şükela:  tümü | bugün
  • macar yönetmen. tarkovski'nin mirasçisi oldugu söyleniyor..
  • csaladi tuzfeszek/ family nest (1977), szabadgyalog/ the outsider (1981), panelkapcsolat/ prefab people (1982), oszi almanach/ autumn almanac(1985) gibi filmleri bazı eleştirmenlerce john cassavetesvari, natüralist-gerçekçi, "biçimden ziyade içeriğin ağır bastığı öfke çığlıkları" olarak nitelense de, 1987 tarihli damnation ile birlikte bütünüyle biçimci bir yolda ilerlemiş yönetmen. 1985 sonrası filmlerinde özellikle tarkovsky etkisi çok belirgindir. olağanüstü siyah-beyaz fotoğraflar ancak aşağıdaki röportajından da anlaşılacağı gibi gerçek insanların diyaloglarını yansıtmaya çalıştığını söylediği ilk dönemleriyle oldukça ters düşen filozof kesilmiş sözde sıradan insanlar. :

    >>fd & mlc: but i've read that cassavetes was a big influence on your earlier movies and visually he's very naturalistic.

    bt: yeah, you know there wasn't a direct connection but i like it very much. i think it was the idea of jonathan rosenbaum. this is his mania. no, we had no direct connection. i like cassavetes' movies very much. you know, when i made my first movie, what could be seen on at the movies was shit, full of lying. and that was the reason why we decided "okay, we will shoot on 16mm, in black and white and with non- professional actors, real people, real proletarians, without dialogue, just some improvisation, we'd just go ahead and show what is happening on the street." and afterwards i saw some cassavetes movies and it was wonderful for me. yes, i like what he did very much. but i never thought about his work when we made our next steps. but i think he was one of the most important american film makers for us...<<

    http://sensesofcinema.com/…feature-articles/tarr-2/

    para karşılığında ulaşılması mümkün görünmeyen ilk dönem filmleri deli gibi aranmaktadır elbet.
  • tarkovsky'yi fazlasıyla romantik ve umut dolu bulan ve en cok john cassavetes le karşılaştırılan yonetmen.. planlarinin o kadar uzun olmasi -werckmeister'de 10 dakikalik değişmez açılı dialogsuz bir yuruyus sahnesi vardır mesela- filmi kurmacalagindan cikarir, belgesele burundurur.. filmlerinde butun planlar bir esas plana dogru gider, sanki butun film tek bir plan sekansi anlatmak icindir -bu werkmeister de hastanedeki sahne ve balinanin meydandaki haliydi.. damnation karhozat'ta ise sonlardaki dans sahnesiydi.- evet agir ilerler filmler ama bu kesinlikle yonetmenin bir plan esittir 1 saniyelik enformasyon snatch sekilli anlatımdan hoşlanmamasındandır.
  • lars von trier , jim jarmusch gibi yonetmenleri ilham kaynagi olmus, sinematografiyi ve mizanseni en iyi sekilde kullanmayi becerebilen, kendi dilini olusuturmus sinema adamidir. ayni zamanda dil, kulturel yapi ve senaryonun uyumu acisindan esi benzeri olmaz anlatimlar icerir filmleri. zira filmlerinde yarattigi izalasyon hissiyatini dogu avrupa disindaki baska ulkelerdeki kulturel dinamikler icersinde hissetirebilmek oldukca zor olucaktir.
  • süper espiritüel bir de:

    reporter: çirkin çirkin adamlar var filmlerinizde?
    b.t.: iyi de benim halkım böyle zaten.
  • zaman algısının şimdiye ait olmadığına inandığım insan.
    bunu avrupanın geleceği kısa filminde bir kez daha vurgulamış oldu bela amca..
  • ıksv salon'da gerçekleşen master class'ında oyuncularda ne aradığını söylerken mest etmiştir : do not play, just be.