şükela:  tümü | bugün
  • türkolojiyi sovyet azerbaycanı'nda teşkilatlandıran değerli kişidir.

    kırım’ın yetiştirdiği büyük dilci ve şair bekir sıtkı çobanzade, 15 mayıs 1893’te kuzey kırım’daki tavria vilâyetinin karasubazar kasabasında doğmuştur. 1897’de doğduğunu yazan safter nagayev hariç doğduğu yıl konusunda fikir birliği vardır. yalnız doğum yeri için iki ayrı görüş söz konusudur. çoğunluk, onun karasubazar’da doğduğunu yazıyor. bunlardan şevket hasanov çobanzade’nin karasubazar’ın köprülü köyünde doğduğunu söylerken2, nagayev ise şamrat mahallesinde doğduğunu iddia eder. çobanzade’nin doğum yeriyle ilgili ikinci görüş, onun kefe ilinin argın köyünde doğduğu şeklindedir. çobanzade’nin babası, argın köyünde doğup orada çobanlık yapan kurtvaap (abdülvahap) kurtömeroğlu (ya da kurtömer)’dir. bekir çobanzade’nin annesi, “hacı abla” lakaplı vaide şerife’dir.

    bekir çobanzade, şair ve ilim adamı olarak çeşitli imzalar kullanmıştır. a. battal taymas, yazar macaristan’da doktora yaparken istanbul’da basılan makale ve şiirlerinde şu farklı imzaları kullandığı ve sonunda bekir çobanzade’de karar kıldığını ifade etmektedir: çobanzad bekir, çobanoğlu bekir bavbek, bekir cavbek (yahut “yavbek”), kırımlı çobanoğlu bekir sıdkı, bekir sıdkı.13 biz yazarımızın bunların dışında “bekir va (h/ğ) ap(oviç) çobanzade” adının çeşitli biçimlerini kullandığını da biliyoruz. keskin zekâ ve tutarlılığından dolayı “çelik mantık” lâkabını aldığı belirtilmektedir.
    yazarımızın asıl adı “bekir” olup, ikinci adını yani “”sıdkı”yı kırım’dan okumak için çıkanların âdeti olduğu için kendisi seçmiştir. “çobanzade” soy adı ise, rüştiyeyi (hayriye mektebi’ni) bitirdiği gün başarısından dolayı kendisine verilmiştir.

    bildiği diller
    çobanzade ile ilgili çeşitli kaynaklardan, onun türkçenin bütün lehçe ve şivelerine en ileri derecede vâkıf olduğu gibi arapça, farsça, rusça vd. slav dilleri, almanca, ingilizce, fransızca, avusturya dili, macarca, çekçe, lehçe, ermenice ve gürcüceyi de (çeşitli derecelerde) bildiğini öğreniyoruz.
    çobanzade bunlardan arapça ile fransızcayı istanbulda bulunduğu yıllarda (1909-1914), slav dillerini ise 1915’te gittiği odesa yüksek yurdu’nda öğrenmiştir. başlangıçta rusçayı öğrenmekte biraz zorluk çekmiş, vatanına döndükten sonra iyice öğrenmiştir.

    hayat hikayesi
    çocukluğu (1893-1909)
    bekir çobanzade, çocukluk çağlarında yazları babası ile beraber karasubazar2ın karabey yaylasının eteklerinde zenginlerin koyunlarına çobanlık yapmış, kışları ise köy mektebinde okumuştur. şemizade okuma yazmayı annesinden öğrenen ve çocukluğu fakirlik içinde geçen çobanzade’nin on üç yaşına kadar süren bu çobanlık devresini şöyle anlatır: “o, yedi-sekiz yaşlarına gelip, kendi dediği gibi “ırbayıp ata binmeğe yarap başlağanınen yaz aylarında babasıyla beraber karabiy yaylasının eteklerinde çobanlık eder, yeşil otlu geniş otlaklar, dereler boyu yayılarak otlayan koyunları çevirir, kır üstüne uzanıp yatarak ırmağın yıltır yıltır akışını dinler, köpeklerle kuşlarla sesleşir” kışınsa kasımdan hıdrelleze kadar köyün bayan öğretmeniyle dolaşıp okumaya başlar. ilk okulu karasubazar’da okuyan çobanzade’nin okuduğu rüştiye yani orta okulu taymas’ın dışındaki kaynaklar “karasubazar rüşdiyesi” olarak anlarken o, “ilk öğrenimini karasubazar’da yaptıktan sonra akmescit’te 1906 yılında açılan ve istanbul’dan gelen yusuf ziya adlı bir zat tarafından idare edilen rüştüye mektebinde okumuştur.

    istanbul yılları (1909-1915)
    çobanzade’nin rüştiyeye başladığı sene (1905) karasubazar’da cemiyet-i hayriye adlı bir dernek kurulmuştu. bu cemiyet, okumaya hevesli ve kabiliyetli talebeler arasından seçtiklerini istanbul’da okutuyordu. çobanzade de 1909 yılında okulu başarıyla bitirince, iki arkadaşıyla beraber bu cemiyet tarafından tahsilini parasız yatılı olarak devam ettirmek üzere istanbul’daki galatasaray mekteb-i sultanîsi’ne yerleştirilir. ancak okula yerleşene kadar epey zorluklar çekmiş, epey münakaşalardan ve bakana çıktıktan sonra okula başlayabilmiştir. o sıralarda çobanzade’yi okutan kırım talebe cemiyeti’nin başında cafer seydahmet (kırımer) vardır. galatasaray lisesi’nin müdürü ise şair tevfik fikret’tir. fikret çobanzade’ye çok büyük ilgi ve yakınlık göstermiş, hatta ona bir şiir defteri hediye etmiştir.

    macaristan yılları (1916-1920)
    bekir çobanzade, 1909 yılında kaydolduğu galatasaray sultanisi’nden 8 (21) aralık 1915 tarihinde üstün başarıyla mezun olmuş, hemen ardından da memleketine dönmüştür. bir müddet kırım’da kalan çobanzade, daha sonra slav dillerini öğrenmek için odesa yüksek okulu’na girmiştir. bir yıl burada okuduktan sonra 1916 yılında türk kavimlerine ilgi duyduğundan h. zübeyir koşay ve mehmet karaman gibi bazı gençlerle beraber macaristan’a gönderilmiş, imtihanla bu ülkenin budapeşte şehrindeki pazmoniy peter tudomany egyetem üniversitesi’nin doğu dilleri fakültesi’ne girmeye hak kazanmıştır. nagayev, çobanzade’nin beraber macaristan’a gittiği hamit zübeyir koşay’ı çok sevdiğini, koşay’ın da onun eserlerini topladığını, g. nemeth’in ölümü dolayısıyla ankara’da yazdığı yazıda ondan söz ettiğini yazmaktadır. çobanzade budapeşte’deki yıllarında prof. nemeth’in talebesi olarak büyük türkolog rasoniy ile beraber okumuştur. istanbul’da çalışkanlığıyla tevfik fikret’in dikkatini çeken çobanzade macaristan’daki yıllarında da boş durmamış, sıradan bir talebe olmadığını göstermiştir. bu yıllarda şiir ve hikaye çalışmalarına hız vermiş, bunların çoğunu istanbul’a göndermiş, arkadaşları vasıtasıyla buradan çıkan (aralarında kırımlı süleyman sudi’nin 1918-1919’lardaki “kırım mecmuası”nın da bulunduğu) bazı dergilerde yayınlatmıştır.

    budapeşte’de bir yandan da sanat faaliyetlerini yakından takip eden çobanzade, faaliyetleriyle o kadar dikkat çekmiştir ki, okuduğu üniversitenin rektörü kendisinden üniversitede ders vermesini istemiştir. çobanzade üniversiteye devam ederken macar hükümeti hesabına kaldığı baron eotvos yoszef collej’in de yabancı öğrencilere yönelik derslere katılarak seminerler de vermiştir. çobanzade’nin macaristan’dayken oradaki “hirlop” gazetesi ve “turan” dergisine bolşevik ihtilalini konu alan ateşli yazılar yazdığını biliyoruz. bunlardan biri de “turan” dergisinin 1918 yılı nisan ayında çıkan nüshasındaki “rusya tatarlarının kültür hamleleri” adlı macarca yazıdır. çobanzade’nin macaristan yıllarıyla ilgili en ilgi çekici not, s. nagayev’in yılnamelerdeki izleri’nde geçer. eserin 91. sayfasındaki bu ifadeye göre çobanzade birinci dünya savaşı’nda 1914-1916 yıllarında avusturya’da esir düşmüş, daha sonra macarlarla beraber kurtulmuştur.

    bekir çobanzade, 1916 yılında başladığı yüksek tahsilini 1919 yılında birincilikle bitirmiş, altın madalyayla mükafaatlandırılarak felsefe doktoru olmuştur. nagayev’in “yılnamelerdeki izler” deki ifadesine göre 18 mayıs 1919 da taymas’ın yazısına göre ise 15 mayıs 1919 da codex cumanicus üzerine yaptığı tezle “türk filolojisi ve felsefe ilimleri doktoru” olmuştur.

    çobanzade ile ilgili kaynaklarda isviçre’deki üniversitelerde de ders verdiği kaydedilmektedir. aynı kaynaklardan anlaşıldığına göre, çobanzade bu işi okulunu bitirdikten sonra 1919-1920 yıllarında yapmıştır. budapeşte’deki üniversiteden mezun olduğu o sıralarda isviçre’de bulunan cafer seydahmet’in teklif ve tavsiyesi üzerine ders vermek üzere lozan üniversitesi’ne çağırılan yazarımıza bu üniversite de felsefe ilimleri doktoru ünvanı ve profesör rütbesi verilmiştir.

    çobanzade macaristan yıllarında iki önemli türkologla bir arada bulunmuştur. bunlardan biri rasoniy diğeri ise nemeth’dir. rasoniy ile çobanzade’nin sıra arkadaşı olup onunla beraber nemeth’in öğrencisi olmuş, daha sonra kendi talebesi imre bahçı ile beraber hazırladığı “şahıs adları sözlüğü”nde çobanzade’nin konferanslarından da faydalanmıştır. nemeth ise çobanzade’nin macaristan’daki tahsiline damgasını vuran iki hocasından biridir.

    tekrar kırım’da (1920-1924)
    çobanzade 1920 yılının temmuz ayında isviçre üzerinden geldiği türkiye’de kısa bir müddet kaldıktan sonra 8 eylül 1920 tarihinde o sıralarda muhtar cumhuriyet statüsü kazanan kırım’a dönmüştür. döndükten sonra 1921-1922 yıllarında (veli ibrahimov’un teşebbüsleri ve kendisinin de gayretiyle açılan) tutayköy pedagoji teknikumu (tutayköy eğitim teknik okulu)’ında tatar dili ve edebiyatı dersleri okutmaya başlamış, karasubazarlı kerim hoca şalivarov gibi bir çok öğrenci yetiştirmiştir. tutayköy’de bulunduğu sıralarda bir yandan ilmi çalışmalarına devam ederken bir yandan da kırım-türk milli fırkası’na ilmi danışmanlık yapıyordu.

    çobanzade, ilk evliliğini kırım’da yapmıştır. kırım’ın mirzalarından ali bulgakov’un dilara ve gülnar adlı iki kızından birincisi ile evlenmiştir. çobanzade bu hanım evli iken onunla ilişki kurarak kocası ilyas mirza kıpçakski’den ayrılmasına yol açmış, i. otar’a göre dini müddeti beklemeden halkın ayıplamasına aldırmayıp ilk kocasından beş altı yaşlarında bir de çocuğu bulunan bu kadınla evlenmiştir. çobanzade daha sonra karısıyla beraber azerbaycan’a geçmiştir. 1926 yılında bakü’de onu boşayıp 1930’da rukiye adlı kazanlı dul bir şarkıcıyla evlenmiştir. ikinci eşi rukiye 1937 yılında çobanzade’nin her şeyden tecrit edildiği günlerde karmen operasını oynarken “halk düşmanının karısı” suçlamasıyla yakalanıp hapsedilmiş, çobanzade’nin ölümünden çok sonra, 1955 yılında serbest kalarak bakü’ya dönebilmiştir. çobanzade’nin her iki evliliğini de başından evlilik geçmiş kadınlarla yapması ilgi çekici bir tesadüftür.

    azerbaycan yılları ve ölümü (1924-1939)
    1922 yılında azerbaycan da alfabenin latinleştirilmesi için “yeni alfabe komisyonu” adıyla bir komisyon kurulmuş, 1924 yılında da bu komisyonun nezdinde bu sahada yapılan işleri ilmi temele oturacak “konsültativ sovyet” oluşturulmuştu. azerbaycan’daki alfabe işlerinin önderliğini yapan samet agamalioğlu, başladığı hareketin inkılabı mahiyetini anlayan ve türkolojinin çeşitli meselelerine yeteri derecede vakıf olan ve daha 1922’lerde alfabe meseleleri üzerinde düşünüp yazmış olan bekir çobanzade’yi burada çalıştırmak üzere bakü’ya davet etmiştir.

    tabiî çobanzade’nin tek görevi alfabe komisyonu üyeliği değildir. asıl davet edildiği ve kabul ettiği görev, azerbaycan (bakü devlet) üniversitesi şark fakültesi dekanlığı ve aynı üniversitenin azerbaycan dili ve edebiyatı kürsüsü müdürlüğü ve profesörlüğüdür. kürsü başkanlığı ve profesörlük görevini 1924-1925 öğretim yılı başından 1937 yılına kadar sürdüren çobanzade, doğu dilleri fakültesi dekanlığı görevini 1926 yılına kadar yapmıştır. ilmi ve edebi çalışmalarını azerbaycan’da da devam ettirmiştir.

    çobanzade 1926 yılında “sovyetler birliği’nde yaşayan türklerin dil atlası”nın hazırlanmasını teklif etmiş, yetiştirdiği dilcilerden şiraliyef ve ekibi onun bu hayalini gerçekleştirmek için ölümünden çok sonra, 1980’lerde bu işi gerçekleştirmek için harekete geçmiştir. yine 1926 yılında yeni alfabe münasebetiyle özbekçe’yi öğrenmiş, özbekistan merkezi icra komitesi başkanı ahundbabayev’in ricasıyla semerkand üniversitesi ve fergana pedagoji enstitüsünün hocalarına yeni alfabe konusunda tebliğler vermiştir.
    basında “türkmen tili ve edebiyatı meseleleri” adlı bir kitap yazmaya niyetlendiği yolunda haberlerin çıktığı 1928 yılı, çobanzade’nin en yoğun çalıştığı yıllardandır. bir azerbaycan’da, bir özbekistan’da bir moskova’da görülür. 17 ocak 1928 de taşkent’te yeni türk alfabesinin kabulü sırasında yeni türk alfabesi sovyetler arası merkezi komitesi’nin ikinci genel toplantısına katılmış, burada alfabenin bir dil aracı olduğunu, devrimci bir alfabe olmadan devrimci bir kültür meydana getirilemeyeceğini savunmuştur.

    1929 yılının mayıs ayında özbekistan’da, ağustos ayında kırım’da yapılan dil ve imla konferanslarına katılan çobanzade, o yıl azerbaycan halk eğitimi bakanlığının baş ilmi konseyine bağlı “terminoloji komisyonu”na başkanlık etmiştir. eğitim ve psikoloji dalında da azerbaycan devlet ilmi araştırma enstitüsü üyesi olmuştur.

    1930 yılında fergana pedagoji enstitüsü özbek dili ve edebiyatı kürsüsü başkanlığına getirilen çobanzade, bu görevi 1934 yılına kadar sürdürmüştür.

    ilim alemine ve bu kadar hizmeti dokunan çobanzade’ye daha 1924’lerde kırım’dan ayrılmak zorunda kaldığı sıralarda yapıştırılan “türk milliyetçisi” damgası, bu meziyeti kabul eden komünist rejimin nefesini daima ensesinde hissetmesine yol açmıştır. çobanzade’nin sonunu hazırlayan da bu sıfatı olmuştur. yazarın çalışkanlığını içlerine sindiremeyenler yazdıkları çeşitli yazılarla onu karalama ve sovyet idaresine ihbar etme yarışına girişmişlerdir.

    çobanzade’nin ne zaman ve nasıl öldüğü konusunda iki görüş vardır:
    a) sürgünde öldüğü veya sürgüne gönderildikten sonra kendisinden haber alınamadığı yolundaki görüş.
    b) 1939 yılında azerbaycan’ın haçmaz şehrinde öldürüldüğü şeklindeki görüş.

    eserleri
    çobanzade mütemadiyen yazan bir dilci yazar olduğundan, eserlerinin sayısı hakkında da çeşitli rivayetler vardır. bu eserlerin sayısı eşref şemizade ve tezcan ergen’in yazılarında 140 civarında, emel’in 123. sayısındaki “bekir çobanzade’nin türkolojiye hizmetleri” adlı isimsiz yazıda 137 den fazla şeklinde ifade edilirken; aşnin, çobanzade’nin yüzden ziyade ilmi eser ve bu cümleden birkaç eserin yazarı olarak gösterir.
    bilindiği gibi bekir çobanzade hem şairliği hem de dilciliği yani yazarlığı olan biridir. şairliği yazarlığından çok daha önce başlayan çobanzade’nin şiirleri daha çok türk –tatarı konu aldığı halde, 1919, 1920, 1921 senelerinde bilgi ve yeşil ada mecmualarında çıkmağa başlayan nesirlerinde bütün türklüğün meseleleri işlenmiştir. bu cümleden olarak türk klasikleri diyebileceğimiz birçok edibimiz hakkında monografik çalışmalar yaptığı görülür.

    çobanzade’nin 1926 yılında çağatay sahasına yöneldiğini ve bu sahada üç ayrı yazı yazdığını görüyoruz. bunlardan ikisi ali şir nevai, biri de hüseyin baykara ile ilgilidir. bakü’da arap harfi olarak çıkan hüseyin baykara divanı adlı eserin girişinde (s. 11-14) “hüseyin baykara ve onın divanı” adlı makalesi yer alır.

    bekir çobanzade 1933 yılında şah ismail hataî’yi konu alan “xvi. – xvii asırlar tilinin karakteristikası münasebetile şah smail hataîy’nin tili ve edebiy icadı akkında” adlı 128 sayfalık bir el yazması eser hazırlamıştır. gerek bu çalışmasını gerekse 1934 yılında tamamladığı “ibn münenna’nın türk grammatikası (ibni mühenna ve onun eseri hakkında)” adlı “umumi türk dilinin tarihi hakkındaki” 212 sayfalık çalışmasını azerbaycan cumhuriyeti merkezi devlet ve incesanat arşivi’ne bırakmıştır.

    çobanzade sadece türk dünyasının önemli edipleri hakkında değil, kendi devrinde değer verdiği bilginler hakkında da yazılar yazmıştır. vilhelm thomsen’in 1927 yılında vefatı dolayısıyla maarif ve medeniyet dergisinde bir yazısı yayınlanan çobanzade, ertesi yıl da maarif işleri dergisinin 3. sayısına mirza fethali ahındov, 7-8. sayısına da samoiloviç hakkında birer makale yazmıştır.

    kaynaklar :
    - ilber ortaylı, osmanlı'da milletler ve diplomasi.
    - http://www.bilbulpaylas.com/…-cobanzade’nin-hayati/
  • bir eseri şöyledir:

    tuvğan til

    seni men qırımda, qazanda taptım,
    curegim qaynağan, taşqanda taptım...

    cat elde muğayıp, açınıp curgende,
    umütim, hayalım şay tüşip curgende,

    moynuña sarıldım, dertimni aytıp,
    bir guzel sözüñmen ozüme qaytıp...

    cırlarıñ bolmasa, maneñ bolmasa,
    ''curt'' degen sözüñmen curek tolmasa,

    ah, nasıl curermen gurbet yaqlarda,
    tanışsız, bilişsiz yat soqaqlarda?..

    bilmiymen-türükmi, tatarmı adıñ,
    bek yaman tatlısıñ, tañrıdan tadıñ.

    türük de,tatar da seniñ sözleriñ,
    ekisi eki çift muñlu kozleriñ...

    viyana ogünde, qazaq içinde
    barabar cırladıq hindlerde, çinde...

    añlasın bir seni , duşman da süyer,
    bir canıq sözüñmen curegi iyer...

    istiymen ozüñni er yaqta kormek,
    er yerde inciñden destanlar ormek...

    quşlarğa, qaşqırğa uyretsem seni,
    sen bolsañ oksüzniñ koñülden süygeni.

    camige, mihrapqa, sarayğa kirseñ,
    deñizler, çöllerniñ çetine erseñ...

    seniñmen duşmanğa yarlıqlar yazsam,
    qaruvlı sözüñmen koñlüni qazsam...

    qabrimde melekler sorğu sorasa,
    azrail tilimni biñ kere torasa,-

    ''oz tuvğan tilimde ayt mağa! '' dermen,
    oz tuvğan tilimde cırlap olermen...

    koñlümni qayğılar kemirip turğanda,
    halqımnı tınışsız yıldızı urğanda,

    tuvğan til,-başqası aqlıma kelmiy,
    bir buyuk sırımsıñ, duşmanlar bilmiy...

    1918, 1 iyün
    budapest

    http://www.youtube.com/watch?v=qdghortmuh4
  • (bkz: azeri edebijjetinin jeni devri)
    adli eseri plan insan. (j let tatar dilinde y olarak okunur)
  • kırım tatar milli şair, türkolog, dil bilimci. çobanzade 1893 senesinde kırım’ın karasubazar şehrinde doğdu. ilk ve orta tahsilini karasubazar’daki rüşdiye mektebinde aldı. 1909 senesinde istanbul’a gelip galatasaray lisesine girdi. istanbul’da kırım tatar talebe cemiyeti adlı siyasi cemiyete üye oldu.

    1914 yılında ı. dünya savaşının başlaması sebebiyle, kırım’a geri döndü. 1915 senesinde odessa’da rusça tahsiline başladı, 1916 senesinde ise budapeşte üniversitesi doğu dilleri bölümüne girdi. üniversite öğrenimi esnasında xıı. yüzyıldan kalma kodeks kumanikus adlı eser üzerinde çalışarak, 1919 senesinde doktor ünvanı alarak üniversiteden mezun oldu. budapeşte ve lozan üniversitelerinde çalıştı.

    1920 senesi eylül ayında kırım’a geri döndü. totayköy'deki pedagoji teknik okulunda hocalık yaptı. 1922 senesinde ise kırım üniversitesi'nin doğu dilleri bölümünde çalışmaya başladı. 1924 senesinden, sovyet rejimi tarafından takip altına alınmasına kadar bakü’de, üniversite hocalığı yaptı. devrinin saygın türkologları arasında yer alarak, birçok ilmi makale ve kitaba imza attı.

    “anañ qayda?” (annen nerde?) adlı ilk şiiri 1913 senesi istanbul’da çıkarılan “yaş tatar yazıları” (genç tatar yazıları) mecmuasında yayınlandı. birçok şiiri 1928 senesinde akmescit’te basılan “boran” adlı kitabında, 1935 senesinde romanya'da çıkan “kırım şiirleri” antolojisinde, 1955 senesinde istanbul’da abdullah battal taymaz tarafından hazırlanan “kırımlı bekir çobanzadenin şiirleri” kitabında, 1971 senesinde taşkent’te basılan “şiirler” kitabında yayınlandı. budapeşte’de öğrenimi esnasında kaleme aldığı “kaval sesleri” adlı elyazması son yıllarda türkiye’de neşredildi.

    28 ocak 1937’de kislovodsk şehrinde hapse atıldı, 12 ekim 1937'de mahkemesi oldu, ertesi gün kurşuna dizilerek idam edildi.

    (bkz: türkoloji)
    (bkz: kırım tatarları)