şükela:  tümü | bugün soru sor
  • meger kardesimmis bu..
  • yola çıktığında gözleri çipil çipil ötelere bakıyordu.. o sıralar bir şey görebildiğini söylemem zor.. hayatın insanı eğitmek-güçlendirmek için kendine has can yakan bir tedrisatı var.. ve bu mahlasın ardındaki kişi, mezkur tedrisatın en sert sınavlarından birini verirken her şeye rağmen arıyor ve görmeye çalışıyordu.. o çipil çipil gözlerde biriken yaşları taşımaktan yorulmuştu.. ama encamında, bu tazecik bakışı ve yüreğinde saklı kuvvetle çok hızlı ilerledi.. hızını arttıran, ivmesini yükselten ve halihazırda elindekini muhafaza ettiren en büyük etken; nerede durup, nerede ölümüne saldıracağını bilmesi oldu.. kendine güvendi, inandı, çok işler başardı..

    çok daha fazlasını da başaracak potansiyele sahip diyemem asla..! çünkü yaptıkları bende saklıdır ve yapacaklarının yanında hiç sayılır.. ve tüm hikayenin sonunda esas macera şimdi başlıyor..
    ...

    benim diyen adama değişmem bu mahlasın ardındakini.. bahtı açık, kılıcı keskindir..
    ve -kader bu ya- bir gün kararırsa ufuk, elindeki kılıç parça parça dağılırsa, o yine de bir yolunu bulacaktır..

    çünkü mesele ne baht, ne de yatağanlı ustaların dövdüğü dımışki çeliğinden çifte su verilmiş kızıl ışıklı jedi kılıcı meselesidir..
    tüm mesele "eyvallah"ı hazımla ilgilidir ki o hazmı bir ömür yaşayacak kişi bu..

    o yüzden içim rahat..
  • ak troll. tatava yapmadan engelle geç.
  • nick altina gelip, 70-80 lerde gibi adam fişleyen ekşici piçlere denk gelmiş yazar. yolu açık olsun.
  • dünya iyisi, harikulade, yakışıklı bir abimiz.

    bir insan hem böyle üstün vasıflı hem de böylesi fiziği, boyu posu muhteşem olmamalı ama abimiz her iki konuda da aşmış bir insan.

    kendisini beğeni ve merakla okuyorum.

    böylesi bir nadide insana bile bok atmaya kalkan rezil bir insan müsvettesini de nick başlığında gördüğüm için de şaşıyor muyum? hayır tabi ki. dünya ezelden beri böyle dönüyor maalesef. belesprit gibi nezih abilerimizin değerini böyle asalakları görünce ayrıca anlıyoruz...
  • einstein'ın doğduğu, hawking'in öldüğü günde doğdu. onun için lisenko da denebilirdi.

    bir şeyin adını koymakta acele etmezdi. yazılarına, deneylerine, deneyimlerine başlık bulamaz, insanları etiketleyemezdi. hayatının geçtiği bölümlerinin kapısını çarpıp çıkmaması gerektiğini, bu bütünlüğü kavraması uzun yıllarını almıştı. gel gör ki bugün kendisine ayrılan "pi'yi küsuratıyla almama rahatlığı" süresinin sonuna gelmiş, yaş kemale ermişti. heyecanlıydı çünkü yarın ilk işi 65 yaş kartı çıkarttırmak olacaktı. arkadan örülü kızıl saçları, kemik çerçeve gözlükleri, otantik desenli hırkasıyla müzmin sosyolog profili çizdiği tabloyu yakında evinde elli tane kedi besleyerek tamamlamayı planlıyor, internette indirimli kedi maması kovalıyordu.

    hava-i ruhiyesi genellikle yer yer güneşli ve fırtınalı, iç kesimlerde gönül gürültülü.. en sevdiği mevsim; her şeyin bir sonu olduğunu ve hayatın devam ettiğini anımsatan sonbahar..