şükela:  tümü | bugün
  • bitirmek üzere olduğum madeline miller romanı. başladığım andan itibaren iyi bir roman olduğunu belli etmişti zaten ve öyle de devam ediyor. yunan mitolojisini tanrıça/büyücü kirke üzerinden hikayeleştirmiş ve bu da mitolojik kahramanların isimlerinin ve olayların daha çok akılda kalmasını sağlıyor. bu yönüyle de yunan mitolojisini öğrenmek isteyenler için ansiklopedik bilgi veren yayınlardan çok daha iyi. kitapta kayalıklara zincirlenmiş prometheus, daidalos ve oğlu ikaros, kendi oğullarını yiyen kronos, truva savaşı vb. gibi ortaçağ ve rönesans tablolarına konu olmuş hikayeler de yer alıyor. ayrıca pharmacy, katarsis gibi kelimelerin kökeninin nereden geldiğini de anlayabiliyorsunuz. kitabın arkasında ölümlüler, olymposlu tanrılar, titanlar, canavarlar başlıkları altında karakterlerle ilgili kısa bilgiler verilmiş, bu da çok faydalı daha sonrasında dönüp bakabilmek için. kesinlikle tavsiye ediyorum, sonuçta neredeyse dünyadaki bütün hikayelerin kaynağı yunan mitolojisi ve hala bu hikayelerin dramatik yapılarından örnek alınarak yenileri üretiliyor.

    bu arada kitapta malü isimli bir bitkiden bahsediliyor. orjinal dilinde ne diye geçiyor bilmiyorum ama ben malü olarak arattım, bulamadım. bilenler yeşillendirirse çok mutlu olurum.
  • elime geçtiğinde 2 hafta savsakladığım okumaya karar verip başladığımda 2 günde bitirdiğim şaheser. şaheser diyorum çünkü canım öyle istiyor. şaka şaka. bu kitabı okuduğunda adeta sen kirke oluveriyorsun. onunla beraber glaukos’u seviyorsun sonra nefret ediyorsun, helios’un dizlerine kapanıyorsun, skylla denen şırfıntının icabına bakıyorsun, aiaie adasının keşfedilmemiş yerlerini keşfediyorsun. en mükemmeli onunla beraber büyüler yapıyorsun. içindeki potansiyeli keşfediyorsun.

    mitolojik anlamda okuduğum en akıcı kitaptı. tavsiye edilir.
  • okuması çok keyifli ve akıcı bir kitap. mitoloji hakkında en ufak bir fikriniz olmasa bile karakterleri çok çabuk öğrenip, kavrayabiliyorsunuz. mitolojiyle ilgili olanlar için ise neredeyse bir şölen sunuyor size. ben 1 haftada bitirdim kitabı ve bittiğinde keşke bi bu kadar daha olsaydı da daha okusaydım diye düşündüm.
  • az önce bitirdiğim muhteşem fantastik roman.
    yunan mitolojisi bana çok karmaşık gelirdi ve pek ilgilenemedim açıkçası. mısır mitolojisi daha cazip geliyordu. fakat kurgu öyle bir oluşturulmuş ki kitap bitince mitolojiye bayağı hakim oluyorsunuz.
    titan nedir, hangi tanrılar olimposlu,kim kimin eniştesi, bacanağı hep öğreniyorsunuz :)
    bu tarzda okuduğum ilk eserdi. şiddetle tavsiye ederim.
  • uzun uzun betimlemeler ile dolu ancak su gibi akıp gidiyor, gözlerinizi kapattığınızda yazarın tasvir ettiği her şey canlanıyor.

    güzel bir kadın hikayesi cadı kirke'ninki, mitolojiden hoşlananların kaçırmaması gereken kitap.
  • son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biri. mitoloji, biraz kenarda kalan bir yan karakterin gözünden ancak bu kadar harika anlatılabilirdi. yazar; kirke’nin yaşamını, aile ilişkilerini, hislerini, düşüncelerini, günlük yaşantısını, korkularını, öfkelerini, pişmanlıklarını öyle güzel anlatıp işlemiş ki karakter kolayca içselleştiriliyor ve bir süre sonra okurken “bizim kirke” haline dönüşüyor.

    saf kirke’m. tanrıların, ilahi varlıkların ve dünyanın işleyişini çözmesi 1000 yılını alıyor ancak kendisinin de farkına vardıktan sonraki tüm güç gösterisi tattan yenmiyor. sen koskoca kirke’sin be kadın. helios’un kızı, insandan tanrı nympheden canavar yaratan, olymposlu tanrılara meydan okuyup geçit vermeyen, minatoru doğurtup zapteden büyücüsün. bunu anlaman ve gücünün farkına varman çok uzun sürüyor. bundan ötesi zaten halledilmesi gerekenleri bir çırpıda halletmek. gönül isterdi ki ilahiliğine sırt çevirip, kendini telegonos gibi ölümlü hayatın içine bırakmadan önce son olarak şu glaukos ibnesine de bi çak ama o da senin merhametin işte kirke’ciğim.
  • bu zamana kadar okuduğum en iyi fantastik romanlardan birisi oldu. en iyisi değil ama en iyilerinden biri. bir fantastik kurgu manyağı olarak aşırı beğendim. anlatımı olsun, hikaye örgüsü, karakterlerin yapısı vs hepsini çok beğendim. fantastik ve mitoloji seviyorsanız bence mutlaka kitaplığınızda bulunmalı bu kitap. o kadar da iddialıyım yani.

    "kadınlara haddini bildirmek, ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimi gibi geliyordu bana. yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikaye olmazmış gibi."

    en çok beğendiğim söz bu oldu. çünkü eski zamanlardan bu yana kadar gelmiş en doğru söylem bu. ilk çağlarda da da şimdiki zamanda da kadınların yerlerde süründüğü hikayelere bayılıyor insanlar. gerçek bir hikaye olmazmış gibi
  • kötü çocuk, yan evdeki psikopat mafya, sapık patronum, kaslı ve terli komşum tarzı paçavralarla haşır neşir olan ve kitap fuarlarında çığlık çığlığa, ağlaya zırlaya, kendini yerden yere atan tiplerin hepsinin çarşaf çarşaf goygoyunu yatığını görünce, bırakın alıp okumayı sipariş vermeye bile elimin gitmediği romandır.
  • yunan mitolojisine aşina ve sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm kitap. hiç yunan mitolojisi okumamış birine etkisi ne olur objektif yaklaşamıyorum açıkçası.

    kurgu müthiş, bir de dişi kahramanı yine dişi bir bireyin yazmasından mıdır nedir acayip etkileyici geldi bana.

    “bana yara izlerini göstermiş, karşılığında da benim hiç yaram yokmuş gibi yapmama izin vermişti. gemisine bindi, bana bakmak için döndüğünde orada yoktum...”
  • özellikle yunan mitolojisi severlerinin beğeneceğini düşündüğüm kitap. kim kimin nesi mitolojide bilmiyordum ama hem mitolojik hem fantsatik ürünler barındıran bu kitabı ben çok severek okudum.
    --- spoiler ---

    “ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.
    bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi:
    -öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.”
    --- spoiler ---