şükela:  tümü | bugün
  • kalp kırıklığının en genel sebebidir.. ilk zamanlarda küçük dozlarda alkol tedavide kullanılabilir..
  • gelmeyecek olan böyle beklenmezdi.

    (bkz: nazan bekiroğlu) (bkz: la sonsuzluk hecesi)
  • bir takım abuk subuk şeyler yazdırır...

    cumhur zimmetçesine beklemekteyim seni,
    rüyalarımdan bile göç ettiğinden beri.
    ne ağır imtihanmış duyamamak sesini,
    her esen karayelde aramak nefesini.
  • ömrünüzün beklentisiz bekleyişler hanesine bir kişi daha eklenir.

    ertelediklerin listesi uzar gider.
    umut azalır.

    söylenenler anlamdan uzaktır.
    ve bazı anlamlara gelmeyen kelimelerin toplamı, kocaman bir hayal kırıklığıdır.
  • beklenen olmasının doğası gereğidir. doğasını korumak isteyen tüm beklenenler hiç gelmezler. bekleyenler ise doğası gereği hep bekler.

    içimizde yaşadığımız anla başa çıkma gücümüz olmadığından belki. hep başka bir anı bekleriz. geldiğinde gözümüzü daha ileri çevireceğimiz sahip olmadığımız bir anı.
  • bana aşağıdaki öyküyü yazdıran kişidir...
    beni ancak ekilen kişiler anlar...
    buyrun öyküye:

    beklediğin umutsuzluksa insanlar bunu anlar

    öğleden sonra saat üçe on var!..
    insanlar birisini beklediğini hemen anlar.
    meraklarıyla kuşatırlar seni, gizleyemedikleri bir keyifle izlemeye başlarlar. hiçbir şey olmamış gibi davranamazsın, bir sıkıntı basar... üstelik, o güne kadar ertelenmiş buluşmaların çaprazladığı duygularında kuşkun vardır. umudun belirsiz kıpırtıları içinin duvarlarına çarpmaya hazırdır. yeter ki onun geleceğine dair bir işaret olsun. "inşallah bu defa gelecek" diyerek endişelerini ötelemek istersin.

    öğleden sonra saat üç!..
    beklediğin umutsuzluksa, insanlar hemen bunu anlar. gözleriyle tutuklarlar seni, bakışları iyice derinleşir üzerinde. yalnızlığın anlaşılsın istemezsin, umutsuzluğun bilinsin istemezsin. ellerin, kolların çoğalır, gezinmeye başlarsın. diğer bekleyenlerin sevgilileri birer birer gelir. sevinçleri hoyratça koparırlar senden, arkalarından bakakalırsın. "acaba" dersin "bu defa gelir mi? " küçücük bir yalana hazır bir çocuk gibisindir. bir arkadaşı gelse "işi çıktı" dese sahtekar bir sevinçten kendini alamazsın. kurtulan gururunu yüzsüzce okşarsın.

    öğleden sonra saat üçü on geçiyor!..
    beklemekten umudunu yitirmişsen, insanlar hemen bunu anlarlar. bakışlarıyla sorgulamaya koyulurlar, itirafa zorlarlar. içinde barındıracak gücün kalmamıştır, anlaşılsın istemezsin. umudun kıpırtıları da çoktandır ses vermiyordur. bir incinme yavaş yavaş uç verir, kendini kurtarmak istersin, geç kalan sevgililerin birbirlerinden özür dilemesinden utanırsın.

    öğleden sonra saat üçü yirmi geçiyor!..
    umudu kesilmiş bekleyişi bitirmeye karar verdiğinde bunu insanlar anlamaz; o anda saatine bakmadıysan eğer. zaten umutla ilintin kalmamıştır, boşluğuna örselenmiş gururun yerleşmiştir. bekleyişi bitirdiğin an için tetik düşürür, yüreğinde bir patlama sesi duyarsın, sevgin paramparça olur. işte o zaman kendi dışındaki gürül gürül hayatı fark edersin. sessizce kalabalıklara karışırsın. şehrin gürültüsü acılarını bastırır, rahatlarsın. bir sinema afişine doğru yürür, kendinden kurtulursun.
  • eğer ankara ayazında ise donarak can verebilirsiniz kanımca.
  • hiç bekleme, boşuna umut tüketme, öyle biri yok. beklersen beklediğinle kalırsın. senin onu beklediğin gibi o da seni bekliyorsa çıkmaza girersin. sırf bu nedenle harekete geç, bekleme..
  • bugün serbest çağrışım günüm heralde bak ne geldi aklıma;

    - nerde kaldı bu yavşak ya aloo nerdesin lan?

    - kara saplandıııım. meftunum aklımda yangınlar var
    üzmesen yormasan olmazmı yar?

    - kara saplantı o saplantı!

    - yıllar ağlar her gece derdinle çağlayanlar gönlümde gel dinle
  • beklemek mi zor yoksa özlemek mi?
    ikisi de bir arada olunca insanın sol tarafı cok acıyor be...