şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dunyanın en guzel utopyası..

    senfoni

    önce sesin gelir aklıma
    çaresiz kaldıkça hep seni düşünürüm
    güzel olan, dolgun başaklardaki sarışın sevinçli
    sonra cumartesi günleri gelir
    sonra gökyüzü gelir hemen kurtulurum
    bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

    kırk kere söyledim bir daha söylerim
    savaşta ve barışta, karada ve denizde,
    düşkünlükte ve esenlikte
    zamanımız apayrı bize göre
    yanyana olduk mu elele
    aç kalsak ağlamayız biliyorum.

    içim güvercinleri okşamış gibi rahat
    sen yanımdayken ister istemez
    geniş meydanlarda akşam üstleri
    üstüste üç kere deniz, üç kere çınarlar.

    sen yanımdayken ister istemez
    uzak ırmakları hatırlıyorum.

    arasıra düşmüyor değil aklıma
    yabancı kadınların sıcaklığı
    ama allah bilir ya, ne saklıyayım
    yanında ihtiyarlamak istiyorum..

    turgut uyar
  • her evliliğe başlarken söylenen söz.
  • bugün bir hastaya konsültasyon istendiği için muayeneye gittim. alakasız bir şehirde, istanbul hanımefendisi ve beyefendisi bir çift karşıladı beni. hastanın danışıldığı servisteki diğer doktor ise beni terk eden vatandaştı. ne kadar tezat oluşturuyorduk aynı odada, bir yanda birbirini asla bırakmamış, hastalıkta sağlıkta diyip beraber yaşlanmış uysal bir çift, diğer yanda birbirine saygısı kalmamış, beraber gelecek kurma umuduyla kaderlerini ortak yola soktukları halde o yoldaki ilk pürüzde arıza çıkartan tüketici insanlar. belki de ben her şeyi hayra yorduğumdandı, hiçbir zaman beni gelecek planlarına dahil etmemişti. sürekli çok karamsarsın derdi bana, yanlış şeyleri hayra yormuşum demek, hay allah. en zor zamanda yalnız bırakmayı seçenden hayır gelmezdi amma, neden hep gönül hayırsıza tutulurdu? yalnız yaşlanacağını bilenlerin son çırpınışıydı o idealler, umut işkenceyi uzatan tek noktaydı.
  • gerçekten güzel ve hiç modası geçmeyecek bir eylem bu. birini seviyor bağlanıyorsun ve yıllar yılları kovalıyor berabersin. aradaki aşk bitiyor belki ama sevgi güçleniyor. zamanla kaybettiğin insanlar oluyor annen baban akrabaların... dayanağın o oluyor. sıcak ve hüzünlü. dönüp geçmişe baktığında bir yerlerde en az senin kadar senin hayatında olmuş biri var. yanında ama o da gidecek. ya da sen. arkada kalan hep daha şanssız elbette her zaman olduğu gibi. o iki kişilik hayata tek başına sığmak zorunda.

    pek romantik biri olmasam da gerçekleşmesini istediğim en romantik beklentim bu sanırım.
  • eğer, karınızın bütün şımarıklıklarına, bencilliklerine, sizi sömürmesine ses çıkarmaz, onun bütün şizofrenisine (prenses sendromu) para akıtır, düğünler, dernekler, mücevherler için paraları basar basar basar basarsanız, ruh hastası kezban karınızın çevresine gösteriş yapması için gerekli tüm masrafları yaparsanız...

    tabi ki birlikte yaşlanırsınız.

    yoksa, "sen de erkek misin?" ile başlayan iğrenç hakaretler ve aşağılamalar sonunda "senin donuna kadar alacağım," anırmaları ile biten boşanma davalarına ulaşır.

    hayat arkadaşlığı denilen kavram, kadınlara yüklenmiş bir uygulama değil gençler. hayaller kurmayın. karınız, hayatınızı sömürdüğü sürece sizinle yaşlanır.
  • çok istiyorum
  • çiftlerin yıllarla beraber yıpranırken aşkı eskisi kadar koruyamasa bile sevgiyi ve saygıyı diri tutmayı başarmaları olarak görüyorum bunu ben.. bir de mutsuzken, umutsuzken vazgeçenler var tabii.. birlikte yapamayacaklar bunu fark ederek yol yakınken birbirlerinden vazgeçerken, cesaretsizce devam edenler de bi şekilde -iyi ya da kötü- başarıyorlar. kimi mutlu kimisi ise mutsuzluklarının ardına sığınarak, ya da ne kadar mutsuzluklarının farkına bile varmayarak..