şükela:  tümü | bugün
  • plato'dan, sahibinden ve oğlundan zerre hazzetmem. rüzgar çetin'in de işlediği suçun cezasını çekmesini her şeyden çok istiyorum.

    aylardır ara ara zaten bu durumu herkes dile getiriyordu. tahliye kararından sonra ise ayyuka çıktı. toplumda bir canın bedeli olur mu tartışması başlamış, almış yürümüş. evet, toplumda bir canın bedeli, kan parası vb. şeyler olmaz. bir kabahatte ihmali olanlar cezalandırılmalı. para her kapıyı açmamalı. herkes eşit muamele görmeli.

    değil mi?

    ama uyanın millet. sizin de canınızın bedeli var ve her gün saat 00.00 olur olmaz bedelli askerlik başlığında eli kulağında entry'ler giriyor bazılarınız.

    herkes eşit derken bazılarınızın daha eşit olması için siz de paranızla bazı kapıları açmaya uğraşıyorsunuz. bu yapılanın adını ben koymuyorum, siz koyun.

    istediğiniz şey eşitlik değil. bu toplumda menfaatçilik var, eşitlik yok. bilmem kaç milyon lirayla yaratılan eşitsizlikle on beş yirmi binle yaratılan eşitsizlik arasında fark yalnızca meblağ. birkaç milyonla bunu başarabilenlerin sayısı birkaç taneyse birkaç on binle bunu yaratanların kalabalık olması savlarını doğru kılmaz.

    (bkz: argumentum ad populum)

    olayların içerikleri bire bir aynı olmak zorunda değil. iki konuda da adaletsizliğe zemin hazırlayan devlet, menfaatini her şeyden üstün tutan bizim gibi insan yığını.

    savını küfür etmeden, hakaret etmeden anlatmayı beceremezler bir de. meramını düzgünce anlatan, bedelli askerlik yerine zorunlu askerliğin kaldırılması için uğraşanları tenzih ederim. bunun mümkün olmadığını düşünüp o zaman menfaati için bedelli isteyenlere de adalet bir gün gerekir umarım. adaletin bedelini onlara sorarız.

    edit: red herring fallacy falan denmiş. konunun insan hayatı, cinayet, kusurluluk boyutu sabit. niye böyle bir adamı savunayım? açın bakın eski entrylerime. bu olayda da fark edemediğiniz şey menfaatçiliğin bu ülkede kol gezdiği ve ülkedeki tüm adaletsizliğin temelinde bu kofti menfaatçiliğimizin olduğudur. tartıştığımız konu da budur.

    bedelli askerlik geldiğinde de sizin kara kaşınıza kara gözünüze gelmeyecek. faydalanabilecekler sepetine kaç tane nüfuzlu yakınının girdiğine, yani nüfuzluların menfaatine bağlı olacak muhtemelen. siz kamuoyu yaptığınız için değil.
  • saçmlamanının dibine vurmanın tanımıdır aynı zamanda.

    bedelli askerlik vs cinayet.

    evet bakıyorum da aynı.
  • askerlik yapmak zorunluluk fakat adam öldürmek zorunluluk değil diyerek çürütülebilecek önerme.

    ben bana zorla dayatılan askerlik için işimi, gücümü, ailemi, yaşantımı geride bırakıp 6 ay/12 ay yat kalk eğitimi almak yerine bunun profesyonel olarak bu işle ilgilenen kişiler tarafından yapılmasını savunuyorum. buna karşın üstüne bir de garip şekilde para ödemek için neredeyse dua edip yetkililerin ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorum.

    oysa sinan çetin, oğlu suç işlediği halde parayla irade değiştirtmiş, kamu vicdanını zedeleyici kararı verdirmiştir.

    bu iki farklı olay arasındaki farkı göremiyorsanız bunun sebebi ikisini kıyaslayacak bile benzerlik bulamamanızdan kaynaklanması gerekmekteydi oysa ki.
  • bedelli askerlik diyerek halkinin parasi olan kismini ustun tutup parasizlarin en azindan omrunden calmak hicbirimizin degil, devletin sucudur.

    ote yandan, zorunlu yapilan bir seyi istememek ile yaptiginiz hatanin sonucuna katlanmak apayri seyler.

    ek olarak: (bkz: siktin analojiyi eyledin viran)
  • uzman askerlik diye bir şeyden haberi olmayan, zorunlu askerlik görevini yapan herkesin öldüğünü sanan birini rahatsız eden konu.
  • saçma sapan bir benzetme.

    adam öldürüp, para vererek cezadan yırtmakla, para verip askere gitmememekteki tek benzerlik 'para'

    bedelli konusunda bir eşitsizlik olabilir belki ama onun sorumlusu ben değilim.
    devlet zorunlu askerlik diyor ama parası olana zorunlu değil diyor aynı zamanda. param varsa basarım parayı gitmem. gram da vicdan yapmam. bedelli yapamayan adam da gitsin devlete yakınsın. sen neden bedelli yapıyorsun diye hönkürmesin kimseye.
  • bu kadar saçma bir şekilde düşünülerek açılan başlık sayısı cidden azdır.
    kel alakadır şu mantık.

    bak dostum, biz zorunlu askerlik komple kalksın istiyoruz, anladın mı?
    vicdani red olsun, istemeyen kimse silah tutmasın, anladın mı?

    bunu gerçekleştirecek olan devlet.
    sıkışınca "para lazım, haydi bedelliye" desinler, sen de yararlanma, öyle mi?

    bir de şu nasıl birbirine bağlanır hiç anlamadım;
    sinan çetin'in oğlu rüzgar çetin alkollü şekilde direksiyona geçiyor ve bir insanı (meslek belirtmek gerekirse polis memurunu) trafik kazası sebebi ile öldürüyor. babası paralı olduğu için, bizim bilmediğimiz dümenler de döndüğü için dışarı salınıyor.

    öteki tarafta ise hayatını normal şekilde devam ettirmek isteyen, askere gitmek istemeyen, ancak bu memlekette vicdani red olgunluğunun da yerleşmediğini gören ve bundan dolayı da tek çıkar yol olan bedelli askerliği bekleyen bir kesim var.

    be zeka küpü, bu ikisi bir mi şimdi?
  • bu tür başlıkları açan yazarların yaşı kaç allah aşkına başlık açarken belirtsin yada akıl yaşını yazsın.