şükela:  tümü | bugün
  • sözlerini ibrahim karaca'nın yazdığı, müziği mehmet gümüş'e ait yavuz bingöl'ün seslendirdiği bir türküdür.

    sözleri için;

    bekle kar altında kalan buğday tanesi
    yine onun sularıyla yeşereceksin
    gözyaşların çare değil ağlama büyü
    başını dik tutabilirsen boy vereceksin

    her yanında allı morlu
    güller açar türlü türlü
    bu fırtına dünden belli
    başedeceksin

    korku kar eylemez bir kez yola düşene
    sen bir aşkın içindesin yaşayacaksın
    dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar
    toprağa sıkı sarıl başedeceksin

    her yanında allı morlu
    güller açar türlü türlü
    bu fırtına dünden belli
    başedeceksin
  • ilkay akkaya'nın yalnız isimli albümünde de yer alan güzel bir türkü.
  • yavuz bingöl'ün 2000 yılında çıkarttığı üşüdüm biraz albümünün dördüncü sırasında bulunan mükemmel bir introya sahip türkü.
  • ne acaip bir türküdür bu, muhteşem bir karmaya ev sahipliği yapan.. sözler boynunu bükmek üzere olan yar'i canlandırma telaşındayken hüzünlü, nakarat ise "tut elimi kırlara doğru salınarak koşuyoruz şimdi" dercesine umutludur.. erkan oğur türküsü gibi başlar, yavuz bingölün sesi duyulur birden, ama erkan oğur'un varlığı hatırlatır kendini sürekli..
  • yaşanılan, kendince acı tecrübelerden sonra dinlenirse gizli bir yoldaş olabiliyor bu türkü. sözleri insanın içine oturuyor.
  • bi'nevi ürken sevgiye gaz şarkısıdır. candır. ayrıca şöyle de bir yorumu vardır;

    http://tinyurl.com/6hvxq25
  • toprak altında kalan buğday tanesi üzerinden insana seslenen mükemmel türkü. yavuz bingöl'ün yorumu olağanüstü..
  • en zor zamanlarımda kar altında kalan bir buğday tanesiymişim gibi güç aldığım türküdür bu. zaman zaman sırtını yaslayacağın sevdiklerini yanında bulamayınca çaresiz ağlarsın belki ama yine de hatırlarsın ki; başını dik tutman gerekir çünkü boy vereceğin günler yakındır.
  • türküyü söyleyen onlarca yorumcu var ben ilk defa şişli belediye başkanı (bkz: mustafa sarıgül) mırıldanırken duydum,iyi bir türkü dinleyicisi olduğumu sanırdım ama bu türküyü şu dakika itibariyle ilk defa duydum yuh bana sonra (bkz: ilkay akkaya)dan dinledim,(bkz: yavuz bingöl)den dinledim,sonra (bkz: canan başkaya) takip etti,(bkz: mehmet gümüş) felan derken amatörlere kadar kim söylemiş ise dinledim ve hala dinliyorum sözleri cok etkiledi beni.feci gaza geldim toprağa sıkı sıkı sarılıyorum...

    korku kar eylemez bir kez yola düşene
    sen bir aşkın içindesin yaşayacaksın
    dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar
    toprağa sıkı sarıl başedeceksin.
  • olmuyor işte bazen. gülüşlerle başlayan günlerin toplamının yıl ettiği zaman dilimleri gerinde kalıyor, e biraz da ağlayayım madem diyorsun. ağlayabiliyor musun? umarım. ağlamak böyle zamanlarda güzel şey. bunu çok kişi demişti. senin dilinden konuşalım, biraz da kendi bildiğim dil olsun bu; yılmaz odabaşı olsun, o da demişti. dememiş miydi? "ağlayamaz herkes, ağlayabilecek kadar büyümek gerekir. dünya ise küçüklerin." dememiş miydi odabaşı? demişti işte güzellik. sen şiirlerde, ben şiirlerin peşinde ufak, ukala kendini bilmezler iken demişti hem de. sen o günlerde belki kendinince en güzel tanımları yapıyordun ağlamanın saçmalığı üzerine. ağlamıyordun, ağlamayı belki ta o zamandan biliyordun. sen şimdi küçük müsün? sen küçük değilsin be güzellik. senin gördüklerini yıllarca yaşayıp olayın sonunda ben niye daha ölmedim diyen insanlar var. sen büyüksün güzellik. dünya kimin? ölü insan bedenlerine leş adının takılabildiği bu günlerde ölmeyen bedenlere en güzel isimleri sen taksan? versen bir isim, sonra da dönüp baksan. yeminler olsun ki daha en ufak çocuk olduğun günlerde babanın gözlerine bakınca hissettiğin mutluluğun tekrarı seni bırakıp giden değil. ikinci baharının ikinci güzünden bir sonraki olması lazım. tek bahar yaşadın, iki güz gördün. ikinci bahar nerede? kafanı kaldırırsan önünde bir yerlerde olması lazım.

    "bekle kar altında kalan buğday tanesi, yine onun sularıyla yeşereceksin. gözyaşların çare değil, ağlama, büyü. başını dik tutabilirsen boy vereceksin."

    ağlamayı başardığın bir gün bir kişi bile çıkıp diyemez ağlama diye. ya bilmiyordur, ya da bunu bir başarısızlık olarak görüyordur. bir doluya tutuldun belki de kardan öte, sesindeki çatallık burada şahidim olabilir. varsın kenara çekilsin şahitler ve gözyaşları, bir kez olsun başını kaldırdığında ötende kalan keşkelerden gözünü alabildiğin sürece o kar taneleri hala senin. kar işte, gün oluyor fırtına olup suratına çarpıyor ve bir gün olması gerekiyor ki ikinci baharda eriyip senin omuzlarına sarılan olsun.

    "korku kar eylemez bir kez yola düşene.sen bir aşkın içindesin, yaşayacaksın. dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar? toprağa sıkı sarıl, baş edeceksin."

    korku. senin ebedi ecelin gibi bir şey. içindeki edebiyat sevdası ile ebedi bir yolculuğun içindesin. sana hayatının en büyük cesaretini vermiş yazarlara, şairlere sırtını çevirip korkmayı seçiyorsun. keşke birisi çıkıp sana korkunun o kadar salt sevgi teması altında aslında çoktan eskidiğini, söküp atamadığın ve birazını da kendin yarattığın o korkunun seni nerelere götürebileceğinden bahsetseydi. sen dinlersin onları. hatta sen şu an yalnızca onları dinlersin.

    sen hangi aşkın içindesin? sen çok eski bir aşkın içindesin, bunu da bal gibi biliyorum. ama işte ölen insanlığın biraz daha geç ölmesi adına senin yaşaman lazım. kimin için yaşayacağını sen seç kendini de unutmayarak.

    "her yanında allı morlu, güller açar türlü türlü, bu fırtına dünden belli, başedeceksin."

    yaşa.