şükela:  tümü | bugün
  • yaşadığı anını, değer verdiği insanını, beklentilerinin enkazı altında bırakmak istemeyen, hissettiği * duygulara sonsuz saygı duyan, olgun, doygun, vermesini bilen, dünyanın alışveriş düzenine ise ters düşen huzur aromalı insandır.
  • daha az acı çeker, daha az mutlu olur.
    (bkz: korkak insan)
  • rastlanan örnekler genelde, acı çekmiş ve bunun sonucunda artık sevilmeyeceğini düşünen, kendini bir kenara atılmış hissederek beklenti düzeyini sıfıra indirmiş olan, pesimist insandır..

    oysa ki asıl beklentisizlik hayatı doğaçlama yaşayabilmek, getirinin götürüden farkı olmadığını fark edebilmektir. piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmak, güzeldir evet.. peki bunun götürüleri yok mudur hayattan.. onlar da pek çoktur.. bu durumda kişi şanslı mı oluyor şanssız mı bilinmez..

    beklentisiz insan, gelen güzelliğin, başka bir güzelliği götürdüğünü bilir. atmosferdeki küçük bir element gibi oradan oraya savrulur, bankadaki hesabının ne kadar olduğunu umursamaz, sahip olduğu güzel bütün şeyleri, kötü olanlarla bir tutar.. bir nevi küçük nirvana, çocuk imparatoriçe'dir. (bkz: fantazya)

    dip not: tavsiye edilmez.. eğer tanrı oradan oraya savrulmamı isteseydi beni azot molekülü yapardı..
  • once
    (bkz: no pain no gain)
    ve ayrica
    (bkz: no risk no fun)
    basliklarina goz atip, sonra hayatina goz atmasi gereken insan.
  • hayalkırıklıklarından yorgun düşmüş insandır, ümitlerinden vazgeçmiş, tükenmiş...
  • güzel insandır. mazisinde ne tür yollardan geçmiş olduğu ya da beklentisizliğine neyin sebep olduğu çok da önem arz etmese de,her ne gelişme buna neden olduysa kendisi için hayırlı olmuştur.zira beklentilerinden kurtulan insan,herkesi ve her şeyi oldukları gibi kabul edebilme erdemini gösterebilen bir insandır da aynı zamanda. bana kalırsa, herkesi ve her şeyi oldukları gibi kabul edebilme büyük bir erdemdir. kendinizi düşünün. bir olayla ilgili pişmanlık yaşıyorsunuz. "ah"lar,"keşke"lerle kafanızı duvarlara vuruyorsunuz.pişmansınız ve kafanızı vuruyorsunuz;çünkü pişmanlık duyduğunuz olayı yaşadığınız zamanla karşılaştırıyorsunuz.halbuki olayın gerçekleşme zamanındaki şartlar yaşadığınız zamanla bir değil ki sağlıklı karşılaştırma yapabilesiniz. veya insanlarla iletişim kuruyorsunuz. kimilerini seviyor,kimilerine kıl oluyorsunuz;seviyorsunuz çünkü size hitabediyor,kıl oluyorsunuz çünkü kendi değer yargılarınıza ters düşüyor yaptıkları/düşündükleri. bu halde aslında sevseniz de nefret etseniz de,bu sizin beklentilerinizi karşılayıp karşılamadığına bakıyor. karşınızdakilerden beklentileriniz şekillendiriyor duyacağınız sevgiyi ve nefreti. bu da ister istemez karşınızdakinin sizden ayrı bir varlık olarak değerini düşürüyor. insanların size olan duygularını,sizden bir şey bekledikleri/aldıkları(alamadıkları) /sağladıkları(sağlamadıkları) için yönelttiğini bilmek mide bulandırıcı değil mi?

    beklentisizlik kimi zaman "koyayım böyle hayata be,yeter artık!" haykırışlarının sonucunda gelebilir ki kanımca bu pek de sağlıklı bir süreç değildir. zira böyle söyleyerek her şeyi ve herkesi oldukları gibi kabul edebilme erdemine ulaşılamaz,çünkü sözün arkasında hınç ve çaresizlik vardır. oysa gerçek ve bilinçli beklentisiz insan, zamana karşı hınç duymayı bırakan,kaderini olduğu gibi yüklenmesini bilen insandır.
  • "kariyer de neymiş yerim ben onu" diyen insandır.
  • kalan son umut kırıntılarını da tüketmiş insandır. artık hiçbir şey koymaz bu insanlara. bir tebessüm eder geçerler..
  • (bkz: zorba)