şükela:  tümü | bugün soru sor
  • televizyonda bilimum ahlak, mantik, adalet, insanlik disi goruntulerle dolu programlara tepki gosterdiginiz zaman, programin yapimcilari ve fanatik izleyicilerinden alinan cevaptir. artik fazlasiyla kabak tadi vermistir. her turlu sacmaligi yayinladiktan sonra "begenmiyorsaniz izlemeyin canim, biz kimseyi zorlamiyoruz" savunmasi altina siginiliyor. ancak sunun anlasilmasi gerekir: temel sorun bu tur programlari insanlarin izleyip izlememesi degil, bariz sekilde "yanlis" olan bir is yapip bunun cok matah birseymis gibi yayinlanmasidir. sorun sadece bunlari "gormek" degil, dunyada yanlislar yapildigini ve insanlarin bunlari keyif icinde izledigini "bilmek". nazilerin insanlari katledip, insanlarin aci cekmesini zevkle izlediklerini bilmek nasil insanin kanini donduyorsa; bu da benzer birsey.

    bir kanali aciyorsunuz; bir eve kapatilmis insanlar surekli kavga ediyor, birbirlerini asagilayip duruyorlar. "boyle sey olur mu?" derseniz cevap hazir: "bizim ne sucumuz var? onlar kendi aralarinda kavga ediyor, biz yayinliyoruz. hem istemiyorsaniz, baska kanal seyredin"

    neredeyse butun kanallarda bir cesit sacmalikla karsilasiyorsunuz, bunlari "gormek" hosunuza gitmiyorsa bu sizin sucunuz, onlarin degil. ama iki gun sonra ayni kanallar "biz bir medya kurulusu olarak topluma karsi sorumluluk tasiyoruz" laflariyla karsiniza cikiyor.

    bir kanalda; eli silahli adamlar cat cut birbirini vurup duruyor, mafya yuceltiliyor, "devletin mafyasi, iyi mafyadir, kahramandir" mesaji pompalanip duruyor. ama sonra ayni kanal, mehmet ali agca hapisten cikinca yeri gogu inletiyor, agca'yla gurur duyanlara etmedik laf birakmiyor.senaristlere "televizyonda bu kadar siddet gostermek dogru mu?" diye sordugunuzda aldiginiz cevap: "siddeti biz icat etmedik, insanlar habil ile kabil'in zamanindan beri birbirini olduruyor. biz sadece bunu gosteriyoruz". aferin, demek ki cinayeti "icat etmedikleri" icin agca, hitler, saddam ve bush gibiler de sucsuz.
  • sacmasapan bir argumandir kendileri. ortaya sicip begenmeyen koklamasin denilmesi ne kadar mantiksizsa, bu da o kadar mantiksizdir. koku oyle veya boyle herkesi rahatsiz eder.
  • daha yapıcı, anne şefkati tadındaki hali için (bkz: o kadar yakından izleme)
  • aynı zamanda talebi de belirleyenlerin, ürünleri eleştiriyle karşılaştığında "ne yapalım buna talep var" demesi. böylesi bir reklam çağında talebin arzı belirleyeceğini savunmak ya maksatlı, ya savunan kişinin saflığına işaret bence. arz edilen her ne ise, onu talep edecek bir toplumun mühendisliğine soyunmak, toplumun asıl taleplerini karşılamaktan daha az maliyetli olduğu sürece de bu masalları dinlemeye devam edeceğiz gibi görünüyor.
  • "üreticilerin" tüketici neyi talep ediyorsa onu yaparak; bireysel bir edilgenliğe girdikleri, talebi karşıladıklarından dolayı da kazanım -yüksek para,/yüksek reyting- alarak maddi yanları refaha ulaştıkça, manevi taraflarının, verilen ödünlerin -kalite düzeyinin düşüklüğü, varolan birikimin kullanılamamasının- içten içe verdiği vicdani rahatsızlık neticesinde ve doğal olarak içine düştükleri çıkmazdan sıyrılmak için ettikleri cümle... genellikle agresif tonda söylenir, dikkat ederseniz...
    kompleksli insan haklılığını savunurken bağırır, rahatsızlanır, saldırır. haklının ihtiyacı yoktur bağırmaya. bu cümle de işte böyle bir haksızlık barındırır. gönül indiren, kapasitesinin kalitesinin çok altında işler yapan, sırf "tüketici" talep ediyor diye ortlama, bazen ortalamanın da altında işler yapan kimseler söyler... hiç bir yaşamda, bireysel edilgenlik hakkı yoktur oysa ki.. donanımlıysan boşuna donanmamışsındır herkesle paylaşmak zorundasındır algını, zekanı, görüşünü... kısacası "beğenmediysen izleme" diye bir savunma yok. "beğendiremediysem özür dilerim" var. olmalı.
  • patronumun yemekteyiz yarismacilari hakkinda dis gorunuslerinden karakterlerine kadar herseyleriyle ilgili 1 saate kadar yorum yaptigi ve sonunda "kim izliyor boyle sacma seyleri bilmiyorum" diyerek beni saskina cevirmistir, bitsin su ekonomik kriz is konusalim noooluur!!!
  • artık hiç bir tv yapımcısının öyle kolay kolay söyleyemeyeceği bir şey bu. zira televizyon izleyicisi ortadan kayboluyor.

    insanlar teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte daha az televizyon izler oldu. dizileri online izliyoruz, maçları internetten takip edebiliyoruz. dolayısıyla, televizyona ve içindeki beğenmediğimiz o şeylere ihtiyacımız yok. diziport un kapatılması falan hep bu nedenledir. ki, rtük başkanının ve tv yöneticilerinin de en korktuğu şey izleyici kitlesini internete kaptırmak. kısa bir süre sonra kablo tv yi bilgisayarımızdan cep telefonumuzdan falan izleyebileceğiz ama, kaçımız buna ihtiyaç duyacak ki? işte o nedenle, hiç kimsenin "beğenmiyorsan izleme" deme gibi bir lüksü yok. beğenilecek gibi, kaliteli şeyleri üretme zorunluluğu var. yoksa, o internete kaçan tv izleyicisi kitle geri gelmez kolay kolay.
  • ilk aklına gelen öneriyi nihai ve doğru çözüm zanneden türkiye'nin vasat insanının (ki sınıfları ve statüleri hiç fark etmiyor) bu teklifini kabul ettim.
    masterchef türkiye'nin adını dahi duymamıştım. denk geldiğimde "yemekteyiz" ucubeliklerinden biri zannedip en fazla iki saniye harcadım karşısında (o iki saniye de kumandanın tuşlarının yalama olmasından kaynaklanıyor. yoksa makul süre "1" saniye).
    hiç ilgilenmedim, ne olup bitiyor, hiç anlamadım.

    sonra biri, aile ortamında (ailenin taşıdığı anlamdan soyutlayın lütfen) "şunu hiç izlediniz mi?" diye söze girdi. "kadının başını tutup tezgaha bastırdı" dedi. masterchef'i popülarize edilmiş bir dövüş sanatları belgeseli sanabilirdim. yine de izlemedim. zira programın içeriğinin ve formatının izlemeyeni bile kendine çekmek için kullandığı bir taktikti bu. "şef bülüğünü çıkarıp hıyar olarak marula sardı" haberi gelene kadar da izlemeyi düşünmüyorum.

    sonra okuduğum gazetelerin köşelerinde bahsetmeye başladılar. "şef hasan hüseyin gattuso, 'ne yapayım tarzım bu'" dedi minvalinde haberler. sonra başka programlarda bahsedildi. ısrarla kaçıyordum, kanal değitiriyordum. televizyondan bana ulaşamayınca internetten, gazeteden, eş-dost sohbetinden bir şekilde ulaştı.

    şimdi, "beğenmeyiyorsan izleme" gibi tam da zekasına yakışacak önerilerle "lafı soktum" eşiğine geldiğini zanneden bifteklik sığıra sözüm olarak okunsun bundan sonrası:

    "beğenmiyorsan okuma, duymak istemiyorsan kulağına tıpa tak, internette görmek istemiyorsan modem kablosunu sıyır" da diyecek durumdasın farkındayım. ama ben insanım. ben, dediğin biçimde, bu tek doğru gibi görünen çözüm önerine sadık kaldım ve izlemedim mastır şefi... ama sen durmadın, avanen, şürekan, makulen durmadı. bir şekilde beynimin içinde fantazmagoryalar halinde, niteliksiz cümlelerden mürekkep pasajlar şeklinde yer buldurdular. kaçacak yer bırakmadınız bana. şimdi ben bundan "beğenmiyorum ve izlemiyorum" diyerek kurtulmuş mu oldum a tipini siktiğiminin göt lalesi!
    cevap ver bana!
  • murat bardakçı'nın bu gece de defalarca tekrar ettiğidir.