şükela:  tümü | bugün
  • bu filmin aynı zamanda sosyal içerikli yönleri de vardır. en önemlisi film 1979 yılında çevrilidiği için 1980 öncesi türkiyesi'nin yokluklar, kıtlıklar ve karaborsa dönemini anlatır. halkın sokaklarda ekmek kuyruğuna ,tüp kuyruğuna girmesi,esnafın çeşitli mallar kıt olduğu için bunu halktan saklayarak karaborsadan satması ve bütün bunlara halkın tepki göstermesi filmin sosyal içerikli yönüdür. burada kemal sunal'ın "bekçi şaban" tiplemesi emniyet güçlerinin azı dişini temsil etmektedir. bekçi şaban, feodal yapıda idealist ve kurnaz bir tiptir , kanunlarda verilen bir sokak bekçisinin yetki sınırlarını da aşıp karaborsayla mücadele ederek halkı sevindirir.

    filmde 80 öncesi türkiyesini anlatan diğer sosyal içerikli sahne ve replikler:

    - film 12 eylül öncesinde akşamları düdük seslerinden hatırladığımız sokak bekçilerini hatırlatıyor.
    - çöp kamyonuyla mahalleye giderken bir sokak mitingi vardır. kürsüde el hareketleri ve tipi necmettin erbakana benzetilen bir politikacı konuşmaktadır. şaban, kamyonu kullanmayı bilmediğinden kürsüyü paramparça eder.aslında bu sahnede de bir mesaj verilmektedir.
    - tüp kuyruklarında bir kız ve erkeğin tanışması, evlenmesi ve kadının yine tüp kuyruğu beklerken doğum yapması, tüp kuyruğunda doğum sırasında bekçi şabanın "çocuk erkek olsun ülkeye asker lazım" repliği. burada da türkiyede halkın o yıllardaki kargaşa ortamında kurtarıcı olarak askeri istemesi anlatılıyor.
    - yine halk tüp kuyruğunda beklerken "doğacak çocuğun adı ne olsun ?"
    şaban : "tüp türk olabilirmi? son derece sakıncalı bir durum siyaseti çağrıştırıyor" repliği yine o zamanki kamplaşmayı hatırlatıyor.
  • bu filmden unutulmaz bir replik:

    bu zavallı millete bir şeker ver, bin sene ... duasını al!
  • filmde bekçiler kralı şaban'dan tüp kuyruğunda doğan çocuğa isim bulması istenir. şaban aralarda düşünerek sırasıyla tüper, ertüp, tüptürk, türktüp, yılmaztüp, tüperman, tüpaslan, gaztürk, gazer isimlerini düşünüp beğenmedikten sonra "buldum" diyerek çocuğun adını ismail hakkı koyar. sanırım hayatımda izlediğim ilk absürd film sahnesiydi, unutamam.
  • filmde es geçilen bir nokta da bakanın gerçek yeğeni olan şaban özgüneş'in de kemal sunal ile yarışacak derecede şabanlığa sahip olmasıdır, o tipten ayrı bir film çıkacak gibidir.
  • soyle bir ayrintisi var.

    oncelikle video dk ve sn ile linki: https://youtu.be/xs9xujhvzsm?t=2238

    screenshot: https://www.dropbox.com/…yi/bekciler-krali.png?dl=0

    "çöpçüler kralındaki şu çekim şu dakika beni cezbetti. aşktan şarkılar söyleyen kemal sunal gazeteci çocuğa iyi haberin var mı?" diye sorduktan sonra, çocuğun kurşuna dizilme haberi ile başlayan kötü haberler zincirinde kemal sunal'ın yaşadığı duygu değişimini camdan yansımasıyla ve pamaklıklar arkasından izliyoruz. çocuğun yüzü ise sınırsız aydınlık ve boşluğa, ama sanki yakından öte çok uzaklara, daha da geleceğe bakıyor."
    seco.

    yahu su entry'i yanlislikla copculer krali yerine bekciler krali basligina yazmisim, biriniz de uyarmiyorsunuz.
  • kafamda bir soru işareti oluşturan kemal sunal filmi.

    --- spoiler ---

    insanın dayısı ile aynı soyadı olması olasılığı -anne ve babası baba tarafından akraba değillerse- nedir?

    --- spoiler ---
  • film güzeldir hatta çok güzeldir ama kamera ve çekim tekniği de o kadar kötüdür. çoğu sahnede omuz kamera kullanılması yüzünden sürekli bir sallanma hali var görüntüde.

    bir de benim için filmin en yarıcı sahnesi çöp dökme sahnesinde şabanın kadının biri ile giriştiği yüksek desibelli tartışmadır. kadına niye çöp döküyorsun minvalinden çıkışan şabana sana ne be keyfimin kahyası mısın diye çıkışınca şaban da dökemezsin izin vermiyorum sıçarım keyfine gir içeri diye bağırıp ardından kapıyı coplaması filmin en komik sahnesidir.
  • bu filmde sabani sorgulayan polis "seni tevkif etmek zorundayim." dediginde isini hakkiyla yapmis bekci saban, ataturkun resmine bir bakis atar. iste o bakis filmin en vurucu sahnesidir benim gozumde.
  • tüm zamanların en psychedelic müziğine sahip bir filmdir kanaatimce.
  • bu filmde kemal sunal filmin sonlarındaki mahkeme sahnesinde polis ve askerlerle ilgili bir söz söyler. büyük bir ihtimalle argodur. ama bu kısım filimin bulduğum orijinalinde bile sessiz hale getirilmiştir. replikler şöyle:

    ismimi sordular şaban özgüneş dedim. vallahi bilmiyordum benzerliği. aman efendim bir izzet bir ikram. hey büyük allah'ım dedim. hani polis, asker ... ne de yalanmış. hepsi gerçek melaike. arkamı sıvazladılar. çıktık göreve.

    not: o sahnede ... polis, asker asık suratlıdır derler ya... ne de yalanmış... deniyormuş. (secret omen'e teşekkürler) ama niye sansürlendiğini hala anlamış değilim.