şükela:  tümü | bugün
  • merhaba, ben okan bayülgen.

    sorularınızı yanıtlıyorum.

    kanıt

    edit: soru cevap bitti. katılan herkese çok teşekkürler.

    sorularınıza verilmiş yanıtları görmek için şu bağlantıyı kullanabilirsiniz: (bkz: ben okan bayülgen sorularınızı yanıtlıyorum/@okan bayulgen)

    not: soru cevap etkinliğini mobil ve web tarayıcınızdan takip edebilirsiniz.
  • seyirci kitleniz için senelerce muhalif taklidi mi yaptınız yoksa siyasi korkularla şuan yandaş taklidi mi yapıyorsunuz?
    • bu işler oyun oynayamayacak kadar taklit yapamayacak kadar zor işler. vallahi herhalde yandaş olduğumu düşünmüyorsunuzdur diye düşünüyorum ama tabii güzel ve provakatif bir soru olduğu için yani benim içimde nasıl bir şeytan varsa o herkesi kandırabiliyor. herhalde buna da ihtimal vermiyorsunuzdur diye düşünüyorum. bu size bağlı. acaba siz muhalif misiniz ya da yandaş mısınız ya da mecburen yandaş mısınız ya da insan kolay kolay algılayamaz kendisindeki değişiklikleri. çünkü her canlı uyum sağlamak zorunda ama bu ben değilim. belki bu soruyu bana sorandır.

      bu arada çok teşekkür ederim hemen bu soru cevap seansının hemen basında... teşekkür ederim beraber geçirdiğimiz bu 20 yıl için. ekşi sözlük benim için çok önemli bir başvuru kaynağı. düşünün ki türkiye'de cumhurbaşkanından sonra hakkında en çok yazı yazılmış insanım. hoşuma gidiyor. küfreder gibi bir seyler yazılsa da bunu bir mantığa oturtmak için o eleştiriyi yapan arkadaş çaba sarf ediyor. hakkımda birkaç sayfa, dosya kağıdı yazılmış eleştiriler okuyorum. zahmet ediyor. düşünüyor. bir yere dayandırıyor. bütün bu 1000 sayfaya yakın mesainiz için de teşekkür ederim. ama bazen bakıyorum aylarca benimle ilgili ne girilmiş okumdan geçirebiliyorum ama mutlaka bir başvuru kaynağı olarak google aramalarında en yukarıda çıkan bir başvuru kaynağı olarak benim için çok değerli. belki de ekşi'de bi şey okumadan günüm geçmiyordur. okumak eğlenceli ve düşündürücü oluyor benim için.
  • merhaba okan abi. eskiden programlarda ekşi’den bahsederdin. ortaokulda falandım sayende yazar olduğumda. teşekkür ederim.
    hayranlık müessesinden de nefret ederim o edebiyatı kasmak istemem ama gerçekten idolümsün. medyaya ucundan bulaşmaya başladım. umarım bir gün tanışırız ve çalışırız, beni tanısan seversin. sevmezsen de napalım sen kaybedersin baba.
    hoşçakal kendine iyi bak.
    ha buraya kadar gelmişken şunu söyleyeyim. ben de kaşlıyım ve “ağıt” beni mahvediyor. seni de mahvettiği gibi...
    • iyi bir arkadaş. güzel biri. çok dozunda da bir ukalalığı var. herkese lazım ukalalık. dünyayı değiştiren, zamanda kıpırdatma yaratan herkes ukaladır biraz. ne tatlı. nefis. teşekkür ederim güzel sözlerin için.
  • neden akp'ye yanladın?

    edit: verdiği cevaba kendisinin bir lafı ile karşılık veriyorum;

    (bkz: nefis harikulade) *
    • yapma ya? öyle mi görünüyor oradan? buradan hiç öyle değil. benim taraftan. her şeyden önce... tv programlarına yeni bir haber kanalı oluşumuyla başlayınca ve o haber kanalını a haber ile halk tv arasında bir yere konumlamaya çalışınca demokrat bir yerde nasıl durur kolay bir şey değil. ben de onun icindeyim. yandaş mı oldun? bu sorunun sorulması bile saçma. çok üzer beni bu. belki provakatif olduğu için tabii ki hani biraz da adamı sarsalım istiyorsa bu soruyu soran arkadaş tamam evet ama saçmalık her şeyden önce. o kanalı izleyenler günün farklı saatlerinde tv100'ü izlediklerinde cumhurbaşkanı çıkıyor "vay yandaş", kılıçdaroğlu çıkıyor "vay muhalif"... kimse de bir kanalın 24 saatini izleyemez tabii ki. zaman içinde herhalde yerleşecektir. ben bir medya çalışanıyım ama yatırımcı için kolay bir durum değil. ama nasıl yanlayabilirim? 2 yılın üzerinde yaptığım bütün işlerden uzak bırakılmamın ve şu anda içinde bulunduğumuz mecidiyeköy'deki dada salon'un oluşmasının bütün bunlara yatırım yapmamın nedeni zaten bu hiçbir zaman yanlayamayacaklarım... bundan dolayı bir kin öç alma duyguları içinde değilim. bunu bu memlekette yaşamanın koşullarından biri olarak kabul ediyorum. bu topraklarda yaşamanın bir bedeli var. o da hayatınızın herhangi bir saatinde bir anda değişebileceği endişesi. ama bizler artık bu endişe ile yasamıyoruz galiba. buna olağan bir şey olarak bakıyoruz... dün geç saatlerde cumhuriyet yazarları serbest bırakıldı. değerli yazarların birinin kızı da bizimle beraber oyunlarda oynuyoruz. süreci yakınen takip ettim. cezaları düşünün, beraati düşünün. bir anda insanların nasıl tutuklanabildiklerini düşünün. sadece siyasi nedenlerle de değil. ekonomik krizler ya da başka olaylarla... bu memleketin ne kadar hareketli ve insanların nasıl da hayatlarının stabil olmadıgını düşünün. oynak bir ülke burası. fiziksel olarak da öyle; bir depremde hop altımızdan kayıp gidebiliyor bütün şehir.
  • gezi parkı konusunda aldığınız tepkiler hakkında ne düşünüyorsunuz? şu konuyu bir açıklayın da hepimiz bir huzura kavuşalım lütfen.
    • bu havalar güzeldi lafı dert olmuştur gezi'deki bütün arkadaşlara. siyaseten de iktidar ve muhalefet, deniliyor ki gezinin ilk 1 haftası güzeldi. yani düşünün ki tepki iktidar cephesinde de ne kadar yumuşamış durumda geziye karşı bir yandan. bir yandan hala gezi olaylarına hedef olanlardan hala bir gezi'yi tanımlayamama meselesi var. çünkü herkesin bir gezi'si var. istanbul'da bursa'da trabzon'da diyarbakır'da insanlar farklı gezi olayları yaşadılar. kimine göre rüya gibi. özellikle böyle önemli bir sivil itaatsizlik örneği görmek. genç yaşlı herkesi ilgilendirdi ve çoğunlukla mutlu etti bu birliktelik. hava güzeldi diye dedin meselesine gelince. bir konferanstaydım ve orada gezi etkinliklerine direnişine katılan herkesle ilgili suçlamalar ardı ardına geliyordu. 50 dolar alan insanlar taksimdeydiler gibi... ben de bunun saçmalığını anlatmaya çalıştım ve asıl önemlisi hangi ülkedeki güç ya da iktidar olursa olsun direnişi itaatsizliği tanımlamaya çalışır. düşmanı tanımlamaya çalışırsınız. her zaman böyledir bu. karanlıkta bir gölge gibidir tanımlayamazsınız. onu görmeye çalışırsınız. eğer bir direnişi gezi gibi sivil itaatsizlik örneğini tanımlayamazsanız da korkarsınız. kulp takarsınız. bu şu örgüttür budur bunlar şuradan bir devrim ihracına yakalanmıştır gibi. ben de dedim ki hava güzeldi. çünkü tanımlanamaması daha kötü değil mi? hakikaten de tanımlanamayacak kadar çok grup vardı. herkes bir aradaydı. canına tak etmişti herkesin. ve gezi'deki ağaçlardan başka şeye doğru dönüşen bir protesto...

      tabii ki böyle bir karışıklık dünyada her ülkede bu olayların homojen bir yapıda olmaması zaten iktidara korku veren bir olay. oradaki homojen olmayan yapı, gençlerin br arada olmaları, dans etmeleri gençlerin, slogan atmaları, piyano resitali dinlemeleri, ayrı yerlerden gelmeleri asıl korku verici. hava güzeldi ne demek? 68 baharı neydi? neden bahar diyoruz. evet özgürlüğü böyle tanımlıyoruz. ama aynı zamanda o 68 baharı. yağmur yağdığında da herkes kaçtı demiştim. yağmur yağdığında giden kalabalığı zaten tanımlayamazsınız bu güzel bi şey. ha bu gaz koklayan, yaralananları rahatsız etti, biliyorum. tabii ki duyması hoş değil ama olayı tanımlayalım. biraz büyük fotoğrafı görmeye çalışalım. kendi anılarımızı düşünmeyelim. ha okan bize mi laf söyluyor diye düşünmeyin. ben nedense gezi'deki gençleri savunmaya çalışırken onları rahatsız etmişim. hayır bu gençler apolitikti, öyle değillerdi, bile isteye geldiler diye savunurken. ama asıl harika ve tehlike olan buydu zaten.

      tabii ki gezinin başında güzel çocuklar kızlar böyle bir fotoğraf görmüştüm kollarına kan grubunu yazan. bu harikulade bir fikirdi. bir karışıklık var ve o karışıklıkta herhangi bir nedenle insanlar yaralanabilirler ve bu çok iyi bir yöntemdi. onun için de ben böyle yapıp fotoğraf çektirdim. ama sonraki günlerde baktım ve özellikle alevi gençlerin birbiri ardına öldürülmeleri. böyle bir rastlantı olabilir mi? o zaman da niçin bu çığırtkanlığa devam edeyim? eğer benim bu yaralanmalarda katledilmelerde en ufak bir payım olacaksa, birileri bana dönek korktu diyecekse evet tamam ama ben ne olursa olsun, benimle beraber büyümüş insanları korumak ve kollamak zorundayım. ve o günlerde birçok sanatçının yaptığını da çok yanlış buldum. örnek vereyim. 1 mayıs'ta protestolara gençleri davet etmek. neden hep gençleri öne sürüyorsunuz? nedir bu gençler ilk fırsatta canını vermesi gereken kişiler mi? yaşlıların kaybedecek çok şeyleri var gençlerin kaybedecek şeyleri mi yok? hadi gençler sizleri bekliyoruz... benim gençliğimden beri bu gençler yangında ilk kurtarılacaklar olmaları gerekirken ilk feda edilecekler mi olacaklar?

      size duygularımı ve düşüncelerimi açıklıyorum bu konuda. savunma ya da kendimi haklı çıkarmaya çalışmıyorum. geziden önce de birçok konuda ekşi yazarları benim hakkımda bir seyler yazdılar. hakkımdaki hiçbir entry'i sildirmeye çalışmadım. söylenenleri dikkatlice okudum. bu yazan da kim ki diye hiç düşünmedim. madem halka açık bir iş yapıyorum, yaptığım şeyler insanları ilgilendirsin istiyorum... dolayısıyla bu konuda sadece anlatmaya çalışıyorum. önemli olan haklı çıkmak değil, önemli olan insanlara gaz verip, destekleyip, kendini de gaza getirip, bak bu kadar insan benim sözümü dinliyor diyip bunun şehvetine kapılıp insanları tehlikeli yerlere yönlendirmek. özellikle gençleri.
  • 1. soru: gay misin
    2. soru: boyun kaç cm
    • hayır değilim. boyum bundan daha gençken 170'ti. sonra 169'a ve galiba 168'e düştüm. yaşlılıkla ve yerçekimiyle ilgili bi şey. birçok aktörden daha uzunum.
  • sizce ulkenin en komik insani kim?
    • bu sevdiğim bir soru değil. filanca desem o üzülür yahu. en başarılı falan tamam, filmleri ya da tv programları falan ok ama en komik insanı... bir kere ben değilim, olamam. biri bana en komik dese üzülürüm yani. ben daha çok havalı derin ve melankoliğim.
  • cinsel perhizin bir yararını gördün mü?
    bu arada sen öldükten sonra ses tonunu bana nakil edelim mi? bir şey deneyeceğim.
    • bayıldım. nefis bir adam.

      cinsel perhiz yapmadım. aktif bir cinsel hayatım var. ama bu nasıl bir aktivasyon onu anlamak da zor. kimle karşılaştıracağız? hani belki herkes bir araya gelse sevişse o zaman anlarız ama değil mi, ama öyle de degil. sevişmek ne güzel şey herkes birbirine yalan söylüyor: "aah hiç böyle olmamıştı!" bazen diyorum ki niye yalan söylüyorsun... cevabı daha kötü: "sen kendini niye hor görüyorsun?" peki sen nasıl bu kararı verecek kadar tecrübelisin falan... ne tarafından tutarsan elinde kalıyor bu meseleler. aktif bir cinsel hayatım var! :)

      ses tonum icin teşekkür ederim.
  • medyanın size olan ilgisi sizce yakın zamanda azaldı mı? azaldıysa sebebi nedir?
    • hiç azalmadı. fakat ben onların seks kulvarından çıktım. iyi de oldu. ben bıraktım o işleri dedim. hakikaten 20 sene kasabaya yeni gelen erotik film yıldızı olarak yaşadım. bu müthiş tabii ki. ve tamam artık biz buradan çıkalım. güzel çocuklar var, yıllarca bu çirkine tahammül edildi. güzel çocuklar geldi ve bu iş için çalışıyorlar sürekli. bu kadar çok spor kulüplerinde çalışmak da iktidarsızlık sebebiymiş bu arada. kadınların bunu da göz önünde bulundurmaları lazım. tamam paket iyi de çıplak kalınca fena. halbuki ben şaşırtmayı seviyorum! :)
  • boyunuz tam olarak kaç santim?
    • bu ölçüleri bırakmamız gerekiyor. her şeyin ölçüsünü. kol, bacak, göğüs... bunları terzilere bırakmamız gerekiyor. bu geç ergenlik çok fena. ben hep yatılı okudum. neredeyse evde oturmadım. herkesin birbirinin bir şeyini ölçmesi dönemi bende çok erken yaşta tamamlandı. sizin için de aynısını diliyorum. ufak tefeğim, ne güzel, benim mesleğim için çok iyi. sahnede olan kamerada olan bir için. çünkü böyle hani kalbi küçük bi kuş gibi çarpan enerji dolu, kanı hızlı dolaşan insanlarız, bu iyi. bizim kabarede bi arkadaşımız var 2 metre 2 cm. onunla bazen konuşuyoruz. "n a s ı l s ı n a b iiiii" diyor, diyorum ki şimdi evleniyorsun, kolay olmuyor o söylenenler yavaş yavaş geliyor beyinden ağza. çok uzun. ufak tefeklik daha iyi böyle hop hop. benim ailemde çok minik insan var. böyle yaratıklarız yani hop hop.