11 entry daha
  • siyasetçiler halkı ne olarak görür?
    • düzen siyasetçilerini kast ediyorsanız, galiba sadece seçmen ve çalışan, vergi alınması gereken bir canlı türü olarak görüyorlar.
  • hoş geldiniz.
    önümüzdeki seçimde partiniz adına umutlu musunuz? yüzde kaç oy bekliyorsunuz?
    • önümüzdeki seçimlerde türkiye için umutluyum, inançlıyım. partimiz açısından öznel bir motivasyondan ziyade; tip aracılığıyla türkiye’de on yıllardır hali hatrı sorulmayan, kapısı gerçekten çalınmayan milyonlarca emekçinin meclis’te sesini gür bir biçimde çıkartmaya devam edebilmesi konusunda halkımızdan bir beklentim söz konusu. ancak şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki türkiye işçi partisi bilgi birikimi, donanımı ve çalışma disipliniyle önümüzdeki seçimlerde %3’lük bir oy elde etmeye hazır.
      bunu cumhuriyet’in ikinci yüzyılının geride kalan hatalarımızdan arındığımız güzel bir başlangıç için bir ilk adım olarak görüyoruz. sol, sosyalist güçler etkili olmadığında memleketin ayağa kalkamadığını görmedik mi? o zaman bu sefer başarmak zorundayız.
      tip güçlü olmalı, emek ve özgürlük ittifakımız da %15’leri aştığı anda, akp’yi parlamentoda bir azınlık haline getirebiliriz. bu önemli ve başarılabilir bir hedef.?
  • selamlar, kendinizi müslüman mahallesinde salyangoz satıyormuş gibi hissettiğiniz oluyor mu?
    bir de sağcısı solcusu neden 80 yaşına kadar siyaset yapmak için direniyor? genç yüzleri bir şekilde sindiriyorlar bu konuda düşünceniz nedir?
    • salyangoz demeyelim de midye diyelim :) şaka bir yana elbette öyle hissettiğimiz anlar olmuyor değil. ancak biz bu topraklara yabancı şeyler söylemiyoruz. bu toprakların dayanışmacı, eşitlikçi, paylaşımcı değerlerini hatırlatıyoruz. bu kar ve rant hırsı öyle büyük bir karabasan gibi çöktü ki üzerimize, biz sanki hep böyle yaşıyorduk gibi bir illüzyon yarattı. oysa gerçek bu değil, iddia ediyorum bu memlekette yaşayan insanların yüzde 99’unun içinde az ya da çok mutlaka sol var, mesele onu açığa çıkartmakta. henüz istediğimiz kadar değil ama günden güne gelişiyor, görüyoruz.

      yaş konusuna gelince... türkiye’nin medyan yaş ortalaması 32-33. ben 43 yaşındayım, toplum yaşlıların koltuğunu adeta işgal ederek 30 sene, 40 sene siyaset yapmasına öylesine alıştırılmış ki ben onların yanında üniversiteye yeni başlamış bir genç gibi kalıyorum. ama şu konuda sizi temin ederim, biz her anlamda genç bir parti ve gençlerin partisi olmaya gayret ediyoruz. tip myk üyelerinin yaş ortalamasının yalnızca 38 olması tesadüf değil, diğer partilerin durumunu merak ediyorum bu noktada... ancak eleştirinize hak veriyorum, siyaseti genç kadroların önünü açma alanı olarak görmezseniz sözünü ettiğiniz gibi kendi yüzünüzü dahi görmekten sıkılırsınız :)
  • sevgili erkan öncelikle sözlüğe hoş geldin. şunu bilmeni isterim ki ahmet şık 'ın da parti'ye katılmasıyla birlikte oyumu seve seve partinize verme kararımı deklare ederim. benim söyleyeceklerim uzun olacak umarım okursun ve cevap verirsin.( seçim sathına girildiğine göre bu sorularımı gelecek olan tüm parti liderlerine soracağım.gorelim bakalım işçileri kim daha çok "anlıyor")
    giriş bölümü; şimdi ben burada da, girdiğim ortamlarda da açıkca ifade ediyorum, ben bir işçiyim 15 yıldır emeğimi kiraya verdiğim her patron zenginleşmeye , mal varlıklarını arttırmaya ara vermeden devam ettiğini gördüm, yaşadım. tüm teşvikleri, yağlı ballı vergi indirimlerini, banka promosyonlarını , lüks tüketimlerini cebine koyan bu patronlar her istediklerini alırken biz işçiler ülkenin ekonomik büyümesinden nasibimizi alamadığımız gibi bu patronların hükmüne bırakılmış haldeyiz.

    işte tam da bu noktada hiçbir parti çıkıp da biz bu 4857 no'lu iş kanunu'nu sil baştan değiştireceğiz, şu kanun maddesini kaldıracağız dememekte ve bu çağ dışı kanunun devam etmesine sebebiyet vermektedir. ve sanki hiç bir partinin de bu konuda bir fikri yokmuş gibi geliyor.
    açıkçası ben bu iş kanununu işçiler lehine değiştireceğim diyecek parti'ye ismi ne olursa olsun oy vermeyi de düşünmüyor değilim. mesela çalışma bakanı son iki ayda birkaç kez çalisma saatleri ile ilgili açıklama yaptı ve benden takdir kazandı. benim gibi takdir edenler de vardır elbet.

    en nihayetinde işte sorularım ( karşınızdaki sözlük hanımlarını dinlemeyin ve tamamını okuyun bence ) ; 1- çalıştığı yerde açık açık sömürülen ve kıdem tazminatını yakmak istemediği için mecburen çalışmaya devam eden milyonlarca evet milyonlarca işçinin tazminat hakları ile ilgili çalışmalarınızı ( var ise) bağıra bağıra açıklayacak mısınız?

    2- çalışma saatleri ile ilgili görüşleriniz nelerdir ?

    3- pandemi ile anlaşıldığı üzere bazı sektörler de fiilen ve fiziken bulunmadan da işler yapılabiliyor bu sebeple evden çalışma ile ilgili neler planlıyorsunuz?

    sözün özü ; yavv siz bu işçiye ne vereceksiniz ?
    ayrıca size bonus bir kanun maddesi; kanunda belirtilen " azami süre" çalışan işçiye asgari ücret ödenemez.
    • tam da çalıştığımız yerden geldi :)
      o zaman ben de madde madde gideyim.

      1) işçilerin yalnızca kıdem tazminatı ile ilgili değil karşılaştıkları her problemle ilgili mücadele etmeye gayret gösteriyoruz. diğer siyasi partilerin emek alanında faaliyet gösteren komisyonları oluyor. biz işçi partisiyiz, bizim emek büromuz partimizin ana gövdesi. öncelikle sokakta, sahada, tüm direnişler işçiler hangi problemle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar destek vermek için orada olmaya gayret ediyoruz. ama bu yetmez, tüm bu gündemleri de parlamentoya sunmak orada gündem haline getirmek için yoğun bir çaba gösteriyoruz. mail adresinizi iletirseniz, kanun tekliflerimizi, bu alanda yürüttüğümüz tüm çalışmaları sizinle paylaşabiliriz. ya da tek tıkla tip.org.tr :)

      2) çalışma saatleri ile ilgili görüşlerimi programda ve çeşitli mecralarda da açıklamıştım, bu kadar fazla çalışmak zorunda değiliz. insanların insanlık dışı şartlara maruz bırakılmasını kabul etmiyoruz, bu sömürüdür. denetleyeceğiz, düzenleyeceğiz ve kimseye modern köleliğe mecbur ve maruz bırakmayacağız. bu çok önem verdiğimiz bir konu.

      3- evden çalışma konusu önemli. patron “eve git” deyince işçiler iş yerinden kurtulmuş olmadı, evler birer iş yeri olmuş oldu aslında. dolayısıyla patron baskısı, mobbing daha şiddetlenerek devam ediyor. bu konuda emekçilerin mesai bitiminden itibaren “çevrimdışı olma hakkı” başta olmak üzere tüm haklarının tanınması için çalışmalar yürütüyoruz. ayrıca evde çalışırken harcanan enerji, elektrik, su, internet, hatta içtiğiniz çay kahve bile, tüm bunlar iş yerinin sorumluluğu olmalı ve maaşlara yansımalı. ufak bir detay gibi ama şirketler insan mutluluğu değil kar marjına baktıklarından, nereden kıssam, nereden ceplesem kardır diye bakıyorlar konuya.
  • uygulanması mümkün olmayan bir sistemi (komünizm) savunurken boşa kürek çekiyorum hissine kapılıyor musunuz?
    • tam tersi, kapitalizm akıl dışı, vicdansız bir sistem. kapitalizme karşı mücadele etmesem kendimi kötü hissederim.
  • merhabalar erkan baş başkan:)
    memur kız yerine zengin kızın tercih edilmesi de sınıfsal mıdır..
    • tabii ki. maalesef duygularımız da düşüncelerimiz ve davranışlarımız gibi sınıfsal kavganın yansıdığı alanlardan birisi oluyor. aşkı da özgürce yaşayamıyoruz ekonomik durumumuz bunu etkiliyor.

      herkesin istediği insana aşık olabilmesi için aşkını özgürce yaşayabilmesi içn de eşitlikçi özgür bir topluma ihtiyacımız var. :)
  • sınıf bilinci oluşmamış bir ülkede, işçi sınıfının hala sağ partilere oy verdiği bir düzende sosyalizm ne kadar yakında?
  • erkan bey merhabalar,

    iktidara gelirseniz ötv olmadan otomobile erişim olacak mı?

    bu konudaki planlarınız neler?
    • türkiye işçi partisi iktidara geldiğinde devlet size “ooo ne güzel bir arabaymış, bir tane de bana alıver sana zahmet” demeyecek, doğrudur :) yıllardır semirip, otuz yedinci lüks arabasını alan beşli çete ve benzerleriyle de ayrıca hesaplaşacağız, onları bu kategoriden ayrı tutuyorum.
  • not: ahahaha, adam hepi topu on bir (11) soruyu yanıtlayıp gitti. onların da biri şampuan muhabbeti, biri memleket muhabbeti, bir diğeri çay içelim falan. resmen bir bardak çay içmeye gelmiş. zahmet etmeseydin, seni de yorduk boş yere.

    apo'nun heykelini dikeceğiz heykelini, sözünü duymadığınızı iddia etmiştiniz. evet, soruyu soran elemanın sondaki patlaması komikti ama bu durum sorunun haklılığını gölgelemez. o sözü duyduktan sonra tepkiniz ne oldu? demirtaş hakkında görüş değişikliğiniz oldu mu yoksa hâlâ arkasında durmaya devam mı?

    hâlâ duymadığınızı iddia etmeyin diye görüntüsünü koyalım:

    https://youtu.be/7j6vnzcqbqc?t=20
    https://www.youtube.com/watch?v=nkindob8afc
    • erken yargıda bulunmuşsunuz ama yine de cevap vereyim.
      medya'nın iktidarın bir aleti olarak kullanıldığı gün gibi açık olduğu için mecbur kalmadıkça tv filan izlemiyorum. ayrıca gördüğüm pek çok şeyin gerçek olup olmadığını mümkün olduğunca sorguluyorum, zira kurgu haber konusunda iktidar medyasının neler yaptığını hepimiz biliyoruz.

      olay olduğu sırada söz konusu konuşmayı görmemiştim, (bu arada olayın yaşandığı gün ile görüntülerin çıktığı gün arasında epey bir zaman var) sonra gördüm ama zaten yakın zamanda bizzat demirtaş konuyla ilgili bir açıklama yaptı.
      demirtaş'ın tümüyle siyasi gerekçelerle tutuklu olduğu konusundaki fikrimde bir değişiklik yok. kendisiyle elbette kimi konularda farklı görüşlerim var ama bunları tartışmak için bile haksız tutukluluğunun bir an önce bitmesi gerektiğini savunuyorum. umarım bir gün özgür bir ülkede demirtaş ile ve/veya farklı görüşlerimiz olan herkes ile karşılıklı tartışabileceğimiz günler gelecek.
  • hoşgeldiniz öncelikle. iktidarınızda, devletin her mercisine nüfuz etmiş mafya yapılanması ve adeta rejim kuvvetleri halini almış polis teşkilatlanması ile ilgili planlarınız nelerdir?
    • öncelikle şunu söyleyebilirim ki işimiz hiç kolay değil. böylesi bir çöreklenmenin, ele geçirmenin, kuşatmanın eşi benzeri zor görülür... ama biz de zaten yalnızca kolay olanı yapmak için bu sorumluluğu almaya talip değiliz. mafyanın ülkemizde kendine örgütlenme alanı yaratmasına olanak sağlayan ekonomik ve sosyal kaynaklar ortadan kaldırılmadan, mafya ile mücadele diye bir şeyden söz edilemez. biz de buradan başlayacağız. rüşvete, torpile, illegal uyuşturucu ve silah ticaretine karşı bir seferberliğe ihtiyacımız var... yalnızca adli olarak mı? hayır! siyasette de burnumuza çok kötü kokular gelmiyor mu? onların da kökünü kazımak gerek, onların da…
195 entry daha
hesabın var mı? giriş yap