şükela:  tümü | bugün
  • ankara'daki dinci bir radyoda, yaptigi siir programindaki, etkili ses tonu ve karizmatik kisiligiyle dikkat cektikten sonra hafif capta unlenen, ancak bir ibrahim sadri olamayan siir yorumcusudur...

    su anda tatlises radyo'da gece programi yapmaktadir...
  • dobrovski'ye benzeyen, cemal safi hayrani vasat sair; siir okuyucusu. (bkz:http://www.bedirhangokce.com/ )
  • basim gozum ustune isminde siir cd'si cikarmis uzerine de "bu albumde yer alan siirler yuregimin hasar raporudur" yazmis sair/yorumcu.
  • (bkz: sol yanim)
  • gerek radyo programında gerek albümlerinde herkese hitap edecek çeşitte şiirler okuyan yorumcu şair. lâkin bunu sırf "güzel olan kimden olursa olsun kabûlümdür" düşüncesiyle değil, birazcık da pazar payı hesabıyla yapmaktadır.
    şîveli okuduğu şiirlerde yorumu müthiştir, tek geçilesidir; henüz daha iyisine rastlanmamıştır. o kadar yerli, öyle samîmî okur ki hayran kalır, bir müddet tesirinden kurtulamaz, kimini hatırlayınca güler, kimini düşününce derinlere dalıp gider dinleyen.

    (geçen yaz* trtde geç saatte naklen yayınlanan kahve bahane programını ilkin tatlı bir kız sunuyordu, derken bir gece baktık ki b.g.* de katılmış sunuma. abimiz bir iki program ısındıktan sonra hızını alamadı, biraz radyoculuktan gelen îtiyatlarından, biraz da sanırım "sadece radyoda değil tvde de coşarım alimallah" diyerek gaza gelmiş olmasından dolayı hikâyeler anlatmaya, sözü tatlı tatlı uzatmaya, türlü numaralarını sergilemeye başladı. allahtan pek baymadı yine de. ama olan, o tatlı, gülüşü kendinden de tatlı sunucu kıza oldu. garibim bedirhan'ın gölgesinde kaldı, silinip gitti. takım ruhuna uymaz bu davranış.)
  • cine 5'de üçüncü sayfa diye bir program yapan şahıs. her reklam sonrası şivesi değişen, şivesi ile zaman zaman şuurunu da kaybeder gibi bir adam. şiir okuyor, şiire zarar veriyor, aynı cümle içinde nazım hikmet, ilhan berk, onur akın'ı kullanıyor, kendini kutluyor. evlerden uzak, ekranlardan uzak bir adem.
  • sol yanım ağrıyor anne

    merhaba anne,
    yine ben geldim.
    merak etme okuldan çıktımda geldim.
    annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    ali "okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de
    onun için söylüyorum.
    geçen hafta öğretmen,
    sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
    öğretti sağımı solumu.

    ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
    ağrıyan yanımın neresi olduğunu
    şimdi iyi biliyorum anne.
    hani geçen geldiğimde
    şuram acıyor işte şuram demiştim de
    bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    bak şimdi söylüyorum
    şuram işte,
    sol yanım çok acıyor anne.

    hem de her gün acıyor anne her gün.
    dün sabah annesi ayşe'nin saçlarını örmüştü.
    elinden tutup okula getirdi.
    yakası da danteldi.
    zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
    bende ağladım,
    ağladım hiç de utanmadım.
    öğretmen ne oldu dedi.
    düştüm dizim çok acıyor dedim.
    yalan söyledim anne..
    dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

    bugün bende saçım örülsün istedim.
    babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    dantel yaka istedim.
    babam "ben bilmem ki kızım" dedi.
    bari okula sen götür dedim.
    "kızım, iş" dedi.
    bende banane dedim, ağladım.
    "kızım, ekmek" dedi babam.
    sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.

    herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
    zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan
    yıkıyormuş" dedi.
    babam hepsini birlikte yıkıyor.
    babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
    üzülmesin diye söylemiyorum ama
    arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.

    biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    hava kararıyor, ben gideyim anne.
    babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    kim bozuyor toprağını,
    çiçeklerini kim koparıyor.
    izin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.

    eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.
    bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
    biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
    şu kavanozda biriktirdim.
    üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
    her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    kimseye söyleme ama anne
    bazen de konuşuyorum onunla.
    ne yapayım seni çok özlüyorum anne.

    ha unutmadan,
    öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
    ben babama yazdıracağım.
    öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
    ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
    senin adın geçince sol yanım acıyor anne.

    hiç bir şey yutamıyorum.
    bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    kağıda da böyle yazamam ya anne.
    ben gidiyorum anne,
    toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
    mutlaka gel anne,
    sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
    sol yanım acıyor anne..
    işte tam şurası,
    sol yanım çok acıyor anne.
    seni çok özledim,
    anne çook...

    bedirhan gökçe
  • abdürrahim karakoç şiirlerine hayat veren adam
  • ibrahim sadriyi bile gözümüzde şair hale getiren, post-modern arabesk eleman.

    bunu da görünce anladım ki bu ülkede şiir yazma ruhsatı gibi birşey olmalı.yoksa kelimeleri arka arkaya sıralayıp, 4-5 kelimede bir satır naşı yapan herkes şiir yazdığını zannediyor, hele bir de gömlek üstü kolları bağlı kazak giydi mi kendni şair zannediyor.

    yağdı yağmur çaktı şimşek
    sen de mi şair oldun be güzel abim

    (bkz: her duygusalım diyenin şiir yazması)