şükela:  tümü | bugün
  • anlayamadığım, değişik bir vicdan türüdür.

    mesela bir - iki örnek vereyim;

    şimdi bu belgesel yapımcılarının yarısı afrika'ya gidiyor malum. burada genellikle bir aslan, kaplan ve ya çakal ailesi seçiliyor (çakal çok nadirdir). doğan yavrulara gayette güzel amerikan isimleri veriliyor (joe, jessica, tom.. gibi). sonra da onların hayatlarını filme alıyorlar. işte burada garip şeyler cereyan etmeye başlıyor.

    mesela yavrulardan biri kayboluyor. kaybolan bu yavru, anne ile diğer yavrulardan iki mahalle mesafede bir yerlerde. ama belgeseli yapanlar bir el atmıyorlar yavruya. yavru bir süre anneden ayrı kalınca ister istemez diğer yırtıcılar (genellikle çakal) tarafından kapılıyor ve afiyetle yeniliyor.

    ya da bir kaplan; bir süre hiç avlanamamış, zayıflıktan kurumuş, beti benzi atmış. son bir koşu antilop yakalamaya çalışıyor ama gücü yetmiyor. yapımcılar yine suskun. ya arkadaş; ver oradan 5 - 10 kilo et, hayvan biraz kendini toparlasın, eline mi yapışır. ama yok! kakanika bölgesinde bir kaplan daha böyle öldü diye bir de nara atıyorlar sonra.

    tamam anlıyorum, sen belgeselcisin ama zaten bir sürü hayvan böyle ölüyor. bir tanesine yardım etseniz bir şey mi olur.

    bilmiyorum, belki de belgesel izlerken vicdanı falan bir kenara bırakmak gerekiyor. ama zebra avlayan aslan sürüsü için eğlenceli bir olay yorumunu da duyduktan sonra belgesel yapımcılarında ciddi anlamda bir sorun olduğunu düşünmeye başladım.
  • riya ile bezelidir.

    bu doğa belgeselcilerinin bir çoğu da iki yüzlü bir orospu çocuklarıdır. özellikle kutuplarda çekilen belgesellerde iki yüzlülükleri ayyuka çıkar. safariye çıkan zengin kodamanlar bile bunlardan daha tutarlıdır, yaptıkları gaddarlığa bunlar gibi "doğanın düzenine saygılı olmak zorundayız." diye kılıf uydurmuyorlar en azından.
    geçenlerde bir belgeselde orospu çocuğu bir belgeselci, anne kutup ayısı ve yanlış hatırlamıyorsam iki ya da üç yavrusunun hayatını filme alıyordu. bu piç; kutup ayısı ailenin yaptığı yolculukta yavrular ölene ve annesi ölü yavruları yiyene kadar belgeseli çekip, olanları da da doğanın kanunu, acı ama müdahale edemeyiz şeklinde açıklamıştı.
    be iki yüzlü; elindeki kameranın imalatı, giydiğin elbiseler, teçhizatların ve oraya gelmek için bindiğin aracın harcadığı yakıtla kutuplardaki buzları erimesine sebep olup bu hayvanların yaşam alanlarının anasını bellerken ilkelerin neredeydi?
    keza afrika'da geçen aslan vb. yırtıcı hayvan temalı vahşi doğa belgesellerinde de durum pek farklı değildir. gece uyumakta olan antilop, zebra vs. sürülerinin üzerine kamera ışıklarını tutup aslanlara hedef gösterir ve bunun belgeselcilik olduğunu iddia ederler.