şükela:  tümü | bugün
  • garip şeyler..
    bi ara havuza gidip baya içmiştik. havuzda 3 katlı kule var. millet 1. kattan atlamaya korkarken ben en son kata çıkıp havuza götümü verip geri geri durdum. tüm kızlar aşağıdan bana bakıyor. cesaret o biçim. ellerimi kuş gibi açtım, buraya kadar her şeyi hatırlıyorum. hoppp sonrasını hatırlamıyorum.

    gözümü bi açtım çevremde bir sürü insan. açılın açılın nefes alsın diyorlar.
  • (bkz: yaşamak)

    bu salaklıkla bu yaşa kadar nası geldiğimi hala anlamıyorum...
  • * sevgilinin ailesi evdeyken sevgiliyle seviştim.

    onlara gitmiştim. ailesi geldi. ben odasına gittim. dolapta saklandım taa ki ailesi uyuyana kadar. herkes yatınca kapıyı kilitledi. sabaha kadar seviştik. ertesi gün yine aynı.

    * sevgiliyle asansörde sevişmiştik.

    yine onu görmeye gitmiştim. akşam evine bırakıyordum. niye bilmem o asansöre bindiğinde ben de bindim. ara katta bastım stop'a. inanılmaz bir adrenalindi o da. babasının da aşağı yukarı geliş saatleri idi.

    * 10'dan fazla kişiye kafa tutup hayatımın en güzel dayağını yedim.

    o zamanki sevgilim akşamları yalnızdı evde. babası yoktu. annesi de dükkan işletiyordu ve biraz geç geliyordu eve. bize yakın oturuyordu. ona birkaç kişinin musallat olduğunu söyledi. bazen evde iken o kapısına dayandıklarını söyledi. akşam bir turlayayım dedim onun evinin orda. baktım elemanlar orda. birkaç kişiler. daldım aralarına. herifler orda biraz dövdü. sonra sürükleyerek birkaç blok ötede boş arsaya götürdüler. it kopuk ne kadar arkadaşı varsa geldi. baya bir kalabalıktılar. hepsi teker teker dövdü diyebilirim. bir ara kendime geldiğimde hayal mayal öldüğümden korkmuşlardı. sonra su falan verdiler. ben de tükürdüm kanlarla suyu. yine dövdüler. yine kendime getirdiler. yine tükürdüm. saatlerce dayak yedim saatlerce biat etmedim ibnetorlara. velhasıl sonra yürüyemediğimden sokağımın başına kadar sürükleyip beni kaçtılar.

    * uludağ üniversitesi yurdunda 4 kişiden süper bir dayak yedim.

    odamda antalyalı bir çocuk vardı. çok temiz sakin bir çocuktu. buna yurt şakası yapıp altına işetmişler. çocuk ağlaya ağlaya odaya gelirken gördüm. 4 kişi de bunla dalga geçiyordu. meğer şakayı yapan onlarmış. hepsi ayı gibiydi. olayı öğrenince dayanamadım daldım ibnelere. neyime güveniyorsam. ağzıma sıçtılar resmen koridorda. kanlar içinde çömeldim oraya. bunlar gitti 3. kattaki odalarına. o arada bizim solcu tayfa geldi. bir yerden duymuşlar dayak yediğimi. kim kim diye ısrarla sordular. söylemedim olay büyümesin diye. aslında olay büyümesin diye uğraşmamın sebebi antalyalı çocuğun mevzusunun yayılmaması idi. ama birisi söyledi. bunlar toplanıp gittiler. benim başıma da 2 kişi kodular. bir saat kadar odalarına hapsedip dövmüşler. sonra teşkilat dedikleri it kopuk tayfası öğrenmiş. bizden başkası adam dövemez diye bizimkilere siz gidin biz döveceğiz demişler. sabah saat 5-6'ya kadar dövmüşler. sonra sıkılıp çocuklara zorla birbirlerini dövdürmüşler. o hafta 4'ü de yurdu terk etti.

    * ramazan günü yurt internet kafesinde sabahlarken teşkilatçılara daldım.

    counter oynuyoruz ve 35 civarı kill yapmıştım hiç ölmemiştim. lavuğun birisi "kim lan bu albastropos çıksın oyundan yoksa sikecem" diye bağırdı. ben de ona bağırdım. lavuk sen kimsin lan moduna girdi. ben de ona aynısını dedim. "ben buranın fedaisiyim" dedi. bono kahkahayı bastı tabi:) teşkilatın yıkım ekibindenmiş ibnetor. lakabı da azrail'di. yurdun en beyinsizi diyebilirim yani. neyse birbirimize girdik. neyime güveniyorsam geri vites de yok amk bünyesinde. ayırdılar. akşam bunlar toplanıp geldiler. biraz dayak yedim. yine odanın orda ağzımın yüzünün kanını temizlerken bizim solcu tayfa gördü beni. toplandılar. bu sefer teşkilatı al aşağı etme fikri ortaya atıldı. herkes bilenmişti zaten. bunların odasını bastık. reis meis yıkım elemanları dedikleri hanzolar vs. alayını sabaha kadar dövdük. reislerden bazıları o hafta yurdu terk etti. bir daha da beni gören yolunu değişti kalanlardan.

    * üniversite zamanı babama dükkanda yardım ederken ve tekken haraca gelenlere daldım.

    babam kahvede idi her zamanki gibi. dükkan zeytinburnu'nda idi. birkaç lavuk girdi dükkana. müşteriler varken abuk subuk konuşarak hem milleti kaçırdılar hem de mobilyalara tekme falan atmaya başlayıp anlamsız tehditlere başladılar ve para istediler. kasanın anahtarı cebimde idi. kasada çok para vardı. silah da vardı. yazıhaneye doğru yöneldim. ilk etapta aklımda silahı alıp indirmek vardı bunları. ama baktım hiçbirinde silah yoktu. denk olmaz diye yazıhanede metal askılık sopası aldım elime. sopa olan elimi kapının orda sakladım. bunlar yaklaşınca ilk gelenin kafaya bodozlama indirdim. yığıldı kaldı. arkadaki bıçak çekti. bıçağı salladı ve şans eseri sopayı salladığımda bıçağa ve eline geldi. bıçak düştü. sonra burnuna gömdüm sopayı o da pert. diğeri de hışımla gelirken kafasına indirdim lavuğun. sonra öldüresiye vurdum hepsine. kaçtılar. babama söylemedim. aslında salaklık ettim. babam da deli dolu adamdı o zamanlar. kim olduklarını bulur başını belaya sokardı. haftasonu dükkan kurşunlanmıştı kapalıyken. babam kurşun deliklerini sokakta kavga edenler vs yapmış sandı. birdaha gelen olmadı. ama tırsmıştım çok.

    * arkadaşa döner bıçağı çeken texas grubu elemanının önüne siper oldum.

    üniversiteyi yeni kazanmışız. yeni yeni insanlarla tanışmışız. basket playoffları bursa'da. beşiktaş da playofflarda idi. beşiktaşlı olanlar gidelim dedi gittik. bir tanesinin arıza çıkartacağı belli idi. bursalılara saydırıyordu malum husumetten dolayı. dedim ki bunlarla oturmayalım karşı tribünde duralım. durduk ama kurtulamadık. maç sonuna kadar texaslılar bjk'ye amma sövdü. maç bitti yırttık derken olaylar gelişti. bu dengesiz bir bursalının kafasına vurup kaçmış. mal herif. eleman da çekmiş döner bıçağını. bunlar koşup giderken olayı anlamadım. sevgilimle telefonda konuşuyordum. döner bıçaklı olan yanımdaki arkadaşımı, kafasına vuran sandı. tam ona bıçağı indirecekken telefonda olmayan elimle bıçağı tuttum. elim kanadı falan ama bırakmadım. yanımdaki arkadaş da kaçtı ibnetor. daha yeni tanıştığın adamlar amk. ne don kişot gibi çıkıyorsun. adamlara siper olduğun halde anında satıyorlar. texaslı çekmiş hapı gözler uçuk. küfür ediyor, ben de sakinleştirmeye çalışıyorum. bıçağı bıraktım bir daha indirmeye çalıştı yine tuttum. herif bırakmayıp da sürüse bıçağı keserdi parmakları komple. şans tamamen. bizimkiler uzaklaşınca iyice, adamı başka yere yönelttim. metroda bunları görünce yüzlerine tükürdüm. ibnetorlar. 12 sene geçti hala sinirim geçmedi.

    * köpek korkum yüzünden başıma gelen enteresan bir olay

    köpeklerden korkarım. bir gün silivri taraflarında bisikletle giderken az önce bir çocuğu ısırmış ve sahibi tarafından sakinleştirilmeye çalışılan bir köpeğin yanından geçiyordum. ısırdığı çocuğa da bir yandan insanlar müdahale ediyordu. köpekle göz göze geldik. ayı gibi köpek. kapkara. göz göze gelince sahibinden kurtuldu ibne düştü peşime. bastım gaza. yürüyüş yolundan anayola daldım. dalar dalmaz bir kum arabası yani fatih kamyonun altına giriyordum az kalsın. inanılmaz bir refleks gösterdim. pedaldaki ayağımı bisikletin orta kirişine basıp zıpladım. diğer yürüyüş yoluna uçtum. bisiklet kamyonun altında kaldı. saniyelik olaylar. ölümle burun buruna geldim. köpek hala peşimde. orda bir bahçe kapısı gördüm. üstünden atladım ve girdim içeri. amk içerde 2 köpek gördüm ileride. üzerime nasıl koşuyor götoşlar. baktım atlamaya gerek yok yanda kapı varmış. açtım ve geri çıktım. 1 köpekken oldu 3. hepsi peşimde kaynatasızların. eskiden koşucu idim maratonlarda. hızlı koşarım yani. topukladım. evren sanki bana sırıtıyor amk. her bahçeli evin önünden geçerken bir köpek daha takılıyor peşime. yola atladım. yine araçların arasından ölüm tehlikesi atlata atlata öte tarafa geçtim bir aracın üzerinden uçarak. orda da bir bakkal vardı. oraya ışınlandım resmen. yıllar geçti.15 sene belki. ama o fatih kamyonun altında kalmaktan kurtulduğum hareketi ve sonraki yola dalışımda giden aracın ön kaputunun üstünden uçarak öte tarafa geçtiğim hareketi hala bugün gibi hatırlarım ve nasıl yaptığımı anlamam. aklıma seyit onbaşı gelir. bazen gerçekten bazı şeyleri fizikle bilimle açıklayamıyoruz. mümkün olmayan şeyler bunlar normal şartlarda.
  • hala ne manyaklık dediğim çocukluğuma aittir. 90'ların ilk yarısında yaşadığım şehirde ilköğretim okulu bir tepenin başındaydı. birkaç benim gibi kırık veletle beraber bmx bisikletlerimizi birazını sürerek çoğunu elimizde o tepeye çıkarır, sonra o toprak, çukurlu ve çakıllı yolda fren yapmayı geçtim pedal basarak aşağıya yola kadar deli gibi sürerdik.

    aklıma gelen riskleri: tekerin kayması ve çakıla düşüp 50 metre sürüklenme, kontrolü kaybedip kenardaki uçurumdan yuvarlanma, yola çıkınca duramayıp bir aracın altına girme.

    şansa bu yaşa gelmişiz.
  • sakarya makine muhendisligini 3. sinifta biraktim, sinava girip bilkent kazandim

    devlette butun gun yattigim, milletin imrenerek baktigi isimden istifa ettim

    mekan actim batirdim haciz geldi her seyimi aldi gitti

    denize karsi icmek istediğim için kadikoy sahile inilen merdivenlerden arabayı indirdim. arabayi vincle cektirdik

    17 yasindayken finli bir kizin pesine takilip helsinki universitesine okumaya gittim matrixulasyondan cakinca gerisin geri postaladilar. cennetten cehenneme dustum

    fetosun okulunda okurken allahsiz olmayi sectim, belletmen sabah namazina kaldirdi diye anasina kufrettigimden oturu 2 sene kimse benimle konusmadi

    30 yasinda sik**** boyle ulkeyi diyip amerikaya geldim (cebimde 3 kurus para vardi ve kimseyi tanimiyordum)

    kiz arkadasimi paltomun icinde erkek yurduna soktum

    bana linux ogretsin diye keş bir hackere 1 sene her haftasonu evi actim

    cocukken akmar'in onunde 2 kiz arkadasimla 4 yillik kesintisiz sarap egitimi icin milletden 1 tl dilendim

    amsterdam'da kafam guzelken dam square'de tanimadigim bir hatunla -5 derecede vals yaptim, bisikletinin arkasinda evine gittim. sabah uyandigimda ruyada miyim diye dusunuyordum

    bunlar aklima gelenler pisman degilim
  • "cesaret ettikleriniz; gücünüzün yettiği, yeteceği şeylerdir." diyor ve çekiliyorum.

    şaşırdığınız anda kaybedersiniz. hayatın birinci kuralı ne görürsen gör, ne yaşarsan yaşa şaşırmamaktır.
  • küçükken 2. kat balkonundan hortumla ip inişi yaptım. cesaret kısmı ise, hortumu 50 kiloluk içi su dolu turşu bidonunun altına sokarak sabitlemem.
  • buca'da, perili olduğu söylenen bir evde, hayalet yakalamak amacıyla bir gece mumlar eşliğinde sabahlamıştım. evde yere serilmiş bir sürü gazete kağıdı ve boş şişe vardı. eski ev sahiplerinin geri dönüşüm amacıyla bunları biriktirdiğini düşünmüştüm. en az benim kadar gerizekalı bir kız arkadaşımla sabaha kadar köşkte kalmamıza rağmen hayalete rastlamadık. on sekiz yaşında iki kızın cahil cesaretine bağladığım bu olayın asıl traji- komik olayı, mekanın şarapçıların kullandığı bir ev olduğunu sonradan öğrenmemiz, üstüne bir de yıkılma tehlikesi olduğu için artık boş bırakılmasıydı. bir hafta sonra ev çöktü. biz içindeyken çökseydi ne olurdu, arkamızdan ne söylenirdi çok merak ediyorum. ya da hastanede, ailelerimize son nefesimizde oraya hayalet yakalamaya gittiğimizi söyleseydik, babalarımız bizi ölmeden önce dinlene dinlene döverlerdi eminim. yanımıza hayaletleri hapsetmek için aldığımız, battal boy çöp poşetlerinden bahsetmemize gerek bile kalmazdı esaslı bir dayak yemek için.