şükela:  tümü | bugün
  • memleketin guney bolgelerinde daha onceleri siklikla rastlanan bir cesit nufusu dengeleme yontemidir.
    bu islem icin en az bir adet yeni dogmus bebek, bir adet legen, legeni dolduracak kadar ilik su ve ebeveynin delilik oranina gore degisebilen miktar ve (buraya dikkat)tipte tuz gerekmektedir.

    yillar once benim de basima gelmis, anne ve babamin yoklugunu firsat bilen babaanne ve muridleri su dolu legene agzina kadar kaya tuzu bosaltarak bicare beni kendi ic donlarini camasir suyuna bastirir gibi rahat tavirlarla tuzlu suya bastirmis ve bir sure yanmami beklemislerdir. islem sonrasi saatler boyu kizarikligimin gecmemesi ve surekli aglamam sebebiyle hastaneye kaldirilip tedavi gormem de elbette bunun kacinilmaz bir sonucu olmustur. babaannenin anne ve doktor tarafindan siddetle azarlandigini da belirtmeden gecemeyecegim.

    bu aktivitenin hem toplumsal hem de bireysel faydalari bulunmaktadir.
    -yukarida da belirtildigi uzere guney bolgelerinde zaten yuksek olan dogum orani bu ter kokusu onleme aktivitesi sirasinda can veren bebeklerle biraz olsun dengelenmektedir*.
    -deli akrabalarin icindeki siddeti toplum tarafindan kabul edilen bir uslupla disavurmasini saglayip ulkemizin seri katil stogunu minimumda tutmaktadir.
    -bir efsaneye gore bebegin ileriki hayatinda kalici ter veya agiz kokusu sorunlari yasamasina engel olmaktadir. bu efsanenin benim icin dogrulandigini da belirteyim ki bu vesileyle sozlukteki bayanlara selam edebileyim.

    babaannenin diger sevgi gosterileri icin (bkz: bebek poposuna dua dovmesi yapmak).

    not: tuzlamanin sebep oldugu tum tahris o anki tedavi sonrasi giderilmistir.
  • oo cok guzelmis bu!! bebeyi tuzluycan bebek yanip ciyakliyacak sen bunu keyifle izliycen daha guzel bir sey olabilir mi?? para veririm lan ben buna!
  • öyle şey olmaz: (bkz: tadına bakmadan tuz ekleyenler)
  • çok ama çok eski bir ritüel. ne burada dalga geçilmesi bu alışkanlığı değersizleştirir ne de "bilim insanlarının" tuzlamayın, gerekirse biz bebeği hasta ederiz açıklamaları kadim roma'nın (yunan ve daha öncesinde de var ama en çok roma) tuz ayinini anlamsızlaştırır.
    her şey yine antik çağ toplumunda başlıyor. kısaca bahsedersek, yunan sağlık tanrıçası hygieia'nın roma'daki karşılığı salus. salus, sağlık ve bereket tanrıçası. o kadar önemli bir figür ki sikkelerde yer alıyor ve imparatorun (aynı zamanda devletin) refahı ve güvenliğini sağlıyor. imparatorun sağlığı; salus augusti, devletin bekası; salus imperii. yunan adaklarında ritüel sırasında ateşe bir parça tuz atılması, tuzun roma öncesi toplumlardan beri bilinen yiyecekleri koruma özelliği, şeytan (elbette pagan toplumlarda kötü ruhlar) ölünün yanına uğramasın diye tabuta (mezara) bir parça tuz koyma, işte bütün bu tuza atfedilen değerler salus için her yeni doğan bebeğin ağzına bir parça tuz koyulmasına kadar gidiyor. bebek sağlıklı olsun diye tanrıça şerefine ağza koyulan tuz, hıristiyan gelenekte vaftiz suyuna bir tutam (ya da deniz suyu) tuz atılması olarak şekil değiştiriyor. tuzun tanrıça salus için simgesel olarak kullanılması roma'da tuza "beyaz altın" denilmesiyle bile ilgili tabii. ama uzar bu, kısaca tuzlamak geleneği, tuzun değerini yavaşça kaybetmesi ile ve kolayca bulunabilmesi nedeniyle bir tutamdan bir avuca ve tüm bebeği salamura yapmaya kadar gitmiş. bebeği doğduktan sonra (kırkında ya da daha önce) tuzlamak elbette tehlikeli ama bu alışkanlık abartmak ve ritüeli oradan buradan yalan yanlış duymakla da alakalı.

    işin özeti, evet tuzlandım ve kokmuyorum. iyi ki varsın antik roma. kib!
  • (bkz: #16625437)
  • işe yaradığına inandığım inanç. babaannem ben doğduğumda beni tuzlamış. o yüzden kokum falan yok. das parfum deki jean-baptiste grenouille gibiyim.
  • bebekken başıma gelen hadise. tabi hatırlayamıyorum o dönemleri. ama benden öncekiler de tuzlanmış bildiğin. ne var? kokmuyoruz. evet kötü koku asla yok. lakin normal kokum da yok içine tükürdüğümün. kokum yok lan benim. parfüm banyosu yaparsam ancak öyle.
  • annanemin bebekken bana 1 hafta içinde aralıklarla uygulamış olduğu ritüel , müdahale.

    o kadar müteşekkirim ki kendisine , hayvan gibi terlesemde leş gibi ter kokmuyorum , hayvan gibi spor yapıp sadece havluyla kurulanip bir muddet durabiliyorum , yazın gıydıgım t shirtler tek kullanımlık olmuyor ertesi günde üstünde sadece parfüm kokusu oluyor. kotu koktugum donem hatırlamıyorum su an ıcın. cok ılgınc , bılımsel dayanagı yok ama gercek bır durum. akıl sır ermıyor.
  • şunca zamandır yeni öğrendiğim ve beni şoka sokan kavram. korku filmi olsa sırf isminden gişe rekoru kırar.

    (bkz: hayretler içinde şaşırıyorum)
  • (bkz: salamura)