şükela:  tümü | bugün
  • fakfa bir yerlerden hatırlayacakmış bu lafı, tam çıkartamamış. zaten kendini zorlasa muhtemelen yanlış hatırlayacaktı, ben doğrusunu hatırlatayım.

    önce deniz baykal ntv'de yaptığı açıklamada diyor ki:

    "... bunları söyleyince diyorlar ki "sen avukatları mısın" evet avukatıyım. bir şeye daha dikkat çekmek isterim; bu öyle bir dava ki sanki bu davanın savcısı başbakan. eğer bu davanın savcısı başbakansa avukatı da anamuhalefet lideri deniz baykal olur. bu davanın savcısı gibi bir role başbakan girmişse elbette ben de girerim avukatı rolüne, elbette bunları korurum. hukukunu ver kardeşim, 13 ay hangi hakla tutuyorsun? sağlam alıyorsun, ölü çıkıyor insanlar.''

    bunun üzerine tayyip erdoğan da çıkıyor

    "iktidarı yıpratmak uğruna bindiği dalı kesen, içinde bulunduğu gemiyi batırmaya çalışan siyasetçi tipi, soruyorum size; bu millete ne verebilir? bunların bu millete verebileceği bir şey var mı? işte bu noktada bizler, milletimizle birlikte aynı çizgideyiz. hiçbir sıkıntımız yok. izliyor ve değerlendirmesini de buna göre yapıyor, çünkü kim kimlerin avukatlığına soyunmuş veya kimler kimlerin avukatlığına soyunmuş... bu çok önemli. biz kendimize hiç bir vasıf tayin etmemişken, bize de savcılık görevini sağolsun yine onlar veriyorlar. bu da güzel bir şey. niye? savcı millet adına vardır. iddia makamı millet adına oradadır ve biz de millet adına hakkı aramanın, hakkı savunmanın gayreti içerisindeyiz. eğer bu anlamda savcılıksa, evet savcıyım." diye açıklama yapıyor.

    anladın mı fakfacım kim önce avukatlığa soyunmuş, kim ben savcıyım diye ilan etmiş? dava denilen de ergenekon davası bu arada..
  • vallahi bu cümleyi unutmak hiç mümkün değil. öncelikle onu söyleyelim. kendimi zorlamama da hiç gerek yok zira sayın başbakan kimlerin savcısı kimlerin de avukatı o çok belli. (bkz: deniz feneri)

    şimdi gelelim chp genel başkanı deniz baykal'ın sözüne. relic tarih vermediği için hangisi önce söylenmiş bilemiyorum. gerçi bunun da hiç önemi yok. baykal demiş ki ben bu davanın avukatıyım. velev ki hata yapmış. elinde 55'inin malum çevrelerden olduğu malum emniyet müdürleri yok. istendiği zaman pek güzel sümen altı edilen davaların takipçileri de yok. hangi merciler tarafından hangi yetkilerle mücehhez olduğu için süper savcı diye adlandırıldığını bilmediğimiz, binlerce sayfalık içeriği bol dedikodu, manasız telefon dinlemeleri ve kippalı bir ajan müsveddesinin deli saçmalarıyla dolu 13 ay gecikmiş iddianameyi hangi saiklerle hazırladığını bilmediğimiz savcıları da yok. bunların hepsi kimde sen bana söyle relic'cim.

    ah benim canım kardeşim, yargının bağımsızlığı deyip durursunuz da sayın ana muhalefet partisi genel başkanı bir önceki seçimden beri gelin dokunulmazlıkları kaldıralım dediğinde "yargı tarafgir olmuştur" dersiniz. hazine yardımını hanuduyla götürenleri yaş haddinden bilmem neyden affedersiniz de okkır'ın ölümüne -neredeyse- sevinirsiniz. sonra aynı iş gelip sayın cumhurbaşkanına dayandığında "ama o dokunulmaz" derdurursunuz.

    iddianamenin iler tutar yanı olmadığını bilirsiniz, davayı iktidarın apaçık cadı avına dönüştürdüğünü görürsünüz, değil bunu söylemek bundan çok daha hafiflerini söyleyenlere hemen "chp"li "darbeci" dersiniz. üstelik hayatında hiçbir zaman chp'ye oy vermediğini bildiğiniz insanlara bile bunu yapmaktan çekinmezsiniz. ama "ben akp'ye oy verdim ama akp'li değilim" demekten de hiç gocunmazsınız.

    anladın mı relic'cim, falanca işgüzarın, darbe şakşakçısının girştiği aptalca darbe girişimini yargılamak mahkemenin işidir diyorum yani. başbakanın değil hatta zaman gazetesi ve şürekasının hiç değil.

    türkan saylan'ın cenazesine gitseydim darbeci olur muydum a benim canım?

    ah cüzzam sen ne güzelsin, ah 14 yaşındaki kız çocuğu senden ne güzel "ev hanımı" olur. hiç merak etme ergenekon davası bütün bunların acilen tesisi için çalışıyor. belki de sıra bende.
  • aaaa.. bu davanın savcısı da avukatı da fakfa'ymış da haberimiz yokmuş. yalnız buna alenen çamura yatmak denir. fakfa'nın dilbilgisi senden benden ve sözlükte benim diyen tonlarca yazardan çok çok daha iyi bunu biliyorum. bu yüzden de alıntıların linkleri de elimde olduğu halde vermiyorum, fakfa'ya hakaret olur bu. yoksa kimin önce hangi açıklamayı yaptığı belli. açıkça ortada ki önce deniz baykal "bana bu davanın avukatı mısın diyorlar. başbakan böyle savcı gibi dolaşıyorsa ben de avukatıyım ulan!" diyor, tayyip erdoğan da ona karşılık "madem deniz baykal beni savcı yaptı, evet ben de savcıyım!" diye karşılık veriyor.

    geri kalanlar laf-ı güzaf. kişi kişiyi kendi gibi bilirmiş; fakfa ergenekon davasında chp/cumhuriyet çizgisine yaslandığı için buna karşı çıkan herkese akp'li yandaş medya muamelesi çekiyor. ben ne yargı bağımsızlığı sakızı çiğniyorum, zira şartsız koşulsuz yargı bağımsızlığı diye bir şey olmadığını/olamayacağını düşünüyorum, ne kuddusi okkır'ın ölümüne zil takıp oynuyorum, ne de ergenekon davasıyla türkiye'nin kurtulacağını düşünüyorum.

    bu arada türkan saylan'ın adı da geçmiş tam olmuş diyeceğim ama diyemiyorum çünkü "danıştay saldırısını şeriatçılar yaptı, şimdi ulusalcıların üzerine atmaya çalışıyorlar. işte ergenekon fasa fisosu" denmesi lazımdı tam olması için. herhalde yakında o da olur. (bkz: politics makes strange bedfellows)
  • sayın başbakana ait bir veciz söz.

    sevgili relic'in yazısını okudum. herhalde alelacele yazdı; zira ben dört başı mamur bir tartışmaya sağlıklı bir zemin oluşuyor diye sevinirken relic'ten tartışmanın kırılma noktası kimin daha önce konuştuğuymuş gibi bir cevap geldi. oysa -elbette relic'in de bildiği gibi- karşı argüman geliştirmek için baz argümanun esas alınması gerekir. bir önceki yazımdan alıntı yapıyorum:

    "relic tarih vermediği için hangisi önce söylenmiş bilemiyorum. gerçi bunun da hiç önemi yok. baykal demiş ki ben bu davanın avukatıyım. velev ki hata yapmış."

    aynen böyle yazılmış. gerçi bunun önemi yok denmiş. ama sanki bütün savunma (ya da iddia) kimin daha önce savcı/avukat polemiği yaratmasının üzerine kurulmuş gibi bir cevap yazmış relic ki bunun böyle olmadığı çok açık.

    mesela falanca davaya savcı olanların filanca davada neden hamuşan defterine yazıldıklarına, "ben savcıyım" diyen alelade bir insan olmadığına göre yürütme yetkilerini kullanırken şahsi (doğal olarak ideolojik) hassalarını harekete geçirecek olmasına şaşılmaması gerektiğine, iddianemenin ipe sapa gelmez saçmalıklarla dolu olmasına, davanın çeperine aldığı isimlerin şaşırtıcı (!) bir biçimde hep akp'nin duygu ve siyaset dünyasına şüpheli bakan isimlerden oluşmasına (tabi burada eli silahı darbeciler bergen, saylan vs. anılıyor bu neden relic'i şaşırttı anlamadım) hiç değinilmemiş ya da dolambaçlı ve kasıtlı olarak tahrikkar biçimde değinilmiş.

    "işte ergenekon fasa fisosu" denmesi lazımdı tam olması için. herhalde yakında o da olur." diyor relic. bu da haksızca veya kasıtlı olarak çarpıtılmış. aynen alıntılıyorum.

    "falanca işgüzarın, darbe şakşakçısının girştiği aptalca darbe girişimini yargılamak mahkemenin işidir diyorum yani. başbakanın değil."

    yani böyle bir şeyin, darbe girişiminin, olduğu belli. ama bunu yargılayacak organın hele hele inandırıcılığının çok yüksek olduğunu herhalde söyleyemeyeceğimiz başbakanlık olamayacağı söylenmiş.

    ben relic'in zaman sıkıntısı olduğunu tahmin ediyorum. yoksa analitik yönünün ne kadar kuvvetli olduğunu bilirim. buna cevap yazmak için acele etmemesi lazım. zamanımnız bol. daha 13. (14 mü yoksa) dalgaya çok var.

    bir de benim sözlerimin chp/cumhuriyet çizgisinde olduğu eleştirisi var. aslında bu eleştirinin geleceğini daha relic yazmadan ben kendi yazımda şöyle (ön)cevaplamıştım:

    "iddianamenin iler tutar yanı olmadığını bilirsiniz, davayı iktidarın apaçık cadı avına dönüştürdüğünü görürsünüz, değil bunu söylemek bundan çok daha hafiflerini söyleyenlere hemen "chp"li "darbeci" dersiniz. üstelik hayatında hiçbir zaman chp'ye oy vermediğini bildiğiniz insanlara bile bunu yapmaktan çekinmezsiniz. ama "ben akp'ye oy verdim ama akp'li değilim" demekten de hiç gocunmazsınız."

    tabi akp'ye oy vermek de akp'li olmak da siyaseten yapılmış tercihlerdir. ama siyasi tercih, hadi dostluğumuzun verdiği rahatlıkla söyleyelim, bu kadar körleşmeyi, hukuksuzluğa bu kadar tahammülü, hukukun nalıncı keseri imalatçılarının elinde oyuncak olmasına bu kadar sessizliği, daha da fenası dinci basının bir numaralı hastalığı dezenformatif kategorizasyonu beraberinde getiremez, getirmemelidir.

    gerisi laf u güzaf değildir. bu ülkede darbelerin esas hedefinin kimler olduğunu bilen bir kuşağın evladı, inanmış bir marksist olarak diyorum ki, "darbe" akp'nin ve gülen cemaati başta olmak üzere dinci zevatın ve odakların dilinde aşılması gereken engelleri aşmak için bir maymuncuk halini almış durumdadır. hey güzel allahım, "demokrasi" kimlerin eline kaldı da bu "kimler" "kimleri" darbecilikle, faşistlikle suçluyor.
  • insan basbakan olunca hukuk falan okumadan hem avukat hem savci olabilecegine delil teskil eden aciklama...

    hukuk fakultesi ogrencileri, bence, okuyacagiz, sonra staj yapacagiz sonra is bulacagiz vs. diye ugrasmayin.
    basbakan olmaya bakin kisa yoldan...
  • "deniz baykal benim lisansım var, ben avukatlık yapabilirim" diye ayarın hasıyla noktalamıştır. birileri hala bağırarak üste çalışmaya çalışıyor, bir durun düşünün.