1. seneler once bir billur tuz reklami vardi:
    "billur tuzzzz... akarrrr... akarrrrr... akarrr...."
    iste billur tuzun baska bir versiyonu olan kisidir, okurrr... okurrr... okurrrr....
    degisik bir karakter olmasi, farkli zevk, begeni ve hobileri ile dikkat ceker. kucuklugunu bilirim ben bunun. mahallede top oynayan cocuklar top surerken kendilerini hugo sanches, pele, tanju ile ozdeslestirirken bu boris, boris ya da dasiev dasiev diye bagirir rakip oyunculari paralize ederdi. herkes arjantin, italya hastasiyken bu dogu alman futbolunun ya da bulgarlarin yilmaz neferlerindendi. herkes bmw, ferrari cikartmasi toplarken bu cocuk rus kamyonlari gaz yada moskovic hastasiydi. hizliydi ama hic bir zaman cok capkin olmadi, mekandan mekana akardi ama con con olmadi, lensleri 3er 3er buyuterek okudu ama kor olmadi, senelerdir ilgi duyar ama futbol fanatigi olmadi... belgesellerde herkes atlamak uzere olan kaplana hayranken o sansari gorunce icin icin sevindi. boyle garip bi adamdir yani behlul ozkan. abidir, kardestir, candir...
    ps: ben aileden biri olarak adamin karsisina cikmadan reading listimi bitirip gidiyorum, okumadan ders almak sizin ne haddinize.
  2. ahmet davutoğlu'nun siyasi vizyon ve misyonu hakkında yazdığı makale ile adını duyuran akademisyen.

    sosyal bilim temel olarak biçimin ardındaki özü ortaya çıkartmak işidir ve özkan bunu çok iyi yapıyor. muhalif siyasilerin ve köşe yazarlarının ayakları yere basmayan eleştiri dilini, bilimsel gerçeklerle ete kemiğe büründürüyor. işte akademi bu nedenle iktidarlardan bağımsız olmalıdır, akademiye tam da bu nedenle ihtiyaç var.