şükela:  tümü | bugün
  • 9 nisan 2017 koru hastanesi rezaletine konu olan olayda hastaneye kayıtlı olmayan doktorun sebep
    olduğu iddia edilen sorunlu doğum vakasıyla ilgili olarak
    başhekim'in savunma cümlesi olduğu iddia edilmektedir.

    olayın tüm detaylarına vakıf olmak isterseniz;

    *************
    bir yakın arkadaşımın başına gelen rezalet gibi rezalet olayı kendi anlatımıyla paylaşıyorum. bunu paylaşmamdaki amaç haksız olanın güçlü olup insanların acısını suistimal edip sorumluluktan kaçınması ve ilgili hastanenin hala hiçbir şey yokmuş gibi davranıp iş yapıyor olmasıdır.

    edit : bebeğin ikinci mr sonucu . https://i.hizliresim.com/ldn4rl.jpg

    edit 2: bebeğin yoğun bakımdaki fotoğrafı. 40. günün sonunda hortuma bağlanarak (emme ve yutkunma olmadığından) eve çıkarıldı. https://i.hizliresim.com/gblg2v.jpg

    edit 3: bebeğin ilk mr sonucu https://i.hizliresim.com/brn9jy.jpg

    edit 4: epiduraller doğum paketine dahil değil ve tanesi 750 lira. aile , 2. epiduralin izin alınmadan yapılmasında bunun çok önemli bir etken olduğunu düşünüyor.

    edit 5: başlığa kendi hekim görüşlerini yazan doktorun açıklamalarını okudum ve bir kaç flu noktayı aydınlatmak istedim. hasta rahat odaya çıkarılıyor ama bu rahatlama meselesi bir oyalamaya dönüşüyor. aileden öğrendiğim kadarıyla, sözleşmeye göre kontrolleri yapan doktor doğumda hazır bulunmak zorunda. ara ara gelen doktor ise kaydı olmayan, muhtemelen başka hastaneden gelen bir doktor. yani siz kime emanet olduğunuzu bilmiyorsunuz. asıl doktor bir şekilde ortada yok ama yerine bıraktığı doktor da çok geç geliyor. bu süre zarfında sürekli "yan odada" diye aile kandırılıyor. 2. epidural bu noktada oyalama görevini üstleniyor. geç gelen doktor ise durumun ciddiyetini geç kavrıyor. işler daha sonra çığrından çıkıyor. sezaryen kararı alma, asansör bekleme, sedye, sezaryen vs. derken 45 - 50 dakikalık bir zaman kaybı daha yaşanıyor. daha sonrası ise hastanenin durumu örtbas etme çabaları...

    --- spoiler ---

    eşimin hamile olduğunu öğrendikten sonra bebeğimiz için en güvenilir hastaneyi aramaya başladık. ankara’da doğum alanında uzmanlaşmış bir hastane olarak bilinen koru hastanesi’ni olumlu tavsiyeler üzerine seçme kararı aldık. avantajlı olduğu gerekçesiyle doğum paketini almamız hastane tarafından önerildi. 9 ay boyunca tüm kontroller doğumu yaptıracak olan doktor tarafından yapıldı. kontrollerde bebekle ilgili herhangi bir sağlık sorununa rastlanmadı. bebeğin gelişimi olması gerektiği gibiydi. 9 nisan 2017 pazar günü saat 9:30’da eşimin suyunun gelmesi üzerine hastaneye doğru yola çıktık ve saat 10:00 civarında hastaneye girişimiz yapıldı.

    9 ay boyunca tüm kontrolleri yapan ve doğumu yaptıracak olan doktorumuz şehir dışında olduğu için bizi hastanede sonradan kayıt dışı çalıştığını öğrendiğimiz başka bir doktor karşıladı. bunun üzerine kendi doktorumuzu aradık ve bize doğumu yaptırması için o hastanede çalışan başka bir doktoru yönlendireceğini söyledi. eşimi doğumhane yerine hasta yatış katına çıkarıp bir odaya aldılar. saat 11 -12 arası eşimin sancıları sıklaşmaya başladı. doğumun artık yaklaştığını düşünmeye başlamıştık ki, ebe odaya girerek “sen bu kadar sancıyla doğum yapamazsın, sana epidural yapmamız gerek” diyerek dayatmada bulundu. (bu arada ebe de hamileydi) eşim doktorumu arayın diyerek itiraz etti fakat ebe “doktor bey’le telefonda görüştüğünü ve epidural yapılması gerektiği konusunda anlaşmaya vardıklarını” söyleyerek eşimi ikna etti. epidural yapıldıktan sonra eşimin sancıları kesildi ve üstüne bir uyuşukluk çöktü. tüm bunlar olurken kayıt dışı çalışan doktor ara ara eşimi muayene etti fakat kimse eşimin başında durup süreci takip etmedi. eşim saat 1 gibi doğumhaneye alındı. biz artık doktorumuzun yönlendirdiği diğer doktor gelecek ve doğum başlayacak diye düşünürken doktor gelmedi. ısrarla doktorun neden gelmediğini sorduğumuzda ise ebe, “anne henüz doğuma hazır değil doktor yan oda da bekliyor” diyerek bizi yanılttı. saat 14.45’de ebe eşimin belinden açılan damar yolundan 2. doz epidurali sorgusuz sualsiz tekrar verdi. saat 15.00’da doğumu yaptıracak olan doktor acele ve panikle doğumhaneye girdi. eşimi muayene ettikten sonra bebeğin kakasını yaptığını fark etti. bunun üzerine rahimdeki kakalı suyu tamamen boşalttı. sezaryen kararı alması gerekirken doğumu hızlandırmam gerekiyor diyerek eşimin ayağa kalkmasını ve yürümesini istedi. bu arada ebeyi 2. epidurali yaptığı için azarladı ve kendisi doğumhaneden çıktı. bir süre sonra tekrar doğumhaneye geldi ve eşime biraz daha yürümesi gerektiğini söyleyip tekrar doğumhaneden çıktı.

    tüm bunlar olurken eşimin başında kimse durmadı, bebeğin kalp atımlarını gösteren nst cihazını kimse takip etmedi. doktor tekrar doğumhaneye geldi ve eşimi normal doğum yapmaya zorladı fakat eşimin tüm çabalarına rağmen bebek doğamadı çünkü epidurallerin etkisiyle sancı ve kasılmalar azalmıştı ve doktor rahimdeki bütün suyu boşaltmıştı. bebeğin kalp atımları düşmeye başladı ve doktor bu böyle olmayacak sezaryene almamız gerekiyor dedi. doğumhane ve ameliyathane aynı katta olmadığından ve doğumhanede hazır sedye bulunmadığından sedyenin gelmesi beklendi. yaklaşık 10 dk. sonra sedye geldi. sedyenin boyu bile o anda uygun değildi ve sedye boyu ayarlamakla uğraştılar. nihayet eşim ameliyathaneye alındı ve doktor operasyonun 10 dk. süreceğini söyledi. saat 17:00 civarında başlayan operasyon, yaklaşık 25-30 dk. sonra son buldu ve bir hemşire ile bir doktor kucaklarında bebeğimiz ile çıktılar. bebeğin rengi mosmordu ve hemşire elinde pompa ile ciğerlerine hava basıyordu. apar topar yenidoğan yoğun bakımına alındı. bebek ölü doğmuş ve yenidoğan yoğun bakımda 15 dk. canlandırma işlemi yapılmış. tabi biz bunları çok sonra öğrendik.

    doğumdan sonra bize her şeyin normal olduğunu, bebeğin ufak bir solunum sıkıntısı olduğunu ve 10 gün kadar yoğun bakımda kalacağını söylediler. bu süreç boyunca hastane bizi bilgilendirmekten sürekli kaçındı. ben araştırdıkça ve çalışanları sıkıştırdıkça öğrendim ki bebeğimiz oksijensiz kalmış, beyninde hasar oluşmuştu. fakat derecesini öğrenmemiz için yine hastaneyi zorlayarak mr çektirilmesini istedik. 5. gün de mr çekildi ve çok odaklı 3. evre ağır “`hipoksik iskemik ensefalopati`” olduğunu öğrendik. yani bebeğimiz ölebilir, yaşaması halinde ağır sakat kalacak. solunumundan görmesine, duymasından hareket kabiliyetine kadar her şeyi etkilenmiş durumda.

    bizi bu süreçte bebeğimizin durumu yaralamışken, hastane yönetiminin hatayı kabul etmemesi, verilen epidurallerin kayıtlardan silinmesi, belgelerin değiştirilmesi, kayıt dışı çalışan doktorun ortadan kaybettirilmesi ve hasta dosyasının 40 günün sonunda yarım yamalak verilmesi gibi olaylarla çok hırpalandık. bu süreçte hastane bizden bir özür dahi dilemedi. çocuğun durumun genetik olduğunu söyleyerek bizi savuşturmaya çalıştılar fakat hiçbir genetik testte olumsuz bir bulguya rastlanmadı. hiçbir şekilde sorumluluğu kabul etmeyen başhekime, kayıt dışı doktoru sorduğumuzda “ben hastanedeki her doktoru tanımak zorunda mıyım, belki bir doktorun arkadaşıdır” şeklinde saçma bir cevap aldık. kabus gibi geçen bu 40 günün her anı ayrı bir skandaldı. daha buraya sığmayacak bir çok saçma olay yaşadık. bir özel hastanenin ne kadar iğrençleşeceğini bu süreç bize gösterdi.

    --- spoiler ---
  • başhekim belki iş yoğunluğundan öyle bir laf etmiş olabilir peki ya doktor amirine kendini neden tanıtmamış acaba ?

    ben her öğrenciyi tanımak zorunda mıyım mesela?
    valla 1 yılın sonunda hepsi zorla kendini ismini size tanıttırıyorlar.
    ışimi yapıyor muyum evet.ama isimlerini bilmem tamamen onların elinde.
    kendileri sürekli konuşarak kendilerini bana hatırlatark bunu sağlamazlarsa ben nerden bilebilirim ?

    aynı şey müdür için de geçerli. müdür gelip tanişmaz sen gidip tanıtacaksın kendini.

    başhekim bey amca haklı bir sersenişte bulunmuş bana göre.
    tabi koru hastanesi mevzusu nedir bilmiyorum.
  • daha çok ilgi görmesi gereken rezil cümle.
  • yine koru hastanesi, yine rezillik, yine dolara tapınma uğruna insan yaşamını hiçe saymak.
    hukuk güçlüye karşı güçsüzün hakkını savunmak için var olmalı.
    ama para güç olunca adalet de güçlüden yana düdük çalıyor.
    insan adaleti özler mi?
    bu ülkeyi yakacaksa adaletsizliğe, zorbalığa maruz kalanlar yakacaklar.
    ve o ateşten paranız da efendileriniz de kurtaramayacak.
  • şimdi bu açıklama benim aklımda çeşitli soruların oluşmasına sebep oldu. açıkçası özel ya da devlet hastanelerin nası lyöentildiğini bilmiyorum. bu sorular sadece varsayımsal olarak aklıma geldi.

    bilen biri cevaplarsa en azından genel oalrak ahstane işleyişine dair bilgimiz de artar.

    bir hastanede, izinsiz/kayıtsız bir doktor çalışırsa bunu kim tespit edecek?

    başhekim mi? personel dairesi mi? diğer personeller mi? yoksa hastanenin denetleme birimi mi?

    peki, bu kayıtsız doktor, diğer bir doktordan para alıp, diğer personellere de para vererek hastane de hastane yönetiminden habersiz bir şekilde çalışıyorsa bu nasıl tespit edilebilir? ya da böyle bir şey olabilir mi?

    baş hekim personelini tanımıyorsa kim tanımalı? hangi birim ve amirlerin haberi olmalı ya da kim denetlemeli?

    böyle bir şey mümkün mü?
  • tek ve basit bir yaniti olan soru;
    - evet, zorundasin.
  • hastanedeki her hastayı da tanımak zorunda değilsin şeklinde yanıtlanası cümle.

    kimse kimseyi tanımak zorunda değil orada bir sorunyok da arkadaşlar, bu işin sorumluluğu kimde birinin başı yanmayacak mı? bu tarz şeyleri yapan insanların ders alması ve caydırıcılık açısından çok önemli.

    ne ala memleket, ben de istediğime iğneler yapıp kaçayım sussun diye.
  • koru hastanesi başhekiminin, hastanesinde doğum gerçekleştiren ve harici olarak çalışan doktor hakkında kurduğu iddia edilen cümle.
  • yani adam diyor ki "hastanemde kimin çalıştığından, kimin kayıtdışı olduğundan, kimin elinin kimin cebinde olduğundan haberim yok". bu bir itiraf resmen.
  • basiretsizlik demek yeterli degil, bu durumartik kotu niyet. ulkeye kanser gibi yayildi bu sorumluluk almama hadisesi, ne kimse ozur diliyor ne de istifa ediyor. apacik kanun ihlal eden insanlar dogru duzgun yargilanmiyor bile. vah ki ne vah.