şükela:  tümü | bugün
  • bu ülkede yaşayan herkesin, hepimizin muhatap olduğu sorudur.
    tıpkı demiryolu hikayecileri öyküsünde oğuz atay'ın sorduğu soru gibi:
    ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba?
  • yıllardır kavuğu yok ona versin yok buna versin diye ahkam kesenlerin alternatiflerini düşündükçe ustanın sormakta ne kadar haklı olduğunu düşündüğüm soru. farklı bilinç düzeylerinde olmak bu olsa gerek.
  • kendi acziyetini ifade eden söz. zira ustanın ustalığı, yetiştirdiği çırağın, ustasını geçmesindedir. bunca yılda böyle bir tane çırak yetiştiremeyen kişi ise bu soruyu münir abiye değil başını ellerinin arasına alıp kendisine sormalıdır.
  • gece gece duygulandıran sorudur.muhalif komedi yapmayı geçtik,bel altı esprilerin bile yapılmaktan korkulduğu bir ülkenin içler acısı halini ferhan şensoy'dan başka kimse böyle duygu yüklü açıklayamazdı zaten.
  • ferhan şensoy bu soruyu öyle bir sorar ki; hep birlikte cevap arar bir şekilde bulursunuz kendinizi..

    her zaman iyi bir tiyatrocu , iyi bir muhalif olmuştur ferhan şensoy..bazıları gibi; kendi özel tiyatrosundan daha fazla para kazanmak için de, devlet tiyatrolarını satmamıştır.
  • duygulandıran, ağlatan, of çektiren, kara kara düşündüren soru.
  • ferhan sensoy'un acziyetini gosteren bir soru denerek, isin icinden siyrilinamaz.

    kavuk, yas haddiyle ya da tiyatroya yeteri kadar hizmet etmekle el degistirmiyor. munir ozkul zaten tuluatini gelistiremedigini itiraf edecek kadar naif bir insan. ferhan sensoy'un bir anlik dogaclama performansina gore de vermiyor o kavugu. "yillar icinde" sensoy'un gelisimini goruyor, boynuzun kulagi gectigini fark ettigi zaman da kavugu veriyor. ortada ciddi bir emek, saygi ve sevgi, onlarca oyun ve yillarca suren bir hizmet var. sensoy'un belki kucuk bir sansi, kavugun o zamanki sahibi munir ozkul ile ayni sahneyi paylasmasi. yani, kavuk is olsun diye verilmiyor ferhan agbiye. burada, munir usta'nin kavugu verirken soyledigi sozler cok onemli.

    "birine vermek zorunda degilsin. verecegin adam turk tiyatrosunu senden sonra alip baska yere goturecek bir bayraktar olacak. bu, halkin tanidigi, sevdigi, muhalif bir komik olacak."

    bu ozelliklere sahip birinin olmamasini ferhan sensoy'a baglamak ne buyuk yanilgi. bir ozellige sahip olan digerine sahip olamiyor. halkin tanidigi, sevdigi, muhalif bir komik gosterebilecek olan var mi, zannetmiyorum. olsa dahi, turk tiyatrosunu baska bir yere tasiyabilecek mi, bu da bambaska bir sorun. zaten gunumuzde muhalif olabilmek basli basina bir meziyetken, boyle birinin olmamasina sasirmamak lazim.

    ferhan sensoy usta olarak sayisiz cirak zaten yetistirdi. boynuz kulagi gecmediyse, bu onun sucu degil.
    kavugu verecek birinin olmamasini ferhan sensoy'a baglamak, bu sorunun muhattabinin sadece munir ozkul ve tiyatrocular oldugunu dusunmekten farksiz.
  • sabah taptaze bir ruh haliyleyken okuduktan sonra bildigin gozlerimi doldurmus, ruhumu curutmus sorudur. eminim hepinizin aklina benim de geldigi gibi ilk basta cem yilmaz geliyor. sizi bilmiyorum ama benim aklima cem yilmaz'in isminden sonra ise sitem geliyor. tabi ki zorunlu degil ama ne kadar isterdim o muthis pratik zekasini, samimi tavirlarini bir de sag-sol, iktidar-muhallif degil de dogru-yanlis, guclu-mazlum duzlemlerine cikislarla susleseydi. yapmadi, kimse boyle yapmadigi icin onu suclayamaz, adama " o zaman cikip sen yapsaydin" derler ki dogru. nedendir bilinmez, ben hala cem yilmaz'dan umutluyum. bir an gelecek, "ehh yeter artik, gote de got denir" diyecek diye hissediyorum.

    tabi ki burada sorun kavuk degil. benim icin burada ki sorun bambaska. oncelikle o "bizim" mirasimizin, bambaska rejimler yasamis ve hep ayakta kalmis, hep guldurmus, laf sokmus, robin hood olmus kavugun geldigimiz noktada ne sahibi olabilecek bir yigit var ne de zulmedenler gecmis onlarca donemde ki kadar hakkaniyetli. cok romantik olacak ama; hepimiz sevinebiliriz. cunku tarihe kalin puntolarla yazilacak bir doneme sahitlik ediyoruz, koskoca kulturun bir kac on yil icinde yavas yavas eritilip, yok edilip, ve android telefonlarimizdan kafamizi kaldirip ses etmedigimiz icin yok edilisine sahit oluyoruz. varsin kavugun sahibi olmasin bundan sonra ama boyle giderse o kavugun ne topragi ne kulturu de kalmayacak. bir kac on yil sonra bagdat muzesi eserleri gibi amerika'da ki, avrupa'da ki sanat/tarih galerilerinde ingilizce etiketini okuruz.
  • sanatımızın özeti olan cümle.

    haydi bana muhalefet yapan, yapabilen sanatçı gösterin.
  • şimdi kavuğu kimse almak da istemez bundan sonra. sanki "aslında layık değildin de yokluktan sana verdim hadi neyse" gibi anlaşılır.