şükela:  tümü | bugün
  • psikiyatri eğitimi almıs, 1993 yılında sivasta yobazlar tarafından yakılarak öldürülen sair. siir kitapları, karsı gece, sesler ve küller, eylül, deniz feneri
    bircok siiri, basta ezginin günlügü olmak üzere, bircok grup tarafından bestelenmistir.
  • onu vurdular, gözümle gördüm onu
    ak bir zambaga binmis gidiyordu
    gidiyordu

    zambak dur, sana da bulasti kan.

    bir damla gözyasindan
    dogurmustu anasi onu

    bir avuç sevinçle
    büyüttü

    bir avuç hüzünle
    nice zorluklar
    nice ayriliklar
    ve saçlarina beyazlar
    düsürerek.

    onsekizindeydi
    bir sevgilisi vardi

    ayni mahalleden
    eyüpten

    henüz öpememisti bile

    konfeksiyonda
    çalisirdi.
    onu vurdular
    gözümle gördüm onu

    bir güvercin havalandi.

    eyüpte, o basma
    perdeli evde
    kurudu saksidaki sardunya

    birdenbire

    çatladi
    bir fotografin cami

    tel çerçeveli

    düstü
    radyonun üzerinden

    yere.

    dagildi kitaplari

    dagildi siirler
    ve roma hukuku

    güvercin
    konamadi.

    onu vurdular, gözümle gördüm onu
    ak bir zambaga binmis
    gidiyordu

    zambak dur, sana da bulasti kan.

    -kanli zambak-
  • "sana neyi anlatayım
    her sarnıç küflü bir yağmuru
    her sevda bir ayrılığı yaşar"
  • "sen bu şiiri okurken
    ben belki başka bir şehirde
    ölürüm."

    dedin ve bu şiiri her okumamızda durduk durmak zorunda kaldık..

    dostları, sivas'ta yakılan ankaralı şair behçet
    aysan'ın kapısında unutulmuş bir not bulurlar:
    “yarım saat içinde geliyorum. bekleyin.”

    dedin bu kez yanıldın dostum ama biz bu notuda okuyunca sustuk, baktık birbirimize sarılabilmek için, sonra yine gözlerimizi kaçırdık utancımızdan. neden bilmiyorum ama hala ben utanıyorum onlar yandığı için. "katiller" falan demek yetmiyor, öfkelenmek yetmiyor, 1993'de ki inanılmaz haberlerin birçoğunda "2000'e yedi kala böyle görüntüler sayın seyirciler" derdi televizyonlarda, ama biz seyrettik sizin yanmanızı, öylece yanmanızı.
  • dışarda kar

    kar yağıyor dışarda
    sokak lambasına düşüyor
    ve serçeler
    üşüyor

    kenarları hafifçe yanmış
    sayfalarına kan
    sıçramış
    bir kitapta
    nazım hikmet
    okuyorum.

    dışarda kar yağıyor
    ve dağ lokantasına
    gidiyor
    zengin
    kasabalılar.

    kar yağıyor dışarda
    mektubun yeni gelmiş
    istanbul
    kokuyor.

    dışarda kar yağıyor
    seni seviyorum.
  • türk tabipler birliği tarafından her yıl, adına şiir yarışması düzenlenen rahmetli doktor, şair.
  • 1987 de abdi ipekçi barış ödülü alan, korkunç bir şekilde kaybettiğimiz şair.

    (bkz: madımak oteli)
  • "yok başka bir cehennem yaşıyorsunuz işte" deyip bizi bu yangın yerinde koyup giden şair.