şükela:  tümü | bugün
  • hocanın öğrettiği: voleybol topuna ayakla vurulmaz.

    hayatın öğrettiği: arkadaşın güzel bir orta yaptı diye basketbol topuna kafayla vurulmaz.
  • üst sınıftan takla atabilen çıkmayınca matematik dersinin ortasında sınıftan çağırılıp gömlek ve kumaş pantolon ile takla atıp matematik dersine geri dönmem. o zamanlar karizma hareket buydu, hayat güzeldi...
  • sene 1994-1999 arası, o yıllar 4 kardeşin 4'üde okuyor kimisi üniversite, kimisi lise ben de o dönem ilk okuldayım işte. annem ev hanımı babam öğretmen. bir öğretmen maaşı ile hepimize yetişmeye çalışıyor adamcağız.

    aslında beden eğitimi derslerini içten içe çok severdim, cuma günü son iki dersin beden eğitimi olmasının verdiği heyecanla okulun bahçesinde sağa sola şuursuzca koşar kendi kendime eğlenirdim.

    beden eğitimi derslerinde ağabeyimden kalan baba eşofmanı diye tabir ettiğimiz spor kıyafetlerini ve yine ağabeyimin çocukluğundan kalan ayağıma 2 numara büyük gelen spor ayakkabılarını giyerdim. ayakkabının ucuna ayağımdan çok fazla çıkmasın diye pamuk doldururdum.

    bigün babama bana spor ayakkabı alalım mı dedim, dayanamadım çocukluk işte. adamcağız da yutkundu alalım oğlum dedi. aradan birkaç hafta geçti bir cumartesi babam beni spor ayakkabı almaya götürdü, çok sevinçliydim ama içten içe bir burukluk vardı.

    babam ayakkabılarımı aldı sağolsun. yeni ayakkabılarımla ilk beden eğitimi dersine girdiğimi hatırlıyorum o kadar mutluyum ki sanırsın 5. günün şafağında gandalf çıkıp gelmiş.

    aradan biraz zaman geçti bir akşam evde oturuyoruz annem bi anda panik oldu babama koştu ben de halının üzerinde oyun oynuyorum mal gibi olana bitene bakıyorum. babam kanepede uyuklarken kalp krizi geçirdi. annem bir hışımla komşumuzu çağırdı arabalarıyla babamı evimizden 10 dk uzaklıkta olan fakülte hastanesine yetiştirdiler, sağolsunlar.

    o günden sonra çocukluk aklıyla olsa gerek kendime hep şunu sordum: paramız yoktu ama ben babama spor ayakkabısı aldırdım acaba babam benim yüzümden mi kalp krizi geçirdi?

    beden eğitimi dersi diyince aklıma babamın gözümün önünde kalp krizi geçirdiği aklıma gelir hep. çok şükür şimdi hepimiz iyiyiz. babamın, annemin öz verileri sayesinde hepimiz iyi okullar kazandık, iyi yerlere gelebildik.

    sizleri çok seviyorum canım ailem.
  • biz imkansızlıkla dolu bir okuldaydık. soyunma odamız yoktu o nedenle sınıfta soyunur, giyinirdik. tabi o sırada kapıda bi nöbetçi olur kimseyi sokmazdı. işte öyle bir soyunma anı, ben sıranın üstüne çıkmışım, sözde elbiseler yere değmeyip temiz kalacak. altımda sadece yeşil asker donu var. (nasıl bir aile çocuğuna yeşil asker donu alır ? ) o an sınıfın kapısı açılıyor ve içeri 3 tane hatun giriyor kapı ardına kadar açık. koridordan bize bakan 5-6 kız daha var, en öndeki hatun yıllardır yanıp tutuştuğun alt sınıftaki ceren :( ve benim yeşil donum. ah baba ah. sen yaşlanınca bende sana ayı yogili boxer almaz mıyım.
  • ders başındaki ısınma koşsunda sınıftaki kızları meme hoplama indeksine göre sıraya dizmek.
  • eşofman getirmeyenler
  • adidas eşofman nike ayakkabılarını göstermek için oradan oraya parende atan sınıf arkadaşları..
    onlardan biri olmak çok ulaşılmazdı;altı ayrı üstü ayrı penye eşofmanlarla..
    azaptı..
  • maymunlu lc waikiki poşeti ile beden eğitimi kıyafetlerini taşımak.
  • üzerinde minder gibi bi malzeme olan sandıkları dizerek üzerinden takla atarak geçmek.

    kızların -ay hocam biz nasıl atlıycaz yaa öff.. diye sitem ettikleri de aklımda kalmış.
  • duş almadan terli vücuda giyilen gömlek ve bacaklara yapışmış kumaş pantolon.

    hele bir de üzerine ceket giyerseniz dağda unutulmuş çoban ölüsü gibi kokma ihtimaliniz yüksektir.

hesabın var mı? giriş yap