şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ülkemizin ünlü meddahlarından. öyküleri ve hayatı iki ciltlik bir kitapta toplandı.
  • ----alıntı----
    resmî kayıtlara göre 1919 yılında erzurum’da doğmuştur, ancak doğum tarihi daha
    eskidir. erzurum ve çevresinde yaşayan halk hikâyecileri arasında en şanslısı olanıdır. mehmet kaplan tarafından keşfedilerek yardımcı hizmetli olarak üniversiteye
    alımıştır. ahmet edip uysal’ın yardımlarıyla hikâyeleri amerika ve ingiltere’ye
    kadar ulaşmıştır. behçet mahir’in sağlığında anlattığı hikâyelerin büyük çoğunluğu;
    muhan bali, fikret türkmen, bilge seyidoğlu, ahmet edip uysal, saim sakaoğlu,ali berat alptekin, esma şimşek, rene giraud ve natelie k. moyle gibi öğretim üyeleri
    ve araştırıcılar tarafından tespit edilerek yayımlanmıştır. ayrıca onun hikâyeciliği ile ilgili olarak makale ve bildiriler hazırlanmıştır. behçet mahir, dokuz ay kadar
    medreseye devam ettiğinden söz ediliyorsa da okur yazar değildir.

    mahir, türkiye’de pek çok yeri (adana, ankara, malatya, bursa, bolu, karaköse,
    aşkale, hasankale (pasinler), sarıkamış) çeşitli vesilelerle gezme ve görme fırsatı
    bulmuş bunların hemen hepsinde hikâye anlatmıştır. behçet mahir, 22 haziran
    1988 tarihinde vefat etmiş olup mezarı erzurum’dadır. anlattığı hikâyeler şunlardır:

    âşık garip, davudoğlu süleyman, derdi yok ile zülfi siyah, eba müslim horasanî,
    ebu ali sina, emrah ile selvi, erzurumlu mahirî baba, eşref bey, ferhat ile şirin,
    firdevs şah, firuz şah, hamzaî sahip-gıran, hâtem-i tâi, imam ali’nin gan galesi
    cengi, kerem ile aslı, kirmanşah, köroğlu (köroğlu’nun on dört kolunu bilmektedir),
    lâtif şah, leylâ ile mecnûn, nebî han, nemrut han, seyfülmüluk, sümmanî,
    sürmeli bey, şah ismail, şahoğlu şah abbas ile deli murat, tahir ile zühre,
    temimdarî, timurlenk, yaralı mahmut, yusuf ile züleyha, zaloğlu rüstem (sakaoğ
    lu 1980: 49-57).

    ----alıntı----
  • muazzam bir hikâye-destan anlatıcısıdır. okur yazarlığı yoktur. mehmet kaplan, 1970'li yılların başında erzurum'dayken duyar ününü. akşamları kahvehanelerde icrayı sanat eyleyen bir meddah, bir hikâye anlatıcısı vardır ki, ne anlatıcı! atatürk üniversitesi'nden asistanlarıyla gider dinlerler bir gün. tek bir günde bitmez elbet anlatı. arkası yarın misali bölüm bölüm, kol kol günlerce sürer. hele ki köroğlu destanı!

    teybe kaydederler anlatılanları. kayıtları daha sonra amerika'ya götürür, orada mitolojik hikâyeler ve destanların aktarımı konusunda dünya çapında uzmanlığı olan amerikalı bir profesöre dinletirler. adam dinler, uzun süre dinler. sonra tek kelime türkçe bilmemesine, anlatılan hikâyelerin içeriğine de vâkıf olmamasına rağmen, üstadın ses tonuna, anlatım tarzına, vurgularına, geçişlerine bakarak "bu bir destan!" der...

    bu köroğlu anlatması, sonradan " köroğlu detanı, anlatan: behçet mahir" başlığıyla, 1973 yılında sevinç matbaası tarafından ankara'da basılır.

    okurken gözünüzün önüne bir kış akşamı nar gibi olmuş sobanın etrafında toplanmış, bir yandan kıtlama çay içip, bir yandan hikâye dinleyen insanlar gelir. onlar, bölüm geçişlerinde anlatıcının verdiği şöylesi nasihatleri de kulaklarına küpe ederler elbet:

    "beyler, bunları iyi düşünelim, ki bu fani dünyada kimseyi incitmeyelim. devr-i alemde olur ki ayrıldığımız zaman da arzetsinler bizi. ismimizi unutmasınlar. kurtuldum demesinler, niye kayboldu desinler. bunlar bize lazım, dünyanın varlığı da budur. yoksa kaf'tan kaf'a hükmedenler haniya? bu kadar süleyman'lar geldi gitti, bu kadar kahramanlar haniya? bu kadar hükümdarlar haniya?"