1. soylenene gore neyzen tevfik e ait , edinilen yeni haberlere gore bir emniyet muduru tarafindan yazilmis (emniyet mudurunun kendisinin soyledigine gore) ve sayin tevfik'e atfedilmis, gericilere giydirme tadinda carpici siirdir. sokaklarda 1 milyon tl karsiliginda uzerinde ataturk resmi de bulunan tek sayfalik versiyonu satilmaktadir.
  2. ne ararsin tanri ile aramda!
    sen kimsin ki orucumu sorarsin?
    hakikaten gozun yoksa haramda,
    basi aciga niye turban sorarsin!

    raki, sarap iciyorsam sana ne.
    yoksa sana bir zararim, icerim.
    ikimiz de gelsek kildan kopruye
    ben durustsem sarhosken de gecerim.

    esir iken mumkun mudur ibadet?
    yatip kalkip ataturk e dua et.
    senin gibi durzulerin yuzunden,
    dininden de soguyacak bu millet.

    isgaldeki hali sakin unutma,
    ataturk e dil uzatma sebepsiz.
    sen anandan yine cikardin amma,
    baban kimdi bilemezdin serefsiz...
  3. gazetelerde yer alan bir habere göre neyzenin değil bir emniyet müdürünün yazmış olduğu şiir
  4. atatürk'e yönelik aşırı iddiaları bırakın, en ufak eleştiride dahi kimi kesimin bu eleştirilere mantıklı cevap vermek yerine söylemeye çalıştıkları, kimi zaman paste ettikleri şiir. yapılan eleştiri dinle alakalı olmasa bile, hatta ateist bir kişiden çıksa bile anlamına bakmaksızın "nası koydum lafı" dercesine verilen gereksiz cevap.
  5. kimi kesimin* icinden gecenleri cok guzel anlatan bir siir. soylenene gore neyzen tevfik yazmis, ancak sonradan baskasinin yazip, neyzen tevfik yazmis gibi lanse ettigi anlasildi. her kimse guzel yazmis, lafi da koymus. bunca serefsiz varken ortada her an heryere dil uzatmaya meyilli, ne kadar da yakisiyor boyle biseyi copy paste* yapmak.
  6. " ...
    çiçekçi bülent ulusoy'un vitrinine ‘‘be hey dürzü’’ başlığı ve ‘‘neyzen tevfik’’ imzasıyla astığı şiir, çoğu kişi tarafından ünlü hiciv ustası neyzen tevfik'e ait biliniyor. ancak üslup olarak neyzen'in şiirlerine çok benzeyen şiir, aslında emniyet genel müdürlüğü'nde asayiş şube müdürü olan mutlu çelik'e ait. çocuklara karşı işlenen suçlar konusunda uzman olan emniyet müdürü mutlu çelik, gerçekte ‘‘cevaben’’ başlıklı bu şiirini 1994 yılında yayınladığı ‘‘yalnızlık pusuda bekler’’ adlı kitabına da koymuş. mutlu çelik'in ‘‘neyzen tevfik'e ait olduğu iddiaları üzerine’’ şiirin kendisine ait olduğunu mahkeme kararıyla tescil ettirdiği de belirtiliyor.
    ..."

    kaynak: http://www.hurriyetim.com.tr/…-t@nvid~268848,00.asp
  7. "türban" kavramı 80'lere/90'lara ait bir kavram olduğuna göre neyzen tevfik'in yazma ihtimali zaten kendiliğinden düşer, bir kere bu açıdan bakılmalı. kaldı ki pek kendisine yakıştırılacak bir şiir(!) de değil, bu kadar da düşmezdi diye düşünüyorum. öte yandan bir polisin yazdığı "atatürk olmasaydı anan orta malı olurdu" temalı bir maniyle laiklik savunuculuğu yapmayı da hiç kendime yediremem, yakıştıramam şahsen.
  8. hatirladigim kadariyla bu siirin sokaklara dusmesi, neyzen tevfik imzasi ile satilmaya baslamasi, sevki yilmaz ve benzeri bir kisim edepsizlerin turkiye sinirlarinin disina cikar cikmaz ataturk'e olabilecek en terbiyesiz sekillerde dil uzatmaya baslamasi ile ayni zamana denk geliyor.

    siirin asiri sert bir dili var, hakaret de iceriyor, peki kime hakaret iceriyor ? bence sevki yilmaz ve kankasi olan, hatta hukumette bile yer almayi basarmis, sinirlarimiz disinda aslan kaplan kesilen, bunlari utanmadan videoya cektiren kisilere karsi hakaret iceriyor. herhangi bir sekilde bunun laiklik ile bir alakasi yok. bu kadar tepkili birseyin yazilmasinda, bu ulkeyi 0 dan yaratmis, halkini esaretten kurtarmis, ne oldugunu yeniden hatirlatip ayaga kaldirmis bir kisiye umarsizca, edepsizce, serefsizce dil uzatan bir kisim cevrelerin buyuk etkisi vardir. tabi bunu bilemeyiz, ama bunu tutup da laiklik savunmalarinda kullanmak gercekten cok cok anlamsiz. bazen insan yazdiklarina tepki alinca tekrar tekrar okuyor onlari ki neden nerden tepki aldigini anlayabilmek icin ve bu siiri her okudugumda da goruyorum ki ya bu olaylara tepki olarak yazilmis bir siir, ya da oyle "ben laikligi savunurum arkadas!" diye ortalikta gezinen birinin elinden cikmis, gosteri amacli bir siir. siir dedigin sey farkli kisilerde farkli duygular uyandirir, ben her okudugumda bu ulkeyi karanliga kendi cikarlari ugruna sureklemek icin elinden geleni yapan, ataturk'e olan minnet borcunu hatirlamak ne kelime, en ufak bir saygi gostermeyip bir de dil uzatan pek cok serefsiz goruyorum. boyle bir gercek var ve bunun laiklikle ve laikligi savunmakla alakasi da yok.

    belki biseye benzemiyor olabilir bu siir, belki agir laflar iceriyor olabilir, ama hedef aldigi sizin oturup tartisabileceginiz laiklik karsiti bir islami gazeteci yazar degil, kutsal gorevini gereksiz yere bilmem kacinci kere yerine getirip hacca gosteris ugruna gitmis ve orda ciglik cigliga ataturk'e hakaret edebilen sevki yilmaz ve benzeri, aramizda yasayan islamiyet ve dini degerleri somuren pek cok suluk. ve bu kisiler de her tur hakareti ve cezayi hakediyor.
  9. isvicreli bilimadamlarinin bir arastirmasina gore 1950lerden sonra yapilan her iki siyasi tartismanin birinde kapak olarak kullanilmisligi olan bir siirdir.

    bu siir dogada tek basina gozlemlenmez. gozlemlenemez. mutlaka ve mutlaka, en az bu kadar mukaddes bir baska soz obegi olan "bu gibi heriflere en guzel cevabi zaten neyzen tevfik vermis" ile birlikte gelir. ayri kullanilmasi halinde "kapaklik" ozelliginden bir miktar kaybeder, kullanan vatanseveri gunluk orgazm kotasini doldurmasi icin baska yollara sevkeder.

    en buyuk ozelligi ise baglamdan * bagimsiz olarak kullanilabilmesidir. alakasiz bir tartismada sadece durzu diyerek karsi cikacaginiza, "senin gibilere en guzel cevap zaten burada verilmis" diyerek copy paste edebilirsiniz. [karsi taraf bunu ayar olarak kabul etmezse zaten otomatikman gerici demektir, savciligin yolunu tutun. giriste nobetciler noluyoruz hemserim, parola nedir derlerse, 5816 deyin, aman ha bunu unutmayin]

    etki alani genistir. resmi kayitlara gore sadece asiri dincilere karsi kullanilmak icin gelistirilmis olsa da, aslen daha buyuk tehlikeler olan pragmatizmi, liberalizmi, objektivizmi sindirmekte kullanilmalidir. hicbir tartisma, tartisma kulturunun adabina uygun olarak yapilmamali, bu ab gudumundeki sevrcilere konusma hakki verilmemelidir. buna herhangi birseyden oturu itiraz eden olursa, hep cebimizde tasidigimiz sevki yilmaz resmini cikarip taslamaya baslayarak dikkatler dagitilmalidir.

    tek kotu yani, ayni tartisma icinde iki kez kullanilamamasidir. bu eksikligin de ustesinden, be hey durzu'yu takiben, "bu konuda en guzel cevabi ataturkun kendisi vermistir" ibaresi ve esliginde yapilan alakasiz bir alintiyla (yeni baslayanlar nutuku kullanabilirler) rahatca gelinebilir.
  10. atatürk'e yöneltilen hasan mezarcı - şevki yılmaz seviyesinde hakaretlerin zıt kutbudur.

    efendim şöyle: terazinin birkefesinde atatürk'ü efendi gibi eleştirmek (hani hiç kimse eleştirilmesine karşı değil ya, hatta asla dogmalaştırılmıyor ya, "ben size hiç bir dogma bırakmıyorum" diyen bu adam.) yerine, olmadık hakaretlerde bulunmak, "veled-i zina/ben veled-i zina değilim" gibi şekillerde gevelemek duruyor. diğer kefesinde de "sen anandan yine çıkardın ama/baban kimdi bilemezdin şerefsiz"*dizeleriyle sonlanan ilerici nazım söylem var. en başta bir siyasi, ideolojik (görünen) tartışmaya orospu çocuğu imasını sokmak ne kadar etiktir. sonra bu kişinin elinde olan, sorumlu tutulabileceği bir şey midir? bu durumda sezercik'i "senin annen kötü kadın" diyerek taşlayan çocuklar haklı mıydı? yıllarca lanet okuduk eşek sıpalarına. kaldı ki sezercik'in annesi de kötü kadın falan değildi, sadece şarkıcıydı.

be hey dürzü hakkında bilgi verin