london. there he married rahsan aral, whom he had met during a student production of dr. faustus, and the young couple lived by the ration book in a britain still recovering from the war. ecevit also found time to study art history and sanskrit at the school of oriental and african studies.

    his experience of the early years of the british welfare state strengthened both his socialist convictions and his belief in the possibility of fusing his country's ottoman culture with the democratic ideals of the west.

    after four years in london, he returned to ankara to join the staff of ulus, the official organ of the socialist republican people's party (chp). ın 1957 he won a rockefeller foundation fellowship to harvard, where he studied middle east and ottoman history and social psychology.
  • bulent ecevit in yuzunde gulumseme ile cevap verdigi bir roportajdir. simdikiler gibi kucumseyerek, tehdit ederek, kulhanbeyli tavirlarla konusmayan centilmen bir devlet adami icerir.

    ayrica o kadar ambargoya ragmen yabanci bir gazeteciyle promptersiz bir roportaj yapmaya gotu yiyen bir devlet adami icerir.

    ecevit bu dik duruslulugundan sonra indirildi ama ulkesinin ve vatandaslarinin cikarlarini bir sekilde korumayi basardi. simdikiler kendi cikarlari icin vatanlarini satiyor. sonra vatan haini yine biz oluyoruz.

    ayrica su bbc'den de korkulur. adamlar tam da zamaninda, su son olaylarin icine 1978 den kalma bir arsiv videoyu koydular. buyrun efendim diye sundular. youtube'da bile ana sayfamda ilk bu cikti.
  • kendi hırsından çok memleketin geleceğini düşünmüş. açıklamaları ne kadar kibarca.

    yapmak zordur. bunun icin alttan alarak konuşuyor
    bozmak kolaydır. yıllardır kazandığımız itibari bir saçma hitap cümlesiyle koy edebilirsiniz.

    örnegini görmeye devam ediyorsunuz