şükela:  tümü | bugün
  • majid majidi nin oscar adayi filmi.
    kardesi zehra nin ayakkabilarini tamirciden alan ali, eve donecegi sirada ayakkabilari kaybeder.babasi olayi ogrendigi takidirde 2 kardeside dovecektir.dolayisiyla ilkokul cagindaki bu iki sirin ufaklik ali nin spor ayakkabilarini donusumlu olarak kullanmaya baslar.
    ayakkabisizlik gittikce daha buyuk sorunlar acmaya baslasada,parasizlik ve caresizlik bu iki kardes arasindaki dayanismayi bozmaz.
    ozellikle zehra nin diger arkadaslarinin sahip olduklari karisisindaki psikolojisi cok hos islenmis.
    zaman zaman tebessum ettiren zaman zaman ic burkan bu iran filmi montreal den odulle donmesinin sasirtici olmadigini kanitliyor.
  • afisinde bulunan bir cift mütevazi ayakkabi ile beni cezbetmis, bu ayakkabilarda mutlaka güzel bir hikaye vardir dedirtmis, söz konusu ayakkabilarin hikayenin temel tasi oldugunu ögrenmemle direk izlemeye tesvik ettirmis ve kendini zevkle izlettirmis film. ufak detaylardan, farkli diyarlardan, kücük hayatlardan hoslananlar icin harikulade bir sey.
  • bir çift ayakkabı ve iki kardeşin öyküsünü anlatan "en iyi yabancı film oscar" adayı olmuş, keyifli ama bir o kadar hüzünlü, izleme süresince bir adres olsa da bir kamyon ayakkabı göndersek deyip durduğum film. leziz bir şey.
  • "a little secret... their biggest adventure!" (kucuk bir sir .. buyuk macera)

    iki kardes arasindaki kucuk bir sir ve onlar icin buyuk bir maceranin anlatildigi muhtesem bir film.

    http://images.amazon.com/…000065v3z.01.lzzzzzzz.jpg
  • bir çift ayakkabının öyküsüdür özette, evet. bununla beraber aslında, hem toplumsal bir yara olarak hem de psikolojik bir vaka olarak fakirliğin, sömürü öğelerine hiç de başvurmadan, çünkü buna gerek duymayacak kadar aşinadır yönetmen gündelik yaşama, anlatıldığı majid majidi filmi. aynı zamanda iki çocuğun yüzlerindeki ifadelerle mükemmele yakın derecede başarılı olarak yansıttığı bir yaşam parçasıdır. eğlence değil sanattır, dramdır ve de saygı duyulası bir şaheserdir.

    güzel bir ahlak dersi de vardır filmin mühtevasında bir ayrıntı tadında ama sanırım artık modern-kapitalist dünyada bu tarz kurallar çok abes kaçıyorlar. yine de hatırlatmak isterim, hoştur çünkü...

    --- spoiler ---
    kız babasına bir bardak çay getirir. baba şeker de ister. (o sırada adamın önünde büyük bir şeker kayası vardır ve elindeki spatulayla onları küp haline getirmek için kırmaktadır.) kız "baba önünde bir sürü şeker var ya" der. bunun üzerine baba
    "bu şekerler kırmam için camiden gönderildi, bizim değiller. sen bizim şekerlerden getir" der.
    --- spoiler ---

    hamiş: yine annemle birlikte seyredebildiğim bir filmdir. bu bakımdan ayrı yeri vardır benim için.
  • hikayesinin güzelliği bir yana çocukların oyunculuğu da baya iyidir. ilerde çocuklarıma zorla izleteceğim filmler arasındadır. (manyağım ben böyle bi liste yapıyorum...)
  • "bir çift ayakkabının hikayesi bu kadar güzel anlatılabilir" cümlesi ile tarafıma tanıtılan ve tarafımca çocukluğun, içimizdekinin, üstü kapalı bilinen bir ülkenin derinliklerinin estetik ve etik kaygılarımızı da doyurarak anlatıldığı su gibi filmlerden biri olarak tanımlanan yapıt. su gibi evet, abisinin ayakkabısının tekinin peşinden can hıraç koşan kız çocuğunun arkadaşının ayağında kendi ayakkabısını gördüğünde hissettiği öfkeyi ben de hissettim; tüm koşu yolunu o küçük çocukla birlikte ben de koştum. derinliğini suyun yüzeyini en iyi biçimde yansıtmasından alan bir film 'cennetin çocukları'.
  • izlemek için beklediğim bir filmdi. görsel anlamda beklentimin altında diyebilirim fakat oldukça can yakan bir yoksunluk hikayesi. sade, basit, apaçık.
    fakirlik zaten bizzat toplumsal birçok gidişata işaret eden bir şey olduğundan, fazlasıyla insanların gozune sokulan mesajları yok bile sayılır. gundelik hayat içinde açığa çıkan ayrıntılar gozunuze batmıyorsa yönetmenin vereceği fazla bir şey kalmaz sanırım.
    kardeş sevgisi ve dayanışması, iyilik arzusu ve içten gelen duygularla iyilik açığa çıkarmak gibi bazı doğal sonuçları olan bir hikâye. çocukların gözlerinin dolduğu her sahnede gerçek bir cennet ideali içine girmemek imkansız. bir çocuğu uzen her ne ise, o şeyin değişmesi için bizzat çocuğun çırpınması çok acı bir bedel bence. yoksunluğun bedeli.

    --- spoiler ---

    babasıyla ilk defa şehre giden ali'nin (9) zengin malikanelerinin ziline iş aramak için basıp beklerken megafondan gelen sesi ilk duyduğunda yuzunun aldığı korku ve şaşkınlık ifadesi fakirlere sadece fakirlere ait bir yüz ifadesiydi.

    --- spoiler ---
  • yönetmenliğini mecid mecidi'nin yaptığı, asıl adı "bacheha-ye aseman", ingilizcesi "children of heaven" olan, kardeşinin tamire götürdüğü ayakkabısını kaybettiği için kendi eski ayakkabısını kardeşiyle ortaklaşa kullanmasına rağmen bunun çözüm olmadığını gören bir çocuğun halinden, fakirliğin ne olduğunu bize bir kez daha hatırlatan 1997 yapımı bol ödüllü bir iran filmi.
    http://www.cinemajidi.com/