şükela:  tümü | bugün
  • daha nasıl gelecek diye merak ediyorum. ülker, dogus bile borç yapılandırması için fellik fellik para arıyor. dolar 4ü geçti, euroyu söylemiyorum bile. kriz olması için herkesin açlıktan ölmesi mi gerekiyor diye düşündüren başlık.
  • şöyle düşün. bir şirketin var ve her sene 50 lira zarar ediyor. sen de bu zararı tolere etmek için sürekli her sene 50 lira dışarıdan borç olarak alıyorsun. bu şekilde hayatını idame ettirebiliyorusun. ama sürekli zarar ettiğin için o borç faizleriyle sürekli birikiyor. borcun faizini de ödeyemeyecek duruma geldiğinde tepene basar alırlar neyin var neyin yok.
    türkiye'de sürekli ithalat fazlası olur. bu cari açık türkiye a.ş.'nin yıllık zararı. birike birike trilyon doları bulmuş kamu ve özel sektör borcu. borcumuz döviz cinsinden. 2 tl iken 1 birim çalışarak ödeyebiliyorduk bu borcun faizini. şuan 2 birim çalışmamız gerekiyor aynı borcu ödemek için. yarın 3 birim çalışmamız gerekecek. ne zaman gücümüz biter o zaman biz de biteriz. borçlanmayı azaltmamız için ithal ettiğimiz ürünleri üretip ihraç ta etmemiz gerekiyor. yani her şeyi zamanında ve doğru yapsak bile, toparlanmamız için çook uzun bir zamana ihtiyacımız var.
    proje bazlı teşvik sistemi gibi aksiyonlar alınıyor. yüz milyarın üzerinde bir fon veriliyor. göründüğü kadarıyla hepsi yandaş olanlara gitti. umarım bu fonu hakkıyla kullanıp başarılı olurlar. yoksa işimiz zor.
    zaten bir ekonomik krizin içindeyiz. bu açık bir şekilde ortada. gizli trilyonlarımız yoksa işimiz çok zor ne yazık ki.
  • her ne kadar zor günlerden geçiyor olsak da öyle anlatıldığı gibi yada daha önce yaşadığımız krizler gibi bir durum yaşanmadığı apaçık ortada.

    lüks araçlara binenler yine lüks araçlarına binmeye devam ediyor, orta sınıf hemen hemen aynı maaşları almaya devam ediyor ki yıl sonu enflasyon oranında zam alacaklar çoğu işletmede, alt gelir grubu da bildiğimiz gibi ki siyasi tercihleri değerlendirildiğinde hala akp ye yoğun bir destek veriyorlar.

    görünen o ki öyle akp yi devirecek bir ekonomik kriz beklentisi çok da mümkün değil. tl tarihinin en yüksek değer kaybını yaşıyor olmasına rağmen ekonomide ite kaka da olsa çarklar dönmeye devam ediyor.
  • içindeyiz zaten ibiş diye cevapladığım sıçmık tespit. allah'ın her günü her ürüne zam geliyor. bakkal artık fiyat belirleyemiyor. marketler sürekli etiket yeniliyor. daha nasıl bir kriz istiyorsun dangoz!?

    edit: düzeltme ve küfürleri yumuşatma.
  • krizin zaten içerisindeyiz ama bu ülkede yaratılan algı sonucu ne yaparsanız yapın kimse bunun farkında olamayacak kadar uyuşmuş durumda. daha önceki zor dönemlerden farklı bir durum yaşanmıyor aslında. sadece ortam buna göre ayarlanmış ve kamufle edilmiş durumda. zengin, zaten kriz zamanında daha zengin oluyor. o da çalışarak zengin olanlar değil; rantiyeden, döviz ve borsadan köşe olan kesim. çalışan kesim her daim kaybeden taraf oluyor. çalışarak zamanında zenginleşenler de gelir kaybına uğruyor. aynı maaşı alanlar; yani ücretli kesim zaten burada en çok darbeyi yiyen taraf oluyor. çünkü enflasyon ve artan fiyatlar yerinde durmuyor. adamın maaşı yerinde sayıyor. her geçen gün daha da fakirleşiyor demektir. son iki ayda dövizdeki hareketlilik %50 oranında maaşları neredeyse azaltmış durumda daha başka örnek vermeye gerek var mı?
  • enflasyon %15, zamlar %8. peynir, zeytin, tereyağı, yumurta gibi basit kahvaltılıklar ile bir içecek 2-3 paket abur cubur 150 lirayı geçiyor. parasını babadan alanlar konuşmasın.
  • götünden girdiği için görememiş olabilir misin?
  • yazarın burada "gelmek" fiilini "boşalmak, beli gelmek" manasında kullanıldığını düşünürsek haklı bir önermedir.
  • halen 3.3 faiz oranından kredi çekip ev alcak işçi, 7 aylık maaşıyla iphone alcak asgari ücretli ve starbucksta 15 tl ye kahve içen öğrenci kaldıysa kriz gelmemiştir. bana kalırsa bu devir bu ay itibari ile kapandı gibi. tabi bu arada adettendir (bkz: svihs)
  • ekonomik kriz olarak ''açlık'' kavramını ele alan kişiler için gelmemiş krizdir. üretimin bitmiş olması, türkiye tarihinin en büyük dış borç açığı, işsizlik ve yoksulluk sınırı altında yaşamanın görülmedik düzeyde artması, türkiye'nin alım gücünde akla hayale gelmeyecek düşüş yaşaması ve bunların daha iyi günler olduğu gerçeği, açlıktan ölme (starvation) olmadığından göz ardı edilebiliyor. kaldı ki o bu devirde zaten büyük kitlelerde olabilecek bir durum değildir. dünya genelinde bir kıtlık çıkmadığı sürece milyonlar açlıktan ölmez, bu açıdan beklenen ekonomik kriz algısı gelmeyecektir.

    gerçek anlamda ekonomik krizin görülmeye başlanması 7-8 senedir gözlemlenirken, gelmesi 2 senedir bilinen bir durum. ha derseniz ki bu mudur ekonomik kriz, tam olarak değildir ama şiddeti artarak devam edeceğinden yakındır. işin kötü yanı buna önlem almadığımızdan, sosyo-ekonomik ve siyasi açıdan önlem almayı zul gördüğümüzden, ekonomik krizin atlatılması on yıllar sürebilecek ve toplumsal yoksulluk halini alacaktır. krizler geçici iken (tek artısı budur), yoksulluk daha zor atlatılan bir durumdur.