şükela:  tümü | bugün
  • asli yuzyillar once topkapi sarayi'nda yok edildigi soylenegelen, gentile bellini'deki kopyasi halen londra'daki national gallery'de sergilenmekte olan ve 7-13 aralik 1999 tarihleri arasinda osmanli imparatorlugu'nun 700'uncu kurulus yili vesilesi ile taksim'deki yapi kredi kultur merkezi'nde sergilenen, benim de bu sayede gorme firsatini yakaladigim efsanevi portre. portre'nin sag alt kosesinde romen rakamlari ile tablonun yapildigi tarih yazar, aynen $oyledir: "mcccclxxx di xxv mensis novembris". bu da gosteriyor ki tablo 20 kasim 1480 gunu yapilmistir, yani fatih hayatini kaybetmeden tam 6 ay once.. bir de, nerede ve ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum ama zamanında ikinci abdülhamid'in fatih'in mezarını iki adamına açtırtıp mumyalanmış padişaha bakıp, daha sonrasında bir yakınına "burnu aynen bellini'nin yaptığı resimdeki gibi kemerliydi" demiş.. böyle bir olayın olup olmadığını geçenlerde fatih konusunun işlendiği tarihin arka odası programına e-mail atarak murat bardakçı'ya soracaktım ama evde olmadığımdan bu fırsatı kaçırdım..
  • ressamın, fatih'in burnunu eğri cizmesi dolayısıyla fatih tarafından idam edildiği rivayet edilen portresi.
  • tarih kitaplarında bulunan; fatih'in elinde karanfili koklarkene yaptırdığı ve gönül adamı modunda olduğu portre.
  • (bkz: #10286557)
  • simdi, tarih kitaplarimiz yuzunden her turk ogrencisinin beynine kazinmis olan bu 70cm x 52cm boyutlarindaki eser su siralar new york metropolitan museum of art'daki venedik ve islam dunyasi, 828 - 1797 adli sergide gorulebilir.
  • leylegi havada görmüs portre. 3 ekim 2006 - 18 subat 2007 arasinda paris'te, institut du monde arabe'daki venise et l'orient sergisinde idi, ayni sergi vesilesi ile 27 mart - 8 temmuz 2007 arasinda new york metropolitan museum of art'da görüldü. national gallery'ye arada bir ugruyor herhalde.
  • su sıralar national gallery de olan resim. genelde orada burada sürrtüğünden pek müzeye uğramaz. hatta danışmadaki görevliye sorduğumda o resim dışarıda bizde değil demiş, sonra ekran müzede olduğunu görünce oda şaşırmıştı. aaa ne zaman geri gelmiş bu der gibi bakmıştı. fakat kötü yanı resim geçici bir odada sergileniyor ve tabiri caizse resmen bodrumda sergiliyorlar resmi. kötü ışık koşulları altında pek bir şey anlamıyorsunuz ama zaten her türk genci tahri kitapları sağolsun detayına kadar ezbere biliyor resmi. sadece haftada bir gün ve 3.5 saatliğine sergiliyorlar.
  • "gentile umulmadık bir cüretle modelinin iç dünyasına girip onu iktidarın yalnızlığında betimlemişti. başında kırmızı serpuşa sarılı, kat kat beyaz horasani kavuk, kürk yakalı kırmızı kaftanın içinde üşüyor gibi. yüzü solgun, gözleri çukurlarına kaçmış. elmacık kemikleri de siyah fonda belli belirsiz. üzerlerine ışık düşmese böyle uçuk sarı görünmeyecekler. kemerli, uzun burnu ağzını örtecek neredeyse, bakışları donuk. sakalı kürk yakanın renginde, belki biraz daha kızıl, bakıra çalıyor. ressam, onun en büyük düşünü, en gizli amacını sezdiğinden, san pietro kilisesi'nin kubbesiyle kızıl elma efsanesi arasında bir ilişki kurmasa da mehmet'in doğu roma'dan sonra batı roma'yı da fethetme planları yaptığını bildiğinden, iki roma sütununun arasına hapsetmiş istanbul fatihini. üzerine de bizans, karaman ve pontus taçlarının arasında fildişi gibi parıldayan bir zafer takı yerleştirmiş. önünde bir balkon duruyor. balkonun korkuluğunda bir halı ya da değerli bir kumaş var, kumaşın üzerindeyse inci ve elmaslardan bir kabartma. evet, değerli taşlar kumaşa dikilmiş sanki, sultanın sönük ve kederli bakışlarına inat parıldıyorlar. ne tam cepheden görülüyor mehmet ne de profilden. kamil'in hiç sevmediği, bir türlü alışamadığı o teknik deyimle ' dörtte üç' pozisyonda duruyor, hem yakında hem balkonun berisindeki siyah fonda, yani çok uzakta. kullarının ulaşamayacağı bir has odada sanki, iki kıtayla üç denize hükmeden bir padişahın olması gereken yerde. ama hastalık çoktan içini kemirmeye başlamış bile. küçülen gövde, buruşan ten. bir fatih de olsa çaresiz yenilecek ölüme. bu portreyi yaparken mehmet'in altı aylık ömrü kaldığından, bizzat doktoru yakup paşa'nın -nam-ı diğer jacopo'nun- onu borgialar'ın cem'e yaptıkları gibi yavaş yavaş zehirlediğinden haberi var mıydı acaba? elbette yoktu.ama, sanki birşeyler sezmiş gibi modelin bakışlarına ölümün gölgesini düşürmüş işte. cihan padişahının silik kaşları altından nereye baktığı da belli değil, hem bizimle hem kendi yalnızlığında, kendi dünyasında tek başına. hem güçlü hem zayıf. zaten resim değil ki o, ölümün pençesinde bir hükümdar!"

    nedim gürsel'den....
  • çirkinmiş belki o devre göre yakışıklıdır bilemeyiz.