şükela:  tümü | bugün
  • "bana ait olan" anlamına gelen kelime. kimi zaman sevgili, koca, karı, , vb. anlamlarındadır;
    - ay kız benimki inmedi dün gece üstümden... hih hih hi...
    - hadi yaaa, benimki de döndü sırtını uyudu tavuk gibi...
  • benim olan anlamına gelen bir kelimedir, anlamı cinsel organdan, sevgiliye kadar çok geniş bir yelpazeye yayılmıştır.
  • efendim mahalle aralarında, seçilen kızlara, mahallenin erkekleri tarafından yakıştırılan sıfat.

    -aa! benimki geliyor.

    bazen tartışma çıkar aralarında;

    -benimki!
    -hayır benimki!
    -benimki dedim!
    -demekle olmaz benimki!
  • (ara: bizimkisi) *
  • benimki mahalle arasında da "bana ait olan" anlamında kullanılıyor ancak ziyadesiyle spekülatif bir ait olmayı bildiriyor. genç oğlan "benimki geliyor" dediğinde, takık olduğu kızı ima ediyor ama aslında ona hiç sahip olamadığı için onun "benimki"si sadece kurgusal anlamda onunkisidir. diğer oğlanların da "benimki"leri vardır. herbiri kendi "benimki"sine, sanki karısıymışçasına sadık olur. kimse bir diğerinin "benimki"sine göz dikmez. zaten kurgusal bir aitlik durumu geçerli olduğuna göre, göz dikmekten öteye gidemeyecek olan benimki canavarları, bakkalın önünde gazoz içerken aynı zamanda içsel bir sadakat savaşı da verirler. arkadaşlarının "benimki"lerini arzulamayıp, gelecekte olası görülmeyen bir ilişkiyi bile yıkmamaya özen gösterirler.

    "bak seninki geliyor" diyen arkadaş hayırlı bir iş yapmış olur; kurgusal aitliği somut bir realiteye döndürmek için tetikler. bu tetikleme bazen işe yarar, bazen yaramaz. bazısı tam anlamıyla tetiklenir, ailesini kaptığı gibi kendi "benimki"sinin evinin yolunu tutar. çiçek, pasta alınır "benimki"nin resmiyet kazanması için karşı taraftan bonservisi istenir. "benimki" bonservisi başkasının (babası bile olsa o başkasıdır) elinde olan kurgusal hedefin aslında somut realiteye dönüşememesinin sembolüdür. zira "benimki" denilen kişinin, en azından bir süreliğine "benim" olması için kurgu safhasından somut safhasına geçmek gerekir. kişi "benimki"sinin bonservisini alır; bu, devamında herhangi bir aracı arkadaşın dürtüklemesine ("bak, seninki geliyor" gibi) ihtiyacının kalmadığını gösterir. gerçekten, etiyle kanıyla, "erkek gibi" sahip olmanın, içine özgürce girebilecek olmanın, tadını çıkarabilecek olmanın, istediği zaman "benim!" diye kavrayabilecek olmanın verdiği özgüven evvelce "benimki" olan metanın "benim" olmasını sağlar. "benimki"den "ki" eki atılınca, kurgusal ilişki realitede anlam kazanmış olur. zira bizler uzaktan uzağa sahip olduğumuzu sandığımız şeylere "benimki" deriz sanırım; "sanırım" dememin nedeni bunun üzerinde etraflıca düşünmemiş olmam, şu an aklıma geldiğince, sizinle fikrimi paylaşıyorum.

    sanırım "benimki" gerçekten sahip olamayacağımızı ya da zaten sahip olduğumuzu gösterir. içinde ya tam anlamıyla küçültme ya da büyültme anlamı vardır. sonuç olarak olduğundan farklı göstermek istediğimiz bir şeyden bahsederken "benimki" deriz; sahipliğimizi kanıksamamışsak da bu olabilir, kanıksama sonrası sıkılmışlık içine düşmüşsek de. "benimki işte..." oradaki "işte" her şeyi açıklıyor. "kiminki?" diye soruluyor, ve karşıdaki "benimki işte" diye cevaplıyor. bir zamanlar bonservisini alıp "benimki"yi "benim" yapabilmek için uğraştığı metaya yeniden "benimki" diyebilmek için "benim"liğini küçümsemeye başlıyor. "benimki" içinde "işte orada, işte baksana... ben uğraşamayacağım" anlamını da bu yüzden barındırıyor. "hangisi?" "ya benimki işte, görmüyor musun, benimkinden bahsediyorum" gibi bir işaretleme var. oysa "benim" dediğimiz şeyi işaretleme ihtiyacı duymayız; bazen el ele tutuşma, konuşma, öpüşme, sevişme tek başına "benim" anlamını verir. dışarıdan biri ikiliye baktığında, bunların birbiri için "benim" olduğunu anlar. o vakit biri sorduğunda "hangisi?" diye "benimki" diye cevap vermez; çünkü sadece kafasında değil, yukarıda dediğim gibi, içine istediği zaman girebildiği bir "benim"lik durumu söz konusudur. içine girebildiğimiz her şeyin aslında bir "benim"lik statüsünü kazandığı ortada; içine girilen için "benim"in anlamlı kılınması daha kolay. zira aklınızdaki sizindir, bunun gibi, cebinizdeki de sizindir. o hâlde bacaklarınızın arasındaki de başkasının değil, o da sizin. içinize girene "benimki" demezsiniz, "benim oldu" dersiniz. "sen benimsin" gibi...

    "sen benimsin", aslında "ben sana sahibim" anlamında olup türkçedeki yapı bakımından "ben" ile "sen"in yer değiştirmesine örnektir. "sen benimsin" derken "seni içime aldım, içimdesin şu an" gibi düşünüyoruz; buna karşılık "ben sana sahibim" dediğimizde "bendesin" manası ön-planda; ilkine göre vurgu daha "sen"e kaymış durumda. zaten türkçede vurgu fiile yakın ifadede olur; o hâlde ilk cümlede vurgu fiilin kendisi gibi görünen ben'de, ikinci cümlede ise sen'de. ancak işin içine -ki girdiğinde ben'in de sen'in de anlamı yitiyor. "sen benimkisin" dediğimizde, sanki arada kalın bir duvar varmış da, "sen" "ben"leşememiş, "ben"e ait olamamış gibi... buna karşılık "sen benimsin" dediğimizde duvar yıkılır. hatta "sen benimsin" dediğimizde parmağımız farkında olmadan "ben..." kısmında bizi gösterir. oysa "sen benimkisin" dediğimizde parmak hareketsiz kalır, uyandırılmaz. o hâlde "benimki"nin "ben"in aitliğine ilişkin bir uyarı noksanlığından mustarip olduğu aşikar. gençten çocuk, eli karşı-cinsin eline değmemiş. bakkal önünde gazoz içiyor, arkadaşı onu "seninki geliyor" diye uyarıyor, çocuk kafasını çevirip ters yöne bakıyor. ama arada koca duvarlar var, görebildiği asla o değil. görebildiği onun gölgesi olabilir, sureti olabilir, ikizi olabilir vs. ama bir şekilde o değil. insan baktığı gözde, memede, topuz yapılmış saçta, parmaklarda, kot pantolonda, kalemde, kitapta, bardakta yani kısacası onu onda o, bizde ise "benim" yapan her şeyde sadece "benim"i görür, duvarlar çöker. aradaki mesafe yiter.

    kendi "benim"ine olan sadakatini (pietas) içtenliğe (fidelitas) bağlamış kişilerde "benimki" duvarı hep çöküktür. oysa artık övülen, "benim"den ziyade "benimki"dir. bu durumda ya duvarlarla yaşamayı öğreneceksiniz ya da duvarlaşıp sadece ki'den değil, im'den de kopup "ben" olarak kalacaksınız. tuhaf olan ise böyle "ben"lerin başkaları tarafından kolayca im'lenebiliyor oluşudur.
  • bugün yayınlanan yeni yalın şarkısıdır.

    dinlemek için tıklayınız.
  • (bkz: yalınınki)
  • kıpır kıpır olduğu kadar, insanı taaaaaaaaaaaa içinden etkileyen sımsıcak yalın şarkısı...

    bana kalırsa rahatlıkla yaz aylarının slogan şarkısı olur...
  • yalın reis yine yapmış yapacağını. tek kelime ile süper.
  • standart iki adet güzel insanın yazlık mekan temalı cornetto klibi.şarkı mı? yalın usta yapmış yine yapacağını.