şükela:  tümü | bugün
  • zordur. saçınızı nasıl kesmesi gerektiğini iyice öğrenmiş bir berberi bırakıp biricik kafanızı, kafa yapınızı ve mantalitenizi anlamayan başka bir bre berbere teslim etmek, o berberle yeniden aynı şeyleri yaşamak düşüncesi insana sıkıntı verebilir. bu yüzden hala eskiden oturduğu yerde tıraşa giden bir sürü insan var. aynı berber dükkanı içerisinde bir berberi belleyip o berber o esnada başka bir adamın saçını kesmekle meşgulse, yanda boşta duran berberin koltuğuna da oturmaz mesela çok kimse; kendi berberini bekler.

    berber değiştirememenin bir başka nedeninin ise "dokunduran kişi sayısını minimumda tutma geni" olduğu yönünde araştırmalar mevcut.
  • dişçi değiştirmek gibiydi eskiden.
    "kasaturalari kastiralim da bip bip.."
  • devamli gittigim berberin, yine sacimi kestirmek uzere gittigim bir ve son seferinde, kiymali pide yemekteyken bana donerek "sen gec delikanli su bitsin geliyom" demesinin ardindan yemegi bitirip ellerini gelisi guzel bir sekilde paket kagidina sildikten ve soyle bir islattiktan sonra saclarimi karistirarak "ee nasil kesiyoz?" demesi uzerine yaptigim harekettir.

    (bkz: saclari kazitma ihtiyaci duymak)
  • yüzünüzün kuytu köşesinde bir beniniz varsa o benin doğranacağına delalettir. traşın başında yeni gittiğiniz berberi uyarırsınız "bak buna dikkat et" diye. velakin berber sizi tanımak ve anlamsız bir geyik çevirmek çabasında olduğundan traşın 3. dakikasında sizin uyarınızı unutup hart diye façayı atar beninize.

    o ben her kesildiğinde biraz daha büyür. bunun için her berber değiştirdiğinizde adamın kafanızı salakça bir modelle taçlandıracağı endişesine mezbahaya giden koyunun endişesi de katılır.
  • karini aldat ama berberini asla sozunun ortaya cikmasina neden olmus tehlikeli bir eylem.
  • devamlı gidilen berberin öncelikle koltuklarını, sonra tezgahını değiştirmesi ile başlayan süreçtir. (en azından bende berber aldatmasını bunlar tetikliyor). aynaların ve bekleme koltuklarının da değiştiren berber bana "yavaştan toparlan hadileen efendi yolcusun" işaretini çakar.

    daha sonra berberimize wella ya da bilmemne form saç bakım ürünleri, 30-40 ytl lik jöleler gelir. velakin kullanılmaz teşhire konur. ikinci ya da üçüncü ziyaretinizde berber kafanıza bakıp başını sallar "abi bak buralaran tahriş olmuş, şuraların da dökülüyor, şu ürün var bak bunu kullan " diye. peşine de size teşhirdeki ürünlerden birisini kakalamaya çalışır.

    işte o zaman bir gemi kalkar o berberden.
  • married with children' ın requiem for a dead barber bölümünde işlenmiş konudur.

    - - - spoiler - - -
    al bundy' nin yıllardır gittiği berber ölmüştür. al bundy yeni bir berber bulmak ister ama piyasada berber kalmamış yerine kuaför salonları her yanı işgal etmiştir. al bundy ise bu işe çok kızmaktadır ve bu salonlara gitmeti reddeder çünkü bu salonların gaylere göre olduğunu düşünmektedir. oysa gerçek bir berberde erkeklere göre muhabbetin çok önemli olduğunu düşünür... ve aşağıdaki monologu nerdeyse tek nefeste konuşur:
    - i'm gonna find a barber, a real man. one who likes girls and hates women.
    - they replace pinball machines with video games. what do i care if a monkey can make it to the top of a building unless he's going up there to throw his wife off. and have you seen cartoons lately, peg? remember when a mouse could hit a cat with a frying pan. what do they do now? they talk it out. do you know who's to blame? women and pacifists. and do you know where they get their hair done? they go to salons.

    en sonunda da ölen berberinin hocasını bulup ona traş olur ve ünlü burun kıllarını da temizletirir...
    - - - spoiler - - -
  • yeni bir sevgiliye uyum sürecinden kesinlikle daha meşakkatli bir iştir.
    bir kadına ya da adama hayattan ne istediğinizi anlatmanız, yeni bir berbere nasıl bir tıraş istediğinizi anlatmaktan daha kolaydır. çünkü yeni berber manasızca bildiğini okumak ve onun kestiği modelin size daha çok gittiği konusunda bir sabit fikre sahiptir. sonuçta o bir berberdir ve siz ayda bir bilemedin iki kez saç tıraşı olurken o günde 50 tane farklı kafaya ayar çekmektedir. sabır ister.
    ilk deneyim genellikle kanlı ve mutsuz sonuçlanır. ikinci tıraş zamanı geldiğinde eğer yeterince cesur ve sabırlı değilseniz, ayaklarınız sizi tıpış tıpış yine o adamın koltuğuna götürecektir. ikinci gelişinizi bir öncekinden memnun kalışınıza bağlayan berber, özgüveni katlanmış şekilde işe girişeceği sırada, müdahale ederek ve ilk tıraşa referans vererek derdinizi anlatma gayretine girişseniz de beyhude bir çabadır bu. o bildiğini okurken, siz "usta şu yanları biraz daha alıp arkayı top bırakmasak" gibilerinden mıraldanırsınız ve sonuç ilkinden hiç farklı olmaksızın vitrinlerden yansıyan eciş bücüş bulduğunuz kafanıza bakarak yürüyüp gidersiniz.
    üçüncü tıraş geldiğinde zaten arayış sona ermiş, malum berber, berberiniz olmuştur ama siz bunu ancak kapısından girerken farkedersiniz. ama bu kez önceki iki gelişin verdiği rahatlıkla inisiyatifi alıp, baştan mevzuya girip, ite kaka dediğinize yakın bir sonuca ulaşma yoluna girersiniz. arkalar olmuş, yanlar olmamıştır. ama dert edilmez, ilerleme kaydedilmiştir. para üstü beklerken aynada saçları kurcalayarak "usta bi dahakine şu yanları da şöyle yapsak" diyerek yolunuzu da yaparsınız. ve ortalama 6. tıraştan yani aşağı yukarı 6 aylık bir savaştan sonra istediğinize en yakın tıraşa ulaşırsınız. eksik de olsa mutlusunuzdur, en azından kafanız ecüş bücüş değildir size göre.
    ve sonra...
    7. tıraşa bir rahatlıkla gidip de, dükkana girince "eğittiğiniz" berberi göremeyince her şey karabasan gibi üzerinize çöker. berberi sorarsınız, geçen hafta askere gitmiştir. buyur abi der bir yenisi. her şeye yeniden başlamak gerektir. hay allahım, nedir bu cezam der, taşındığınıza lanet edersiniz. oturursunuz koltuğa. ama deneyimli olarak. berber nasıl olsun abi demeden, ilk soruyu siz sorarsınız:
    -askerlğini nerde yaptın?
    eğer yanıt bir mekan içeriyorsa başlarsınız anlatmaya. dinlenmeyeceğini bile bile...
  • berberinize "berber" dediğinizde sinirlenip "kuaför" diye düzelttiği an vakti gelmiş olan süreçtir.

    hayatım boyunca miskin bir herif oldum, koalanın dev boyutlarda olan versiyonuyum da diyebiliriz. ama berberde geçirdiğim zamana gerçekten çok acıyorum. koltuğa oturduğum anda bunalmaya başlıyorum. kafama saç kurutma makinası tutulması ve bir fırçayla kafa derimin kazınması hiç hoşuma gitmiyor. kendilerine "kuaför" diyen berberler bunu bir sanat olarak görüp inatla saç derimi fön makinası ile haşlayıp saçıma hintli aktör karizması vermeye çalışıyor. hayır arkadaşım kes su saçları, kafamı yıka, temizce bir havluyla kurula yeter. olmaması yerde çıkan kılların yokedilmesi ya da olması gereken yerde çıkan kılların kısaltılması olarak bakıyorum ben bu traş sürecine. sen sanat olarak görebiliyorsun bunu ama ben görmüyorum maalesef.

    sen bana illa masaj yapmak istiyorsan (hayatta oramın buramın mıncıklanmasından zevk alan bir insan olmadım) , pitircik ozlu peeling yapmak seni mutlu ediyorsa da bana yapma. yapmakta ısrar ediyorsan hadi bana eyvallah.