şükela:  tümü | bugün
  • tartisma duzeyinde be hey durzu esiginin daha az avam olanıdır. kahramanlarımız tepkisel avamlıktan, vecize bilimselliğine meyletmişlerdir. atatürk ve bilim eleştirisi barındıran herhangi bir başlıkta bu eşiğin her türlü aşıldığı gözlemlenebilir.

    (bkz: atatürk'ün klonlanması/#13769711)

    (bkz: ataturk hadisleri ve nutuk tefsiri /#11244321)
  • (bkz: #16232906)
  • ne mutlu bana ki çoktan aştığım bir eşik bu. keşke başka ulusalcı ve dinci/dindar kardeşlerim de aşabilse bu eşiği, dogmalardan sıyrıldıklarını haykırabilse, her şeyi tartışabilsek, ülkenin amını götünü dağıtacağımıza yalnızca tartışsak, hiçbir şeyi saklamadan, dogmalara sığınmadan. atatürk'ün bu ülkeye bıraktığı en güzel miras olurdu bu.
  • üzerinden atlarken espri bombardımanına maruz kalınabilen bir eşik. bir diğer güzelliği ise bazı insanlar için öyle fevkalade bir eşik değerdir ki, burdan geçtikten sonra kendilerini baştan ayağa sorgulayabilirler, yeni fikirlere açılabilirler, herhangi bir kemalist için artık kemalist olmayacakları yeni bir safha ortaya çıkabilir. dolayısıyla dogmanın kendini yok etme opsiyonu kemalizm de bu sözle doğuştan on gelmektedir. bu güzelim eşiğe sırt çeviren dümbüklerimizi bir kenara bırakıyorum. ama keşke aynı şeyi başka dogmatik fikirler ve ideolojiler için de söyleyebilseydik. aslında dogmalarını yıkmaları ya da yok etmeleri de gerekmez, buna ihtiyaçları olmayabilir, yalnızca keşke beyinleri inandıklarının tersine bir fikre küçücük bir çıkış noktası bırakabilecek bir yapıya elverse. o da yok bazılarında.
  • gerçekten neye işaret ettiği meçhul bir eşik. şöyle ki, bu eşiğin herhangi bir söylemsel tartışmada aydınlanmacı cenah tarafından hissedilip de bu tarz bir tepkiye yol açtığını göremiyoruz.

    diyelim ki aydınlanmacı pozitivist bir kişi carnap'ın matıksal indirgenebilir önermeleri üzerinden, akılcılığın üstünlüğünden bahsediyor. karşısındaki post modern, matıksal pozitivizmin mantık ve semantiğin batı merkezcil aksiyomlarını gözardı ettiğini ve dolayısıyla batı dışı toplumlara kendi rasyonalizm tanımı ile baskı oluşturduğunu, bu nedenle de akılcılığının insani olamadığından bahsettiğinde, nedense bu pozitivist arkadaş;

    carnap bize manevi miras olarak dogmalar bırakmadı,
    bertrand russel'a sebepsiz dil uzatma,
    rousseau olmasaydı baban kimdi bilemezdin şerefsiz,

    demiyorlar.

    dogma olup olmasından bağımsız olarak bırakılan şeylerin varlığının kabul edildiği, üstüne üstlük hem de bir vecizeden, bu bırakılanların dogma olamayacağı gibi şahane bir tanım/örnek/kanıtın üretiliyor olması az da olsa rahatsız etmiyor mu sizi. hani istihzanın boyutları, odanın içindeki görünmez fil teşbihini falan bir kenara bırakırsak, inanılır gibi değil. ama hala dogma -haşa- olmayan vecizelerinizle kendinizi küçük düşürürken üzülmüyor musunuz, bütün bunlar yapılırken bilişsel çelişkilerinizi neler besliyor, harbiden, cidden, bütün samimiyetimle merak ediyorum.
  • günümüzde bir dogma haline gelmiş kemalizm'de varlığından dolayı mutluluk duyulan bir eşik. ne mutlu ki böyle bir eşik var en azından. kendisini kemalist olarak gören, bütün inancını varlığını atatürk'ün sözleri ve yaptıklarına bağlamış, atatürkçülükten anıtkabir'in karşısında yaşamaya başlamış, hatta hazır yol yakınken anıttepe'deki orduevine uğrayayım da bi miktar da postal yalayayım diye üç öğün orduevine giden, beynini aldırmış, gözlerini kapatmış bir din düşmanı, bir manyak, atatürk'e tapan bir şizofren bile bu sözü dile getirdiğinde, samimi olarak incelediğinde bir şeyin farkına varabilir. artık atatürkçü, kemalist, ulusalcı vs. gibi bir kimliğe ihtiyacı olmadığını. dogmanın dogmayı yok etmesine tanık olabiliriz. en azından böyle bir çıkış noktası var. atatürk'ün, kurduğu 1920'lerin cumhuriyetinin bugün hala aynı noktada saymasına razı gelmeyeceğini anlayabilir. atatürk'ün bizzat kendisinin, üstün bir varlık olmadığını bildiği bilgisini rahatlıkla bulabilir. bununla birlikte atatürk dogmalar bırakmamış mıdır? yoo. ne diyoruz yahu burda, kemalizm zaten dogmalar bütünü değil midir? yıkılamaz, değiştirilemez ilkeleri yok mudur? vardır. ama çıkışı da vardır. üstelik bilişsel çelişkilerimizle çelişmeden aşabiliyoruz bu eşiği. carnap'a ihtiyacımız yok, russel'a yok, rousseau'ya hiç yok bunun için. bu yönüyle diğer vecizelerin oluşturduğu eşiklerden farklı bir mecraya açılır kapısı "dogma bırakmadım" sözünün.

    halbuse ömrünü bazı başka fikirlere adamış insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz, dogmalardan akıl yoluyla kurtulmaları mümkün olmayacaktır. bazı kimselerin, hep bazı kalıplarda karşısına dikileceğine inanan bu insanımız, başka türlüsünü görünce errorlardan error beğenecektir, okuduğunu anlamamakta ısrar edecek, x verme eşiği cix eşiği vs. diye belirlediği kalıplara doğru yelken açacaktır, kendi beynindeki kalıplara karşısındakini oturttuğu zaman rahatlayacak, soluklanacak, sıkı sıkıya bağlı olduğu fikir evreninin koruyuculuğunda şizofren rahatlığıyla inançlarına sarılmaya devam edecektir.

    ayrıyeten; fikirleri döndürülemez, mutlak, kemikleşmiş, içten pazarlıklı insanlarla konuştuğum zaman gelecek adına kaygılanmak gibi bir huyum var. gün geçtikçe de her kesimden böyle insanların sayısında bir artış gözlemliyorum (edit: bkz. sözlüğün hali). semptomlarından söz konusu kişideki hastalığın türünü ortaya çıkartmaya çalışırım kendimce, işte bu noktada karşınıza kendini kemalist olarak nitelendiren birisi çıktığında, söz konusu eşiği hatırlatmak fayda sağlayabilir, kendisini kemalist olarak nitelendirenlerin uzlaşmaya ve akla daha yakın olmalarını sağlayan bir mefhum olarak da rahatlatıcı etkisi olabilir.
  • ''ben, manevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevî mirasım ilim ve akıldır. benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında belki gayelere tamamen erişemediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. benim türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.''

    mustafa kemal atatürk
  • ben, manevi miras olarak hiçbir ayet hiçbir dogma , hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. kendim hariç.