şükela:  tümü | bugün
  • 15 ay uzun dönem askerlik yapmış birisi olarak yazıyorum. öyle vatan, millet, sakarya edebiyatına da girerek yazacağım.

    peşinen söylüyorum, teskerem hakkari-çukurca'dan.. hem de ırak sınırına 2 km..

    acemi birlik konya hava savunma, usta birlik kayseri komando tugayı.. hem de 'komando olamaz' raporuyla.. 100 küsür kiloydum.

    son 130-140 günüm kalmış.. 4. kolordudan emir gelmiş hakkariye gidilecek.. bizim bölük gidiyor. ama gönüllülük esas.. 60 askere tek tek soruluyor "hakkariye gelir misin?" diye. bana sormalarına izin vermedim, seve seve dedim. (vatan, millet, sakarya hesabı)

    sonra kendi devrelerimi topladım.. kendilerinden 3-4 yaş büyük olmamdan dolayı sever, sayarlardı beni. "izmarit toplamaktan, sabah akşam içtimadan, abudik gubudik nöbetlerden sıkılmadınız mı?" dedim. "şafak küfrederek atıyor, gidelim kafalar rahat olur en azindan hareketlilik olur" dedim ve hepsini ikna ettim.

    hakkariye gittik..
    ama ne gidiş?
    van ktm'sinde hayvani muameleye maruz kalıyorsun.. askerim ulan ben, ranza tekmelemek, bir mal gibi oradan oraya götürmek nedir.. neyse, sabah 4de yola çıkılacak.. bindik otobüslere, otobüsü kullanan elemanda bir tip var yolda görsen yol değişirsin, özel harekatmış ama..

    hakkari'de depin'i falan geçtik bir alt geçite geldik.. otobüsler daha gitmeyecek kirpilere bineceğiz. dağlarda, tepelerde özel harekat var. helikopterler falan sürekli uçuyor çevre güvenliği için. haliyle az biraz yusufluyorsun. neyse bindik kirpilere git allah git.. sonunda geldik bizim üst bölgesine. kavuşak üst bölgesi.. pis bir yerde.

    kirpilerden indik, ebemiz iflahımız sikilmiş.. karlar daha erimemiş botla yürüyemiyorsun resmen, çamura batıyorsun sürekli. bize tırları ve askeri araçları boşalttırıyorlar. çadırlar kuruluyor falan.

    akabinde düzen kuruluyor. orada psikoloji çok farklı.. herkes korkuyor ama herkes en cesur. komutanlar ego patlaması yaşıyor falan filan.

    operasyon bölgesine gidilecek.. herkes çekiniyor. ailemden hakkaride olduğumu saklamıştım. nasıl söylerim mk? neyse uzmana dedim ki, komutanım ben sizle gelirim operasyon bölgesine. ertesi günü 16-17 asker 4 uzman gittik. orada da yerleşik düzen var ama her sabah kanas mermisi ile uyanıyorsun.

    haliyle korkan askerler oluyor. 16-17 askerden 7-8 kişi kaldık. f16lar arada dağları vuruyor, teröristler her gün operasyon bölgesindeki bayrağa ateş ediyor falan. tam adrenalin merkezi mk..

    bir gece.
    saat 03:49..
    çatışma sesleri hemen dibimizde.
    bir şehit..
    iki yaralı...

    işte o an kendine, ne işin var burada diyorsun? şu an saat 4 bile değil.. o şehitin anne babası uyuyor.. sabah uyanıp kahvaltı yapacak oğullarının şehit olduğundan habersiz.
    dibe vuruyorsun sen de..
    herkes ağlıyor o an.. sen de.
    yaşadım, biliyorum.

    2-3 terörist görür takip ederdik dürbünle.. bunlar mı ülkeyi bölecek derdim. dertleri ülke bölmek değil ki, savaşmak istiyorlar. bölemezler de, iki el sıkıp kaçıyorlardı..

    neyse, askerliğin en boktan anlarını yaşadım. süpürge varken ellerimizle yerden çöp toplattılar. sürüne sürüne sigara izmariti topladım sigara içmediğim halde.

    şehit gördüm, gazi gördüm, teröristin ölüsünü dirisini gördüm. yüzlerini halen unutamam mesela..

    şimdi çıkıp bana para verseler askerlik yapmam.. insan hayatındaki en gereksiz şeylerden birisi. boşuna yani, gidip pişman olmayan görmedim. o botları giydiğin an ordunun malısın ve harbiden mal muamelesi görüyorsun. iyi yanları elbette var. ama para verilip 21 gün bile yapılmaz.
    ben bir daha yapmam mesela, vatanseverlik edebiyatına da gelmem. gönüllü olarak sınıra 2 km uzaklıkta nöbet tuttum, şimdi çıkıp buralarda artistlik yapanlar rahat rahat uyusun diye.

    varsa paranız verin bedelli yapın.. siktir edin size askerlik üzerinden ahkam kesenleri.. kendilerine para verseniz yapmazlar.
  • bu başlıkta daha önce yazdım, uzun dönem askerlik yaptığım halde desteklediğim askerlik türüdür.

    bilal'e anlatır gibi anlatayım.
    100 küsür kiloyum giderken. doktor "komando olamaz" raporu veriyor.
    acemi birlik konya..
    usta birlik kayseri komando tugayı.
    birliğe teslim oldum. komando olamaz raporundan bahsetmiyorum dosyada gelecek diye. sonra demesinler korktu, komando olarak yapmak istemiyor demesinler falan. hani her türk asker doğar ya o hesap.

    ilk eğitimde bayıldım. gözleri açtım hastanedeyim. müşade altında tutuyorlar. bölükte herkes 8-10 barfiks çekiyor, ben sıfır. herkes 50 şınav çekiyor, ben 5-10. o derece vahim durumdayım.
    ama komutanların zikinde değil.

    bir asker botumu çalmış (bot değiştirme derler) bende bulduğum botu giydim. mantar bulaştı ayağıma 2 sene geçti hala uğraşıyorum. neyse 1 hafta terlik istirahati verdiler. bölük techizatsız 5 km koşacak, komutan bana diyor sende koş. "komutanım terlikle nasıl koşayım" dedim diye sen nasıl askerlik yapıyorsun lan dedi bana. hem de uzman çavuş daha kazığı bile yok. ağzını burnunu kırmak istiyorsun orada ama yapamıyorsun. otların dikenlerin içinde ördek yürüyüşü yaptırdı bana terlikli halimle. o derece askeri sever, sahiplenir komutanlar.

    birisinin odasına girip tekmil verirsin, kolun neden 90 derecelik açı yapmıyor. çık ağaçlara selam ver der. birisi çıkar esas duruşunu beğenmez karın ortasında bir saat ayakta tutar seni.

    neyse..
    burada yazılan vatan millet sakarya muhabbeti bende de var tabii. hakkariye gidilecek, gönüllülük esas. komutanın odasına girdim, komutanım gelmek istiyorum dedim. oğlum kalmış 130-140 günün ne işin var orada diyor. şimdi düşününce evet haklı amk diyorsun.

    gittim.
    burada vatan millet sakarya, bedelli askerlik herörö merörö yazanlar geceleri daha rahat 31 çeksin diye saatlerce nöbet tuttum.

    şehit verdik.
    gazimiz vardı.
    ölümden ziyade televizyonlarda altyazıda isminin şehit oldu diye geçmesinden korkuyorsun orada. pisi pisine hem de.

    terörist görüp ateş etmezdik, emir böyle. onlar bize iyi sallıyordu ama. kanas mermisinin sesi öyle siniyor ki hafızana annenin babanın sesini unutuyorsun.

    neyse iyi kötü bitirdik.. son 12 gün. teskereciler ktm'ye van'a gidecek. hepimiz siviliz. bizi sivil transitlere bindirdiler. transitteki adam açtı son ses kürtçe ve gerilla şarkıları dinletiyor. bi tane komutan yok. neyse silahların emniyetleri açtık, korkuyorsun haliyle. normal yoldan saparsa vurucaz şoförü diye içimizden geçiriyoruz. derken özel harekat helikopterlerini ve dağlardaki jöh'leri görünce rahatladık.

    van'a geldik.
    birinci derece terör bölgesinden geldik hem de. psikolojiler bozuk. hepimiz siviliz teskere tarihini bekliyoruz. orada bize hayvan muamelesi yapılıyor. tuvalet temizletmeler, koğuş yıkatmalar, yerli yersiz içtima ve mıntıkalar. bunlar şafak 3-5 derken herkesin zoruna gider.

    koğuşlarda değil gece dışarda gazete kağıtlarının üzerinde yattık 10 gün. vatan borcu ödüyoruz güya. birliği arayıp komutana söylüyoruz "oğlum sıkın dişinizi" diyor. daha telefonlara bakmıyor.

    şimdi ben bunca şey yaşadım bir başkası neden yaşasın?
    tuvalete sıçmaya elinde taşla girip o taşla götünü silen adamla nöbet tutunca vatanı korumuş oluyorsun yani sevgili suser?

    askerlik basmakalıp düşüncelerle oluşturulmuş bir tabu. aslanın kediye boğulduğu yer denir. aynen öyle..

    imkanı olan/olmayan herkes bedelli yapar umarım. olan versin olmayan kredi çeksin ama hayatının en güzel zamanlarını o botlarla geçirmesin.

    anekdot: askerliği yapanlar bilir en meşhur söz "en iyi askerliğin amına koyayım"dır.

    e: kedinin aslana değil, aslanın kediye boğulduğu yerdir.
  • 30 bin lirayi verdikten sonra, tsk'nin böyle bir ajanda olsun, şapka olsun, tsk anahtarligi ya da ne bileyim işte model uçak falan vermesini beklerim ben.. sonuçta para veriyorsun arkadaş.. anı kalsın tsk'dan nacizane bir şekilde.. 30bin lirayi verdik hala eşantiyon peşindeyiz anasini satiim.
    "marslarimiz" cdsi de olabilir..
  • kasım celbine kadar netleşmesini beklediğim, ona göre karar vereceğim askerlik çeşidi.

    vatanseverlikten, milliyetçilikten falan bahseden bazı insanlar var. çıksa da yine askerliğe gideceğini beyan eden insanlar, elinde olsa tekrar gidecek gözleme sever cahiller. eşimin babası asker olduğu için soğuk bakıyorlar ailecek bu olaya, hatta eşimin de istemeden etkilendiğinin farkındayım bu fikirlerle, kendi ağzından bedelli lafı çıkmıyor bile çünkü. bunu, bu konunun hiçbir zaman açılmamasından ve açıldığında hemen kapanmasından anlıyorum, genelde istenmeyen şeylerde öyle oluyor. neyse ne amk.

    şöyle bir durum söz konusu, 27 yaşında ve evli bir insanım. o insanların çok şaşırarak anlattıkları kötü yemek, koğuş hayatı vb. tarzı olaylara liseden az biraz alışığım. sorun şu ki, bu yaşa kadar kaçmış bir insan, artık ne lisedeki durumu ne de onun daha travmatik üst düzey versiyonlarını sergileyebilecek askerlik anılarını kaldırmak zorunda değil.

    - 40 kişinin yaşadığı ve bunların çoğunun cahil olduğu, evet düpedüz cahil olduğu bir koğuşta, cüzdanını boynuna asarak uyumanın,

    - osuruk, ayak, ter kokusu eşliğinde uyuyup uyanmanın,

    - senden daha önce sadece o kapıdan giriş yaptığı için, üst devren olduğu için, türlü türlü işkencelere (mecazi anlamda), anlamsız diyaloglara ve emirlere maruz kalmanın,

    - sabahın köründe kalkıp kendi içmediğin izmaritleri toplamanın, yaprakları falan süpürmenin,

    - bir tane embesil yüzünden izninizin iptal olup karınızın ve belki de çocuğunuzun yüzünü görmenizin engellenmesinin,

    - birlikteki kendini bilmez egosu tavan yapmış komutanın, dışarıda görsen yüzüne bile bakmayacağın yüzbaşıların, kendilerinde seni azarlayıp aşağılayabilecek hakkı bulmasının,

    - leş gibi kokup duş alamamanın,

    - oradan döndüğünüzde artık bambaşka bir insan olma ihtimalinizin mantığını bana kimse açıklayamaz.

    askerde delirip karıncalarla konuşmaya başlayan adamlar var lan. kendi arkadaşı tarafından atış taliminde veya silah temizlerken vurulup sakat kalan adamlar var. sadece orada size attırdıkları 5 tane kurşunla vatansever olunmuyor küçük türkeşler, madem vatana millete hayırlı adam olmak istiyordun diplomat olsaydın, askeriyeye girseydin lisede amk.

    adam nöbet tutmayı milliyetçilik sanıyor ve bunu burada gözü kapalı savunabiliyor.

    2014 senin neyine!
  • askerden önce karşı olduğum ama askerden sonra tamamen desteklediğim askerlik tipi.

    askerliğimi kısa dönem olarak, iskenderun'da yaptım 5 sene önce...

    bir gün güneşin altında 45 derece sıcağın altında eğitim yapıyorduk.
    benden 5 yaş küçük 2 astsubay, başımıza 1 usta asker dikip eğitim! verdirirken kendileri gölgeye sandalye çektiler.

    10-15 dakika sonra, fizik öğretmeni olan balıkesrili bir arkadaşı çağırdı bu 2 velet astsubaylar.
    bir soğuk su, 2 dondurma ısmarladılar.
    koşa koşa gitti bizim arkadaş.
    45 derece sıcakta, güneşin altında hiç durmadan, tam 2 saat su molası bile vermeden eğitim alırken!
    bu 2 yeni yetme astsubayımız, karşımızda dondurmalarını yiyerek, buz gibi sularını içtiler, gölgede oturup şakalaşarak..

    işte tam da bu yüzden dostlar, vatan sevgisi bir yana, böyle insanlıktan nasibini almamış adamları görmemek için bile yapılır bedelli askerlik.
  • askeriyedeki en meşhur söz "en iyi askerliğin amına koyayım" iken, bedelli bekleyenlere bok atma çabası neden? askere giden, o botu bağlayan herkes söve söve yaptı lan.

    ben dün bir entry yazdım sövenler, övenler, tskya bok atıyorsun diyenler yeşillendirdi.

    ben ne tskya bok atıyorum, ne de insanları askerlikten soğutuyorum. yaşadığım olayı anlatıyorum.

    28 günlük temel eğitim alıp terörist saldırısı olduğunda çadır aralarında korkudan ağlamış asker gördünüz mü?

    burada askerliği kurtuluş savaşındaki dönem gibi gören insanlar yoktur sanırım. askerlik günümüzde vatan borcu olduğundan kutsal görünüyor.
    ben, vatan borcumu vatan millet sakarya edebiyatıyla yaptım. öyle ki hakkariye gönüllü gidip dönene kadar aileme haber vermeden yaptım hem de.. sadece abim biliyordu, ona da şehit olursam haberini sana verirler diye söyledim.

    siz hiç sağınızdan solunuzdan geçen kanas mermisinin sesini biliyor musunuz?
    operasyon bölgesinden üs bölgesine yürüyerek iner, yürüyerek çıkardık. allah şahidim, öyle yerlerden geçiyorduk ki, hani ayağın kaysa anca bordo bereliler iner o yamaca seni çıkarmak için. kafanda kompozit, sırtında çanta, hücum yeleğinin her cebi şarjör dolu, elinde hk33 ya da g3 ile 2-3 km sivil hayatta para verseler yürümeyeceğin patika yollardan geçiyorduk. subay yahu, mesleği bu o bile küfrediyor askerliğe. sen nasıl seveceksin?

    türkiye'de 81 tane il olduğunu bilmeyen, başkent ne demek bilmeyen, hayatında hiç tuvalete sıçmamış, kıçını hayatı boyunca taşla silmiş saf insanlar görüyorsun. öyle ki nöbetlerde sana hayalini kurduğu şeyleri anlatıyor. ulan ben bu hayatın içinden geldim al senle çapraz tutuştayım diyorsun içinden ama çocuğa engel olmuyorsun, anlatınca mutlu oluyor çünkü.

    askere giderken kimseye sormadan gittim. seve seve gittim, söve söve yaptım. gittiğime pişman olmadım ama neden yaptığıma anlam veremedim.
    bir askerin yaşamak istemediği her bi boku yaşadım.
    asker askeri zikiyor başka taburda cezasını tüm tugay çekiyor.
    asker askerle kavga ediyor cezasını tüm tabur çekiyor.
    asker telefon yakalatıyor cezasını tüm bölük çekiyor.
    soruyorsun neden? disiplin için, başka kimse yapmasın diye.
    kendini bilmez birisi sevgilisiyle tartışıyor iki el ateş ediyor havaya hayde bir ay çarşılar kapalı. neden? o yaptı herkes cezasını çekecek. gidip çocuğa "olm senin yüzünden çarşılar gitti" dedi diye birisi çocukla kavga ettiler askerliği uzatıldı.

    kayseri'deyken nöbete gidiyorsun, sana bir gaz veriyorlar sanıyorsun ki memleket senin sayende rahat uyuyor. ama halbuki şarjörün bile yok, biri gelse kafasına yerden taş alıp atacaksın.

    hakkari'de öyle değil ama.. götün yiyorsa uyu, kimseye güvenemiyorsun ki. ibnelerde hiç boş durmuyor, habire bak burdayız diyorlar.

    şimdi burada çıkıp "ulan bedelli nedir hıamına vatan hainleri sizi" edebiyatı yapanların neden subaylık, astsubaylık, uzmanlık ya da paralı askerlik yapmadıklarını merak ediyorum. askerlik yan gelip yatma yeri değildir dediler ülkenin öteki ucuna gittim, o gazla.

    şimdi arabesk geliyor bu laflar, ulan tek sen mi askerlik yaptın diyenler falan oluyor hatta arada sövüp sikimsonik mesajlar yazan oluyor. hani askerler nöbet tutuyor da toplum rahat uyuyor diyorsun ya sevgili suser, 2012 yılında sen rahat uyu diye ben nöbet tutuyordum o para verseler gitmeyeceğin dağlarda.

    seferberlik durumu olursa bir gün itinayla silah bakımı, atışı, tanımı yapacak kadar da bilgim var. bunu bildiğim için kendimi şanslı falan da hissetmiyorum.

    burada ahkam kesenler hayatlarında hiç silahla vurulmuş insan ölüsü gördüler mi acaba?

    bir keresinde bir terörist teslim oldu.. komutan tüm askerler görsün bu piçi dedi. ben vatan millet sakarya demiş hakkariye gitmişim. giderken kafamda neler kuruyorum. içimden diyorum ki komutan "oğlum vur şunu" dese sarjörü kafasına bosaltırım. teröristin yanına gittik. yemin ediyorum böyle bir tip böyle eşgal yok. ne insana benziyor ne başka bir şeye. değil mermi sıkmak yüzüne bile tükürmezsin. baktım öyle içimden silahı doğrultmak geliyor, sonra silahı alırken "allahım bana bunu kullanmayı nasip etme, ölü ya da diri birine doğrultturma" diye ettiğim duayı anımsıyorum. o an şunu diyorsun kendine "burada ne işim var ve ben ne yapıyorum?".

    vatanı korumuyorsun, vatanı bölmeye çalışan yok. ankara'dan emir gelmediği sürece karşında ateş edene ateş edemiyorsun. illa o seni vuracak, sen onu vuramazsın.

    urfalı bir çocuğa "şimdi karşıdan terörist ateş ederek gelse ne yaparsın?" dedim. ben ateş etmem dedi. niye lan gebertecek belki bizi dedim. "ateş eden ya eniştemse" dedi. heh nöbet tutuyoruz bi de elemanla. elemanı orada dövsen ne? gidip komutana şikayet etsen ne? komutanlar zaten biliyor, sen de nöbette öğreniyorsun.

    askerlik mantığın bittiği ve bir o kadarda başladığı yerdir.

    uzun lafın kısası, vatan millet sakarya edebiyatıyla askerlik yapılmıyor artık. öyle vatan koruyorum, şunu yapıyorum falan hikaye. 5-12 ay ailenden ve hayatından kopuyorsun sadece.

    ilerde oğlum olursa asla yollamam. bir daha da asla yapmam, para verseler de yapmam. anca seferberlik durumu olursa giderim o da bir şartla, önden milletvekili ve bakan çocukları gidecek.
  • kendi bedelli askerlik serüvenimi anlatarak kimilerine umut olurum belki diye yazıyorum bu yazıyı. dikkat etmeniz gereken şey şu ki ara sıra ironiler olacaktır. bu yüzden okuduğunuzu doğru anladığınızdan emin olun.
    ben 30una merdiven dayamış biri olsam da ailemin en küçük bireyiyim. abim var 44 yaşında. 93 95 yılları arasında yaptı askerliğini. 18 ay. eğirdir dağ komando okulundan çıkıp haritada yerini bilmediğim yerlerden telefon edermiş. biz ankarada diye biliyoruz ama meğer adam türkiyenin doğusunda birçok yere gitmiş gelmiş operasyon nedeniyle. abim 95 gibi geldi askerden çok şükür. yalnız eski abim değildi. agresif, her şeye parlayan, eksi sözlük bi siki begenmeme tayfasının sofrasından kalkmış gibi bi hale büründü.
    ben 8 yaşına kadar çiroz gibi bi çocuktum. abim askere gitti, dağıtıma geldi başladı benim yememle dalga geçmeye. böyle yiyerek sen adam olamazsın filan diyor. ağır geliyor bana da. çocuğum ama serde erkeğiz ya...
    neyse efendim bu adam beni diliyle, sarsılmaz komando iradesiyle obez yaptı. bunlar olurken benim bi boktan haberim yok ama. ara sıra abime kızıyorum filan ama etle tırnak gibiyiz çabuk unutuyorum. bu arada benim üniversite bitti. gittim şubeye dediler obezsin seneye kilo ver tekrar gel. ertesi sene 5 kilo daha alıp gittim vay arkadaş der gibi bakan tabip albay seneye gel bi daha dedi. en son bu sene gittim tabii bi 5 kilo daha alarak. bu sefer öyle kolay git filan demediler. 2 hafta askeri hastanede staj yaptırdılar resmen. son gün abimle gittik. bana raporumu verdiler. seferde ya da barışta elverişli değildir. çürük de demiyor adamlar çok nazikler artık. çıktım dışarı elimde rapor baş parmaklar kırmızı. 30 senelik abimin yüzünde daha önce hiç görmediğim bi gülümsemeyle karşılaştım. çok şükür kurtuldun dedi. ama öyle bir şekilde söylüyor ki adam pamuk gibi oldu bi anda.
    sonuç olarak abim eski bir splinter ustası gibi tam 20 sene emek verdi ve kendi kazanamadigi savaşını benimle kazandı. bunun için 20 sene verilen emek bir kenara obez olmak için harcanılan para bu bedeli ödemiştir sanırım devlete. sikimsonik bir aygıt olan devlet 21. yyda hala vatandaşını sikilecek enayi gibi görmekte ve biz cürmümüz kadar bir savaş verebilmekteyiz.
    askeri hastanenin bahçesinde pamuk gibi olan adam hastane dışına çıkar çıkmaz hulka dönüştü tabii. 2 aydır yoğun diyet ve egzesizle yine iflahımı kesiyor. 2 ayda 14 kilo verdirilir mi lan... hiç acımıyor :)
  • gitmicem gitmicem
    canım değil mi gitmicem
    kuruyup gitsede gitmicem
    inat değil mi gitmicem
    ıh ıhh gitmicem
  • aslında herkesin yaptığı askerlik türü. hepimiz bir bedel ödedik, öyle ya da böyle.
    bana mesela hiç tanımadığım bir komutanın hiç tanımadığım karısı sadece oradan geçiyorum diye koltuk taşıma emri verilmişken evlerine, beşinci kata ve asansör yok yani, zaten daracık merdivenler ve bana şöyle dedi;

    "insan gibi taşısanıza şu koltuğu hayvan herifler sağa sola vurup durmayın"

    bence ben bir bedel ödedim.

    kaçan sağolsun.
  • ben yaptım. burdur'da, 21 gün.

    hiç unutmuyorum, kantine gidip, şu ünlü şafak defterinden almak istedim. kantinin sorumlusu da onbaşı bir çocuk. dede. "toprağım, bana bir şafak defteri versene", dedim. durdu, baktı. "sen kısa dönemsin ve şafak defteri istiyorsun, he mi?" diye sordu. "he" dedim. yanındaki elemanı çağırdı. "şuraya bir on dakika bak da, şu ibneyi bir sikip geleyim" dedi.

    beni fena dövdü. durdu, dinlendi. sonra yine dövdü. öyle güzel vuruyordu ki, ses de çıkartamadım. devrem, dayak ile sanatı birleştirmiş. güzelce dövdü beni.