şükela:  tümü | bugün
  • kavga sırasında en etkili, en karşı konulmaz anne silahlarından birisidir. tartışmanın ortasında bir "bak beni üzüyosun ama" çaktı mı anne onun geri dönüşü yoktur artık. e ama ben de üzülüyorum" desen yapma o zaman der, üzülmeye hakkın yok ama ben haklıyım desen bi de kendini savunuyo der nankör der ne bileyim bi yolunu bulur bişey der. ha belki hiç sallamadan normal tartışmaya devam etmeye çalışabilirsiniz ama o zaman da o kadar üzülür ki fenalaşır, bayılır, bir yerine ağrı saplanır. siz de öküz değilsiniz herhalde hala onunla tartışmaya devam edecek kadar. yelkenleri suya indirir, annenizin tansiyonunu ölçer, kendisine bir bardak su ya da bir şişe soda getirerek olayı tatlıya bağlarsınız. dediğim gibi, anne üzülmüşse olay bitmiştir.
  • nedense ben bu cümleye maruz kaldığımda, sözü sarfeden kişiyi tulum peyniri gibi sıkarak süzgeçten geçiriyormuşum gibime geliyor. ne demek istediğimi anladınız heralde, likidite demek istiyorum; biraz uzağı görmek, big picture falan..

    ancak daha baskıcı anneler için "beni sinirlendirme"yi kullanın. beni sinirlendirme daha etkili, daha esaslı..
  • namluyu karşı tarafa yöneltip, konuyu değiştirmeye çalışan kişilerin sarf ettiği, " üzülüp üzülmemek senin problemin; daha kendi üzüntünle başa çıkamıyorsun; benimle mi tartışacaksın? " diyerek savuşturulması gereken ve duygu sömürüsünden başka bir şey olmayan içi boş cümle.

    (bkz: tu quoque)
    (bkz: ad hominem)
    (bkz: ajitasyon)

    bu taklalara gelmeyiniz.