şükela:  tümü | bugün soru sor
  • korkunç bir katliama kurban gitmiş yahudi kabilesidir. tutsak edilip mallarına el konduktan sonra sayıları 800 kadar olan yetişkin erkeklerin kafaları teker teker kesilip katledilmiş, kadınların bir kısmı cariye olarak erkeklere dağıtılmış, bir kısmı satılmak üzere köle pazarlarına gönderilmiş, savaş ganimeti olarak da hz. muhammed'e reyhane adlı bir genç kız düşmüştür. henüz lise çağlarımda din kültürü öğretmenimin bana verdiği bir kitapta okumuştum ilk bunları. sanki büyük bir halt işlenmişçesine ballandıra ballandıra anlatılması karşısında nutkum tutulmuş, islamiyete ve genel olarak dinlere ilişkin ilk soru işaretleri kafamda oluşmuştu.
  • bu kabile, o sıralarda medine'de bulunan üç yahudi kabileden biriydi ve müslümanlarla yapılan anlaşma gereği, hendek savaşı'nda, şehri kuşatmış olan mekke ordusuna karşı müslümanlarla birlikte savaşması gerekiyordu. fakat yapılan bu anlaşmayı bozup, savaşa katılmadıkları gibi, karşı tarafla bir olup, medine kuvvetlerini zayıflatmaya ve arkadan vurmaya çalıştılar. heyet gönderildi, savaşın en sıkıntılı döneminde neden ihanete kalkıştıkları soruldu, anlaşma hatırlatıldı. kurayza ahalisi, sayıca çok üstün mekkeli müşriklerin mutlaka müslümanları ezeceğine de güvenerek, yapılmış olan ahdi kabul etmedikleri gibi bir de peygamber efendimize hakaretler söylediler. ve hatta "nasıl olsa bunların erkekleri hendek dibinde, biz şunların çoluk-çocuğuna bir baskın versek ne hoş olur" düşüncesi ile faaliyete geçtiler. gel gör ki savaş, müslümanların lehine neticelendi ve yahudiler yaptıklarının cezasın kalmayacağını bildikleri için kalelerine sığındılar. günler süren medine kuşatmasından henüz dönen müslümanlar, daha dinlenemeden, hemen yahudilerin kalesine doğru yola çıktılar. kalede emniyette olduğunu sanan yahudilerin küstahlığı devam ediyordu, yaptıklarına pişmanlık duyduklarına dair en ufak bir emare yoktu. pişman olmak bir tarafa kaleden ok yağdırmaya başladılar. bir aya yakın süren muhasaradan sonra yahudiler teslim olmaya razı oldular ve bir hakem tayin edilmesini istediler. peygamber efendimiz, "siz seçin" buyurdu. yahudiler sad bin muaz dedi. sa'd bin mu'az da yahudi şeriatinin gereği olarak, baliğ olmamış erkeklerin haricindeki erkeklerin öldürülmesine, kadın ve çocukların da esaretine karar verdi.

    "ama efenim, hani hoşgörü, dünya barışı vs..." kelebeklerine de, biraz empati yapıp günümüzün hoşgörü timsali, pek gelişmiş ülkelerine gidip, önce kanunlara karşı gelmelerini, birazcık daha abartıp ülkeyi sabote etmelerini, hatta tam empati olsun diye, o ülkenin vatana ihanet diye saydığı şeylerden birini yapmalarını tavsiye ediyoruz! nasıl olsa "vatana ihanet"i ölümle cezalandırmak sadece islam dininde olduğu için en fazla birkaç yıl yatıp çıkarlar!!!

    başlık başa kaldığı için zorunlu edit!

    edit: başlık başa kalmamış görünüyor...neyse.

    not: bu olayı ışid zulmü ile bağdaştırmaya çalışanlar ve konuyu daha derinlemesine okumak isteyenler için*
  • kimdir bu ben-i kurayza kabilesi, nedir, ne yapmışlardır burada okuduklarım dışında bilmem etmem ama aklıma bir soru takıldı. acaba hangi güç bu insanların kendilerine peygamber diye gönderilmiş bir insanı, onun peygamber olduğunu bildikleri halde, inkar etmelerini sağlamıştır? mal mı bu adamlar da inandıkları halde inanmazmış gibi yaparak - ki inandıkları için bunun cezasının cehennem olduğunu da bilmektedirler herhalde - o insanı inkar etmeye devam etmişler? e tabi bunun sonucu olarak da cehenneme gitmelerine bile gerek kalmadan cezaları kesilmiş anladığım kadarıyla. vay be...

    edit: aklın yolu bir tabi...
    zamanının ötesinden gelen edit: tamam kardeşim haklısınız. inanmayanların, inanıp da inanırmış gibi yapanların hepsinin kafasını kesmek lazım. devir değişti tabi..
  • islam hoşgörü dinidir nutukları atanları oldukça zor duruma düşüren bir katliama kurban gitmiş kabiledir. başlarda "hayır benim peygamberim böyle bir şey yapmış olamaz, yalandır, dolandır, iftiradır" şeklinde tepki gösteren şahısların olay kaynaklarıyla ortaya konduğunda "canım yapmış ama bir sor bakalım neden yapmış" moduna girmeleri ilginçtir.

    bir okurunun "hocam bu beni kurayza olayı ne iş? mealli sorusu üzerine prof. süleyman ateş 4 gün süren bir yazı dizisi boyunca çırpındıkça çırpınmış. son yazısında da adet olduğu üzere "ee yapmışsa da kuran'ın değil tevrat'ın hükmünü uygulamıştır. yahudilere yahudi hükümlerinin uygulanması zulüm değil adalettir" diye kestirip atmış.

    http://haber.gazetevatan.com/…9&categoryid=4&wid=31

    http://haber.gazetevatan.com/…1&categoryid=4&wid=31

    http://haber.gazetevatan.com/…9&categoryid=4&wid=31

    http://haber.gazetevatan.com/…0&categoryid=4&wid=31
  • katliamlarının, katliam yapanlarla empati kurarak anlaşılacağını düşündüğüm kabiledir.

    olayı dinden, zamandan, mekandan bağımsız olarak düşünmenin daha tarafsız karar verdirebileceğini düşünüyorum. bir adamın getirdiği ideolojiye inanıyorsun ve ölümüne bu adamı takip ediyorsun. sadece ideolojin değiştiği için herkes düşman oluyor. işkencelerden geçiriliyorsun. malına mülküne el konuluyor. belki de en kötüsü namusuna dokunuluyor. sonunda inandığın adamla birlikte evini barkını çoluğunu çocuğunu bırakıp göçüyorsun. orada yaşayan farklı görüşteki belki de rahatça yokedebileceğin insanlarla asgari müşterek kurabilmek için saldırmazlık anlaşması yapıp tüm hakimiyet sende olmasına rağmen neredeyse eşit haklarda yaşıyorsun. ilk savaşını yapıyorsun büyük bir zafer elde ediyorsun. o zamanın katliam modasına uymayarak zengin olanları fidye karşılığı fakir olanları da okuma yazma bilmeyen on çocuğa okuma yazma öğretmesi karşılığı salıveriyorsun.birkaç yıl geçiyor bulunduğun şehri kuşatacaklarını haber alıyorsun. şehri koruyabilmek için günlerce hendek kazıyorsun. şehrin arkasında da saldırmazlık anlaşması yaptığın insanlar olduğu için korumasız bırakıyorsun. saldırı başlıyor sonra bir bakıyorsun ki anlaşma yaptığın adamlar düşmanlarını şehre sokarak sana ihanet etmiş en güçsüz en zayıf zamanında. şehre giren düşman belki aileni öldürmüş belki de en yakın arkadaşlarını.
    bundan sonra acaba biz olsak ne yapardık. herşeyi unutabilirmiydik acaba. bu insanımsılarla birlikte yaşayıp aynı havayı soluyabilirmiydik ? yada o insanların yaptığı gibi olabildiği kadar acısız öldürmek yerine akla hayale gelmeyen işkence metodları mı kullanırdık...
  • savaş kaybetmenin faturasını zamanın fix menüsüne göre ödemiş bir kabile: erkekler sizlere ömür, kızlar cariye.

    yalnız, bu "küçük kızların gözü önünde" mizansenleri nereden geliyor arkadaş? birleşmiş milletler gözlemcisi tadını ne ara yakaladın 1400 sene önce meydana gelen olayda? olası bir spielberg filmine senaryo yazıyor olma?

    ha bir de şu sorun var - hazır yüksek savaş etiği olan birini yakalamışım sorayım - 1400 yıl önce erkeklerini yokettiğin bir topluluğun kadınlarını ne yaparsın? öldürür müsün? öylece bırakıp allahın çölünde kurda kuşa bedeviye yem mi edersin? yoksa ben-i kureyza kadın esirgeme kurumu diye bir şey var da oraya mı bırakırsın? cariye olarak alınmaları döneme göre en mantıklı eylem değil mi? "o gece o kızlara müminler tecavüz etsin" diye porno senaryosu yazmadan önce bu konuda bir fikir belirtseniz de biz de öğrensek nasıl oluyor bu işler.
  • şimdi tabi, burada anakronizm tuzağına düşmemek gerek elbette. lakin, sen muhammed'in öğretilerinden din yaratıp, bunu 2010 yılına taşıyorsan bu durumda anakronizm eleştirisinin altını oyuyorsun, geçersiz hale getiriyorsun. dolayısıyla, zamanlar ötesi, ilelebet geçerli olduğunu iddia edilen bir öğreti, anakronizm kalkanı altına saklanamaz.

    öte yandan, ben-i kurayza katliamı'nın nasıl olduğuna dair en küçük detaylar dahi gerek sahih hadisler vasıtası ile gerekse diğer kaynaklarca sabittir. varlığı ve oluş şekli tarihçiler tarafından tartışılan bir hadiseymiş illüzyonunu yaratmamak gerek.
  • allah'tan uyeleri yahudi olan kabileymis ki yahudi seriati ile cezalandirilmislar. eskaza hristiyan olmus olduklarini dusunsene adamlarin; hristiyan seriati uyarinca yanaklarini cevirmek zorunda kalacakti ehl-i beyt.

    (bkz: hz. muhammed'e tokat atmak)
  • ben-i kurayza kabilesi medine vesikası'nda imzası bulunan kabilelerden biridir. medine vesikasına göre, yani medine site devleti kurulurken yaptıkları sözleşmeye göre, bu sözleşmenin taraflarına yapılacak bir saldırı durumunda sözleşme tarafları saldırgana karşı beraber mukabele edeceklerdir. yani kendi elleriyle yaptıkları ve medine devletinin temellerini oluşturan anlaşmaya göre ben-i kurayza kabilesi mekke'li müşriklere karşı müslümanlarla birlik olup savaşacağını beyan etmişti. ama savaşmak yerine müslümanların karşısında bir tutum sergileyerek medine'yi içten teslim edecek şekilde davranmışlar ve net bir şekilde anlaşmaya ve yurttaşlarına savaş halinde "ihanet" etmişlerdir. medine vesikası bugün tam metniyle ortadadır, isteyen herkes inceleyebilir. anlaşma var, anlaşmada askeri ittifakı içeren maddeler de var, ihanet de var.

    peki ihanetin cezası ne olmalıdır? medine vesikasına göre medine site devletinde yaşayan her yurttaş kendi kabilesinin kabul ettiği hukuka göre yargılanacağına dair sözleşilmiştir. ben-i kurayza kabilesi de yahudi hukukuna, yani tevrata göre yargılamayı esas almaktadır. sözleşmeye göre tabii olan ben-i kureza'nn yahudi şeriatıyla yargılanmasıdır. kendilerine sorulduğunda eski bir yahudi olan sa'd bin muaz'ın vereceği hükmü kabul edeceklerini bildirmişlerdir. sa'd bin muaz ise yahudi şeriatına göre savaşçıların öldürülmesi, kadınlarının ve çocuklarının ise köle yapılması hükmünü vermiştir. bu hüküm gerçekten de yahudi şeriatının hükmüdür. ben-i kureyza da yaptıkları sözleşmeyi ihlal ettiklerinden dolayı yine yaptıkları sözleşmeye göre kendi hukuklarınca yargılanıp infaz edilmişlerdir.

    önemli olan nokta bunun savaşan iki taraftan kazananın kaybedene reva gördüğü akibet olmadığı. siz anayasal nitelikli bir sözleşme yapıyor ve bir toplum, bir devlet ortaya koyuyor; sonra ise bu anayasal sözleşmenin altındaki imzanız daha kurumadan savaş halindeyken ve medine'ye saldıranlara yardım etmeniz gerekirken kendi devletinizin kapılarını düşmana teslim edecek oluyor, devletinizi ve sözleştiğiniz yurttaşlarınızı düşmana satıyor, ihanet ediyorsunuz. yaptığınız sözleşmede ise devleti ilgilendiren suçlar dahil herkesin işlediği suçların nasıl yargılanacağı belirtilmiş, nitekim siz de o şekilde -yine kendi gönlünüzce, kendi istediğiniz adam tarafından- yargılanıyor ve mahkum ediliyorsunuz. olay bundan ibaret. savaş halindeyken vatana en şiddetli bir ihanetten, bu ihanetin mahkeme edilip daha önceden belirtilmiş ve kabul edilmiş bir şekilde cezalandırılmasından ibaret bir durum var. sözleşmeyi uygulamak nasıl zalimlik olabilir?

    ha sözleşme uygulanmasaydı adalet tesis edilmezdi ama belki merhametli bir karar alınabilirdi. fakat müslümanlar öfke ve gazapla doluyken, kurulan ortak toplum açıktan açığa savaş halinde düşmana satılmak üzereyken, ben-i kureyza medine'den kaçıp kalelerine çekildiklerinde hala pişman değiller ve resulullah'a hakaretler savururken (ancak uzun bir muhasaradan sonra ipleri sermişlerdi) adalet mi merhamet mi derseniz, resulullah adaleti seçmişti.
  • bu kabilenin akibeti ile ilgili asagidaki yaziya rastgeldim. cesitli kaynaklardan alintilarla konuya muslumanlarin hangi bakis acisindan yaklastigi irdelenmis.

    --- spoiler ---
    hz. safiyye olayi

    1-safiye: t.dursun’un dramatik bir tarzda anlattığı ve sanki yahudilerin toptan kılıçtan geçirildiği izlenimi verdirmeye çalıştığı beni kurayza yahudileri ile olan savaştan önce hendek savaşından bahsetmek gerekir. hendek savaşından önce, benî kureyza yahudileri, hiç bir gruba taraf olmamışlardı. ama benî nadîr yahudileri onları bu savaşa katmaya çalıştı. safiyye'nin (ra) babası huyey b. ahtab kalkıp doğrudan kureyzâ oğullarının lideri ka'b b. esed'in yanına gitti. ka'b görüşmeyi reddetti. huyey: "ben ucu bucağı olmayan deniz gibi bir ordu getirdim. kureyş ve bütün araplar ayağa kalkmışlar, hepsi de muhammed'in kanına susamış durumdalar. bu fırsat, elden kaçırılacak gibi değil. artık islâm'ın sonu geldi" dedi. ka'b hâlâ savaşa katılmaya razı değildi. "muhammed'i daima sözünde duran biri olarak tanıdım. o'nunla yaptığım anlaşmayı bozmam ve verdiğim sözde durmamam mertliğe sığmaz" dedilerse de savaşa katılarak müslümanlarla yapılan anlaşmayı “muhammed kimdir, anlaşma nedir, biz tanımıyoruz” diyerek bozdular, ihanet ettiler.

    hendek savaşından sonra geri çekilen benî kurayza’lılar, safiyye'nin (ra) babası huyey b. ahtab’ı yanlarında götürdüler. hz. peygamber, “hiç kimse silahını bırakmasın, hedef kureyza” diyerek, beni kureyza’nın anlaşmayı bozmalarının hesabını sormak için yola çıktı. beni kureyza’lılar özür dileyip anlaşma zemini hazırlayacaklarına, peygambere küfürler yağdırdılar. kuşatma yaklaşık bir ay sürdü. sonunda sa’d b. muaz’ın vereceği karara razı olacaklarını bildirdiler. sa’d b. muaz tevrat’a göre hüküm verdi ve erkeklerin öldürülmesine karar verdi. bu yaklaşık savaşa katılan 400 (bkz: ibni hişam, beni kureyza gazvesi) kişinin öldürülmesi demekti ve yahudiler buna hiç itiraz etmediler.

    peki, hz. peygamber beni kurayza’ya karşı nasıl davranmıştı:

    1.1-yahudilere anlaşma yapılmış ve dinlerini serbestçe yaşayabilecekleri bildirilmişti.

    1.2-aleyhinde pek çok karar olan beni kurayza’ya haklar vererek, beni nadir’le eşit seviyeye çıkarmıştı.

    1.3-beni nadir sürgüne gönderilmiş ama beni kurayza’yla tekrar anlaşma yapmıştı.

    1.4-beni kurayza hendek savaşına katılarak anlaşmayı bozdu.

    1.5-hendek savaşının çıkmasını sağlayan safiyye’nin (r.a) babası huyey b. ahtab’ı koruma altına alarak kalelerine götürmüşlerdi.

    her iki taraftan insanların öldüğü bir savaşı başlatan, binlerce insanı zor duruma düşüren, anlaşmaları bozan, müslüman hanımların kaldığı kaleye saldıran beni kurayza’ya onların kutsal kitapları doğrultusunca verilen karara yahudiler bile itiraz etmemişken t. dursun niye itiraz ediyor onu anlamakta güçlük çekiyoruz. yahudi’den çok, yahudicilik acaba niye?

    yüzlerce ağaca soykırım yapıldı diyen çevreci(?) t. dursun, hz. peygamberin(a.s) bunu geçimlerini hurmadan sağlayan yahudilerin direnişlerini kırmak, teslim olmalarını sağlamak ve her komutanın ordusunu az zayiatla başarıya ulaştırmak için ne yapılması gerekirse onu yaptığını anlamasını beklemiyoruz zaten.

    bizzat kendisi elleriyle yüzlerce hurmayı diken, “savaşta çocuklara, kadınlara, yaşlılara, ağaçlara zarar vermeyin.”, “kıyametin koptuğunu görürseniz elinizde fidan varsa onu diken” diyen hz. peygamberin bu yönünü ortaya çıkarmasını da kendisinden beklemek abesle iştigal olur. ateist, ateistliğini yapar.

    safiye, kurayza liderin kızı, nadir kabilesinin liderinin karısıydı. babası ve kocası ölmüş, kendisi de esir edilmişti. dıhyetü’l kelbi gelerek bir hizmetçi istemiş hz. peygamber de “bizzat giderek bir tane al.” diyerek tercihi kelbi’ye bırakmış o da giderek safiye’yi almıştı. daha sonra bir müslüman gelerek bu seçime safiyye’nin konumunu göstererek itiraz etmiş ve safiyye ile hz. peygamberin evlenmesinin doğru olacağını söylemiştir. (müslim 4/546)

    hz. peygamber (a.s), safiyye’yi azat etmiş, çekip gitme ya da kendisiyle evlenme seçeneğini sunmuş. safiyye’de bir peygamberle evlenmeyi tercih etmiştir. (i.hanbel, müsned, 3/138)

    hz. safiyye, şu rivayeti nakleder: “hz. muhammed, medine’ye hicretten sonra babamla amcam o’nu dinlemeye gitti. döndükten sonra amcam, babama “o mu?” (yani beklediğimiz peygamber mi?) diye sordu. babamda “vallahi “o” diye cevap verdi. amcam “peki ne yapacağız?” diye sordu. babam: “vallahi ben yaşadığım müddetçe ona iman etmeyeceğim.” diye cevap verdi.

    kible'nin yer değiştirmesi

    peygamber efendimizin hicret olayından sonra ateistlerin ortaya attığı ve dedikleri '' muhammed kıbleyi medine'de çoğunlukta olan yahudileri kendine saffına çekmek için yandaş toplamak kıble'yi kudüs yaptı yüz bulamayınca geri ve mekke'ye geri dönünce kabe diyorlar'' bu basit bir iftira

    bunun tek mantıklı açıklaması h.z muhammed medineye hicret ettiği zaman kabe yine putlarla dolmuştu düşmanları tarafından bu yüzden kabe putlardan temizlenene kadar kıblenin yönü kudüs olmuştur temizlendikten sonra tekrar kabe olmuştur.çünkü müslümanlar içi putlarla dolu bir kabe'ye doğru secde edemezlerdi.islamda kudüs'te kutsal şehirlerden ve hz.muhammed'in mescid-i aksa'da miraca yükseldiği bir şehirdir.ve hz musa ve hz isa'da kudüs'te yaşamışlardır
    fakat ateistler kendilerini burdandan kendilerine malzeme çıkartmışlardır

    islam’a ve müslümanlara düşmanlıkta t.dursun dan daha ileri olan oryantalist leoni caetani bile: “muhammed'in, dâima nefsine ve ihtirasına hâkim olmayı bilen adamlardan biri olduğunu ispat etmek zor bir şey değildir.”

    “evliliklerinden birçoğu bazı kabilelerin sevgi ve yakınlığını çekmek yahut taraftarlarından bazılarını daha sıkı bağlarla bağlamak gibi bir siyasî bir düşünceyle yapılmıştı.”

    --- spoiler ---

    http://www.izafet.com/…-dursun-ve-saptirmalari.html