1. bugün itibariyle ülkemizde gösterime girmiş filmdir. jane austen'in yaşadığı aşkı ve bunun kitaplarına -özellikle de pride and prejudice 'a- nasıl ilham verdiğini anlatan bir filmmiş rivayetlere göre. anne hathaway'e temkinli yaklaşsam da pride and prejudice-sever bir insan olarak gidip izlemek farz oldu.

    edit: gidip izlemiş bir insan olarak diyebilirim ki özellikle ikinci yarısı itibariyle tam bir kırık aşk hikayesi. pride and prejudice’tan aşina olduğumuz herşey bu filmde de vardı. yine aynı ingiliz kırsalı, yine benzer karakterler –kızlarını evlendirmeye çalışan sıradan anne, iyi huylu ve akıllı kızlar, kendini beğenmiş ve alternatif olarak boş kafalı damat adayları- , balolar, dans sahneleri vs... pride and prejudice’i jane austen’ın kendi hayatından yola çıkarak yazdığı söylenmek isteniyor tamam da gerçekten bu kadar benzerlik var mıydı, yoksa bu benzerlik romanın popülaritesinden yararlanmak için özellikle mi abartıldı bilemiyoruz. herşeye rağmen sevmediğimizi, ikinci yarıda gözlerimizin sulanmadığını söylersek yalan atmış oluruz. şurası kesin ki uyanık hollywood yapımcıları bizim gibi seyirciler oldukça jane austen’ın kendi hayatından da romanlarından da daha çok ekmek yiyecek. romans sevenlere, şöyle güzel bir aşk filim olsa da izlesek diyenlere tavsiye ediyorum. anne hathaway’i de beğendim, the princess diaries gibi filmlerden buralara terfi etmiş olması takdir edilesi, ayrıca ingiliz aksanı da yakışmış (zaten kime yakışmaz ki?!)
  2. hanım hanımcık, mantıklı kızımızın serseri erkege ilgi duyması, karsılıklı atısmalarına ragmen asktan kacamamları, dans ederken surekli birbirlerine laf atmaları gibi kliselerle dolu olmasına ve pride and prejudice a cok fazla benzemesine ragmen muthis ingiltere tasrası manzaralarıyla (yesiller, sarılar, kırmızı yapraklar, kocaman agaclar, sevimli evler falan) ve duygusal sahneleriyle izlemeye deger bi film...tabi jane'in guzel elbiselerini de unutmamak lazım. tullu falan ne guzellerdi yaa..

    --- spoiler ---
    jane bunalmıs bi sekilde dans ederken tom'un aniden karsısında belirmesi, tom'un kızına jane'in ismini vermesi filmle ilgili hos sıcak detaylar bence. tum film boyunca ısrarla tuttugum minik gozyasları nedense sona dogru baslayan operayla birden bosalıverdi ve filmin yurek burkan canınıza okuyan son sahnelerine kadar devam etti. yıllar sonra bile birbirlerine oyle bakabilmeleri cok acı. haksızlık bu yaa...
    --- spoiler ---
  3. son zamanlarda izlediğim en adam gibi film. jane austen'ın hayatını merak eden bünyelere ilaç gibi gelmiştir.. hele ki kitaplarını okumuş, pride and prejudice'ü arka arkaya izlemiş aşk filmi delisiyseniz mükemmel bir aşk filmi bekliyor sizi.. ağlattınız ulan beni sinemada!..
  4. türkçe'ye, mot a mot bir şekilde, "aşkın kitabı" olarak tercüme edilmiştir.
  5. pride and prejudice ve sense and sensibility kitaplarını okumamış yada filmlerini izlememiş biri için bir çok ayrıntının sadece öylesine geçeceği filmdir.

    çünkü pride and prejudice'da ki elizabeth bennet aslinda jane austen'in kendisidir yorumu çok geçerlidir ve belki de bu nedenle jane austen rolu öncelikle keira knightley'e teklif edilmistir.
  6. jane austen'in elinden çıkma ne var ne yoksa okumuş, hatta bazılarını pekçok defa okumuş, hayatını daha önceden wikiden şurdan burdan araştırmış biri için, mükemmel bir gece geçirmeye vesile; içinde pekçok klişe olmasına (dans atışmaları, uzun bakışmalar, aşık kavgaları vs vs) rağmen bunların batmak bir yana, izlerken gülümsettiği, hatta güldürdüğü leziz film.
    çekimlerin çok başarılı olduğu kanısındayım; kırsal kesimin - benim çok beğendiğim - doğası filme güzel bir tablo gibi oturmuş; o zamanın ingilteresine ait detaylara çok dikkat edilmiş ve aksanlar muhteşem çalışılmış.
    ayrıca da anne hathaway ın keira knightley den kat be kat doğru bir seçim olduğu kanısındayım, rolüne oldukça oturmuş buldum kendisini, oscar'lık bir performans olmasa da.
    ayrıca da belirtmeliyim ki, her ne kadar film ağırlıklı olarak pride and prejudice'a gönderme yapıyor ise de, diğer eserlere de göndermeler içermekte, kitapları okuduysanız bunları hemen fark ediyorsunuz; film daha da anlamlı bir hale geliyor sizin için.

    --- spoiler ---

    benim için filmin en heyecan verici noktası, en sonunda mr. wisley'in "..., it is a truth universally acknowledged." demesi idi; akıl hemen defalarca üzerinde el gezdirilen ilk sayfaya, okunan o ilk cümleye gitti; "it a truth universally acknowledged that a single man in possession of a good fortune must be in want of a wife." - jane austen, pride and prejudice

    --- spoiler ---

becoming jane hakkında bilgi verin