şükela:  tümü | bugün
  • benim için bir zamanlar beden dersinden soğuma sebebiydi. evde yastıklarla kurduğum alanda takla atmayı becerebilmek adına idman yapardım. sonra binbir şey düşünürdüm bu dersleri atlatmak için. ne sıkıntılar yaşadım ben bu uğurda ey sözlükçüler. kötü günlerdi.

    buradan beden hocalarına sesleniyorum: en iyi beden dersi top oynanan beden dersidir.
  • nice yiğitleri rezil etmiştir. çatalın gözükmesi de bonusu.

    edit: bu arada; ne kadar çokmuşuz...
  • ilk öğretim hayatı boyunca, beden dersinden nefret etmeme sebep vermiş zorunluluktur.
  • çoğumuz için hayatımızın ilk travması.
  • allah cezasını versin! sırf bu yüzden boynumu kırıyordum! illa ki herkes estetik olacak diye bir şart yok ki. olmayınca olmuyor işte. evde yere yorganlar serip az çalışmamıştım. sonunda başarmıştım ama gel sen bana sor.

    öylesine alışmıştım ki sonradan, yıllar sonra bile bir gece körkütük sarhoş olunduğunda arkadaşları da gaza getirip atarsın atamazsın muhabbetine herkese takla attırmışlığım da var o ayrı tabii.

    tanım: beden dersinin en unutulmaz anılarından biri.
  • turnike atma zorunluluğundan iyiydi benim için. turnikeyi beceremezken taklada nadia comaneci oluveriyordum.
  • çok insanı rezil etmişliği vardır mamafih bir sandık üstünden atlamak değildir.

    not: biliyorum sayın dostlarım hatırladıkça çoğumuzun taşşakklarında bi sızı oluyor.
  • acı dolu günlerdir bazı insanlar için. ne kadar ironiktir ki; genelde ders notları çok iyi olanlar beden dersinde zorlanırlar. "zayıfım var, beden dersinden" demekse zordur elbet kişi için. "aferin sana" demez kimse, onun yerine "ne biçim çocuksun sen" sırıtışıyla acıyarak bakarlar. ben de o yeteneksiz ama gururlu gençlerden biriydim sevgili sözlük! derslerden "doktor izin vermiyor boynumda bir şeyler var ama öyle şeyler ki sormayın" diyerek yırtmıştım. annemi de işin içine katmıştım elbet. nefret etmiştim beden derslerinden, gitmiyordum mümkün mertebe cuma günleri ilk iki derse, beden dersine. sorun sırf düz takla olsa iyi, tersi var ki bir de bu taklaların düşman başına...idi o zamanlar. gel zaman git zaman, hırs yaptı bu olay bende ve takla atma çalışmalarına başladım 20'sinden sonra. çalışmalarım kısmen sonuç verdi bir dans sınavında takla atmam gerektiğinde. o an, o hırsla bir anda takla atıverdim. hatta taklanın biraz daha gelişmiş versiyonunu! hocalara dönüp gururlu ve ıslak gözlerle "takla attım, gördünüz mü, takla attım" diyesim geldi çok fazla lakin; koca bir sırıtışla koreografiyi tamamlayarak yerime geçtim sadece. iki kişi geçmişti o sınavı fakat ben kendimi kazanmış saydım; öyle ya takladan öte bir şeyi başarmıştım!...
  • beden hocasının aniden karar verdiği aktivite. uykusunu alamadıysa 5'er 6'şar top getirir önünüze atar, çeker uyur. keyfi yerindeyse o gün boku yediniz. hele kısa boyluysanız ve sınıfın irilerine "kasaları getirin!" dediyse... halbuse mavi, dikdörtgen blok şeklindeki süngerlerden pıtı pıtı taklalar atabilirsiniz. ama illaki her ebattan insan o kasaların üstünden atlamak zorundadır. tabi bunlardan önce "sağa dön, sola dön, ikişerli sıra ol, tek sıra ol" ritüelini muhakkak yaptırmıştır ve artık içi rahattır bedencinin. resmen rezillikti lan. ergensin zaten ruhun her türlü isyanlarda, adam sana taklalar açtırıyor. parendeler attırıyor. sağ baştan saydırıyor. (bkz: hani marjinal bizdik)
  • "abi ben düz atiyorum da, tersi atması zor asıl."
    -takla atma sırasında arkadaki arkadaş