şükela:  tümü | bugün
  • gecmisinizde somurtan yuzuyle hatirlasaniz da, o an gulerek cevabini bekler soruyu soran kisi. kimi zaman gecen yillarin aslinda ne cok insani unutturdugu fikrini yasatir size, bir sure bakar ve dusunceli uzaklasirsiniz. kimi zaman bir ipucu yeterlidir herseyi cozmeye. kimi zaman da 'tabi' diyerek karsilik verirsiniz ayni sekilde gulerek ama niye guldugunuzu bilmeden. ortak dostlari yad etmenin anahtar cumlesidir her zaman. yillardir karsilasilmayan ortak tanidiklarin akibeti ogrenilmeye calisilir bir bir ve bilinen insanlardan haberler verilir. sohbet uzayip sakiz gibi olmaya baslayinca yalandan telefonlar alinir, 'yakinda insallah' diyerek yola devam edilir.
    yillar once kendini platonik askina farkettirmeye calisan asiga, yillar sonra o sevilenin dilinden soylendiginde acikli hale gelebilir.*
    -beni hatirladin mi?
    -sen beni hatirliyorsun yani.

    -beni hatirladin mi?
    -hic unutmadim ki.
    -sen
  • aradan ya yıllar yada alkolsüz bir kaç gün geçmiştir de tekrar karşılaşılmıştır. yıllar öncesinden bir yüzse anılar hatrına sorulur:beni hatırladın mı? evet. nasılsın. iyiyim sağol. taşkın amerika'daymış duydun mu? hadi ya?
    alkollü bir gecenin geçici hafıza kaybının ardından yanaşılmışsa yavşamak yada özür dilemek için*sorulur: beni hatırladın mı? sessizlik belki belki evet. özür dilerim geçen gün fazla içmişim sana saçma sapan bir şeyler söylemişm arkadaşlar bahsedince utandım. önemli değil.
    muhabbet kurmak içindir illa ki, ateşin var mı gibi.
    (bkz: herkes yalnızlıktan geberiyor)
  • sophie kinsella'nın bazen komik bazen de dramatik bir dille lexi'nin hayatını anlattığı kitabıdır.

    kitabın kahramanı lexi, bir kaza sonucu gözlerini hastanede açar, 2007 yılında mükemmel bir görünüşe, yakışıklı bir kocaya sahiptir. üstelik patron olmuş ve zengindir. ancak hafızasının son 3 yılını kaybetmiştir, kendini 2004'te kırık dişli, berbat görünüşlü ve şirketin bir çalışanı zannetmektedir. lexii yeni hayatına alışmaya çalışır, kocasını bile tanımamaktadır, bu sırada bir de sevgilisi olduğunu iddia eden bir adam ortaya çıkmıştır.
  • kullanmayı ölesiye istediğim replik.

    bir gün bana yanlış yapan bütün insanları bir odaya toplayacağım ve dönen koltukta oturup hepsine aynı anda dönerek "beni hatırladınız mı lan!" diyeceğim.

    yapacağım bunu. ahdım olsun ülen.
  • hakkı kasalarla ayakkabı kutularıyla yenilmiş olan tüyü bitmeyen yetimlerin bir gün birilerine yöneltecekleri sorudur...

    ben onlardan birkaçını unutamıyorum da.
    umarım onlardan önce onların hakkını bu ülkede gerçek adalet sorar.

    işte onlardan birisi;

    beni hatırladın mı?
    ben emine demirel.

    hani şu istanbul’un orta yerinde uyuşturucu kaçakçıları çatışırken ölen kız, yok hayır aslında kız da değil, çocuk, 12 yaşındaydım öldüğümde, daha ekim başında öldüm. babam vardı hani, öldü, sonra biz istanbul’a geldik, ben emine demirel 12 yaşındayım.

    hani herkese doğurun dediğin çocuk vardı ya, sen demeden beş altı sene önce doğan haliyim ben. hani senin sözlerine göre siz doğurun benim devletim bakar dediği çocuk var ya, işte benim o. ama artık yaşamıyorum.

    ben nasıl mı öldüm?
    12 yaşındaydım, babam trafik kazasında öldü. ben senin her şeyine karıştığın o halkın çocuğuydum. ama bana bakamadı senin çalışma ve sosyal güvenlik bakanın, aileden sorumlu bakanın var ya hani şimdilerde belediye başkanı adayı, o da bakamadı bizim aileye. barınacak adam akıllı bir yerimiz de yoktu biliyor musun? senin şehircilikten sorumlu bakanın vardı ya, ha işte o bize bir ev yapamadı. hadi gene bunlara tamam bunlar bizim için lüks şeyler, evler sosyal devletler falan. asıl konumuz o değil…

    sahi hatırladın mı beni? nasıl öldüğümü hatırladın mı?
    yok sen hatırlamazsın beni, o sıralarda rabia, esma derdindeydin. ben çalışıyordum, bir tekstil atölyesinin 4. katında. ayak işlerine bakıyordum, boyum daha makineye yetmezdi, götür getir işleri işte, kutu falan taşırdım. nasıl öldüğümü söyleyeyim, sokakta uyuşturucu çeteleri çatışırken kurşun sekti kalbime geldi. o kurşunla öldüm, katilim kim mi? bilmem onu iç işleri bakanının bulması gerekiyordu. o sıralar o başka kutuların derdindeymiş, daha yeni anladım.

    sahi eğer o kadar meşgul olmasa iç işleri bakanın bana ne olurdu ki bu ülkede. o zaman 12 yaşındaydım, diyelim ki ölmeseydim, meselaaa melseaaa,

    mesela yaşım 15 olduğunda senin belediye başkanı yapmaya kalktığın bakanın benim kocaya verilmemi engelleyebilir miydi?

    mesela 17 yaşında olduğumda, birini sevseydim diyelim, okulda bir sıra dibinde gülseydim sevdiğime ne olurdu? milli eğitim bakanına bağlı olan müdür eve telefon açıp beni aileme şikayet ettiğinde beni, acaba aşiret toplandığında gene ölür müydüm? koruyabilir miydin beni o zaman, koruyamazsan ne ceza verirdin katillerime?

    hayal bu ya, mesela ben 20 yaşında üniversiteye girseydim, arkadaşımda kaldığımda kızlı-erkekli ne olurdu? ya da bırak onu, bir gece ders çalışırken dalsam ve biraz geciksem mesela, senin iç işleri bakanın benim tecavüze uğramamı engelleyebilir miydi? ya da adalet bakanına bağlı olan savcılar tecavüzcüme giydiğim etek boyundan dolayı ceza indirimi uygulasaydı, adalet bakanın uçağa atlayıp hatay’dan ankara’ya gelir ve savcıyı hâkimi görevden alır mıydı?

    diyelim ki es kaza üniversiteyi bitirdim, iş için başvurularda bulundum, senin sanayi ve ticaret bakanın var ya, hani şu bıyıklı olan, sence o oğlundan vakit bulup benimle uğraşır mıydı? yok o da oğluyla meşgul.

    iş bulamayınca isyan edip sokağa çıksaydım mesela, gene beni korumakla görevli iç işleri bakanına bağlı polislerin panzerinin altında kalsaydım, öldüğümde arkandan o beyaz saçlı başbakan yardımcın “kadın mıdır? kız mıdır bilmem?” der miydi? bence derdi…

    bir tane avrupa birliği bakanın var ya hani, şu devamlı gülüp duran, benim öldüğüm eylemi nasıl açıklardı mesela avrupalı bakanlara, ya da bırak onu açıklamaya tenezzül eder miydi? yoksa beğendiği kravatlar hakkında mı konuşurdu?

    diyelim ki ölmedim ve bir kadın oldum, genç güzel bir kadın, sahi o zaman ne olurdu, mesela televizyonlarda oyunculuk yapan birisi olsaydım es kaza, senin bakanların benim elbisem ve ahlakım hakkımda ileri geri konuşup beni işsiz bırakıp, sonra da bakan olarak yaşamaya devam eder miydi? bence ederdi.

    sen beni hatırlamadın belli, ben kendimi hatırlatayım sana, ben emine demirel, senin şefliğinde kurulan orkestra ülkede mağduriyet, din sömürüsü, demokrasi, osmanlı imparatorluğu, ecdat türkülerini içten bir şekilde çalarken! senin hatalarını görmezden geldiğin zamanlarda, bir akşam vakti 12 yaşında ölen mardinli kızım.

    ben emine demirel, o bakanlarının yediği söylenen yetim hakkı var ya, o hakka muhtaç bir şekilde, siz farklı şarkılar çalarken! tüyü bitmeden ölen kızım.

    şimdi beni hatırladın mı?

    not:bu yazı devletimin bakanlarının çalmaktan bakamadıkları emine demirel, mehmet gündüz ve şimdi bir çırpıda adı aklıma gelmeyen yok yere ölen, korunamayan tüm küçük cenazeler hatırlanarak yazılmıştır.

    (bkz: emine demirel/@roberto baggio ile futbolu seven adam)
    (bkz: mehmet gündüz/@roberto baggio ile futbolu seven adam)
  • cem adrian'ın tuz buz albümünde birsen tezer ile seslendirdiği şarkı. söz, müzik ve düzenleme* cem adrian'a aittir.

    youtube
  • albümde en ön plana çıkan enstruman olan piyanonun yine iki muhteşem vokalin katkısıyla birlikte büyüsel bir melodiye dönüşüyor.

    --- cem adrian&birsen tezer-beni hatırladın mı ---

    beni hatırladın mı
    yüzümdeki çizgilerimi
    ve sen hatırladın mı bu benzersiz eserini

    beni hatırladın mı
    kalbimdeki harabelerin mimarı
    hatırladın mı nasıl yıkıp döktüğünü

    her acı zamanla geçmez
    her giden mutlaka dönmez
    her aşık bir gün affetmez
    kalbi artık çarpmayınca

    her ateş küllenip sönmez
    her yara bir gün iyileşmez
    her umut yine yeşermez
    artık hiç inanmayınca

    beni hatırladın mı
    kalbimdeki parıldayan o elması
    nasıl söküp aldığını

    beni hatırladın mı
    o rengarenk rüyalarımın hırsızı
    hatırladın mı bıraktığın kabusları

    beni hatırladın mı
    sırılsıklam şarkılarımın şairi
    hatırladın mı bu titreyen ellerimi
    --- cem adrian&birsen tezer-beni hatırladın mı ---
  • içimden akıp gidiyor sanki, şarkı değil içsesim gibi.
    güzel parca, bayağı iyi geldi bana da.
  • birsen tezer varsa işin içinde, nasıl da daha güzel daha etkileyici oluyor değil mi..
    kalbime öküz oturttu resmen.. özellikle de nakaratı...

    --- beni hatırladın mı ---
    her acı zamanla geçmez
    her giden mutlaka dönmez
    her aşık bir gün affetmez
    kalbi artık çarpmayınca

    her ateş küllenip sönmez
    her yara bir gün iyileşmez
    her umut yine yeşermez
    artık hiç inanmayınca
    --- beni hatırladın mı ---