şükela:  tümü | bugün
  • amsterdam'ın iki camisinin birinin berberindeyiz (şehrin en ucuz yeri, 6€).

    ortam klasiktir. küçük bir kaset çalar, arabesk müzik, (gurbetçi) arkadaşlar, sigara dumanı, bol küfürlü muhabbetler... *

    - nerelisin kardeş?
    - ankara.
    - niye geldin?
    - okuyorum ben.
    - yasal yollarla mı geldin?
    - hınk? nası yani? evet, elbette. siz nasıl geldiniz?
    - ehuaheuhe. benim hayatta devletle işim olmadı.
    - anarşistim diyosunuz yani. ehehe. [dedikten sonra "hsktr ne dedim ben lan?" olunur.]
    - yok öyle değil. bık bık..
    - peki neden geldiniz?
    - insan yurtdışına neden gelir? ya vatan haini olursun gelirsin, ya da çalışmak için gelirsin. elhamdülillah vatan haini falan değilim.
    - anlıyorum...
  • ankara libya caddesi'ndeki berberlerden birindeyiz. saçlar uzundur ve kısacık kesileceklerdir. saçlar kesilip tarandıktan sonra berber yüzüme bakar ve şöyle der:

    - ya, bi itirafta bulunabilir miyim?
    - tabi?!..
    - yüzünüz açıldı böyle, çok güzel oldu.
    - ehehe. teşekkürler.

    bu arkadaşa 'itiraf' kelimesinin anlamını nasıl anlatmalı diye düşünürek eve doğru yol alınır...
  • berberde bir kabın içinde buharlar tüten birşeye bakarak:
    - abi nedir bu?
    - sir ağda hocam.
    - ne yapacaksın onunla?
    - yüzündeki küçük tüyleri alıcam abi.
    - benim yüzümdeki tüyleri... sir ağdayla... emin misin abi sen?.. kafa ne durumda?
    - abi ben geçen ay güzellik kursundan sertifikayı aldım ya. işte orda öğrendik, kıl diplerini zayıflatıyor, üstelik yakarken çok zarar veriyoruz yüzüne.
    - siktir lan yüzüme dokundurmam onu.
    - abi canın hiç yanmıycak söz veriyorum.
    - lan canımın yanmasını bir kenara bırak kötü hissederim ben kendimi, yüz ağdaya bulanınca.
    aradan 10 dakika geçer. berber ağdayı çeker, böğürtüler eşliğinde berbere saldırırlır. sonrası pembe bir suratla gün boyu ortalıkta dolanma.
  • -merhabalar
    - oooooo abi hoşgeldin..
    -sağol hoşbulduk......oturulur..
    -yeni mi geldin abi buralara daha önce görmedim de seni
    -neden sordun bu kasabada yabancıları pek sevmez misiniz:)
    -anlayamadım
    -boşver sen arkaları kısalt önler uzun kalsın...
  • - oğlum kalk camları sil.
    - işte bu be şanlı fenerbahçe. kanarya aslanı yiyecek bu yıl.
    - oğlum kime diyorum ben. camlar diyorum.
    - peki usta. peki. yalnız camsil az kalmış. tükürsek olur mu?
    - bak seni espri de yapıyor, tek leke olmasın lan iyi sil.
    - sildim usta. ayna gibi oldu.
    - bu ne biçim olmuş, aynalar mı buruşmuş bu benim yüzüm değil diye bir şarkı var, sen gençsin bilirsin.
    - anladım usta, tekrar sildim.
    - he olmuş.
    - git şimdi müşteriye havlu getir.
    - bu ellerle mi usta.
    - evet manikürlü ellerinle, tövbe estağfirullah. yıka ellerini, getir havluyu, ömrümü yediniz be.
  • - abi dün gelmiştim hatırladın mı?
    - vaay hatırlamam mı genç, otur çay söyliyim.
    - sağolasın, abi enseyi uzun bırakmıştık ya, rahat edemedim, zahmet olmazsa bi toparlasan..
    - bence gayet güzel..
    - sana bi lafım yok, ben rahat edemedim, alışkanlık işte..
    - bak şimdi o enseyi senin istediğin gibi yapmak çok kolay!!
    -?!
    - ama ben zor olanı seçiyorum ve seni ikna etmeye çalışıyorum.
    - hıı
    - al şu katologlara bak, şimdi moda bu, ona uygun kestim senin saçı, al al bak hadi.
    - enseyi düzeltmeyelim mi diyosun?
    - yok böyle şahane, bi kaç güne alışırsın, yüzüne maske de yapayım mı delikanlı?
    - eksik olma, bana müsade..

    (başka bir berberde ense istenilen hale getirilir, ve değişime kapalı ortaçağ düşünürlerine imrenilir.)
  • farazi'ye berber aranmaktadır....
    bir dükkanın camından bakılır, içeride iki kişi müşteri koltuklarına oturmuş muhabbet etmektedir. tarafımdan, bunların ikisinin de berber olduğu, müşteri yok diye oturup muhabbet ettikleri düşünülür.
    içeri dalınır,

    f: usta kolay gelsin sıra yok di mi?

    içerdeki ikili: biz sırayız usta dışarda...

    kafalar dükkandan çıkmak üzereyken kapıda biri belirir:

    usta: buyrun beyler

    f: ne kadar sürer sıranın gelmesi?

    usta: valla gençler bi saç var bi sakal bi de dışarıda bla bla.... yani ancak biter kusura bakmayın , benim kalfa da kuş gribi olmuş gelemedi, gaz odasında karantinaya aldık kendisini, yavaş yavaş ölüyo... e yalnız başıma bundan daha hızlı da olmaz...

    yanlış duymadığımıza emin olduktan sonra yurdumuz berberinin potansiyeline hayran olarak ordan uzaklaştık...
  • emek sarfedilmiş uzun saçlara kıyılacaktır.

    berber : nasıl olsun abi ?
    colg fusion : sıfır yapalım usta.
    (sıfır lafı duyulduğu anda bütün berber ahalisinde sessizlik olur. bütün gözler berber ve colg fusion'un üstüne çevrilmiştir. merakla izlemektedir herkes ne alakaysa.)
    b : ha ? abi iyice düşündün mü bak ? o kadar uzatmışsın yazık değil mi ?
    c.f. : boşver sen ya dal direkt.
    berber makinayı alır, tam dalacakken durur.
    b : bak emin misin şu makinayla daldığımda biter olay.
    c.f. : ya, ben vazgeçmeden kes abi sen.
    berber makinayla dalar. berber ahalisi alkışlamaya başlar, sırtını sıvazlayan mı ararsın. sevinç çığlıkları atıp sırıtan mı ararsın...
    c.f. : manyak mısınız abi siz ?
    ahali : ehehehehe...

    tıraş biter. ahali yine başlar.
    birisi : bak güneşe çık yat biraz kafan yansın böyle beyaz beyaz komik oluyo ehehaüh.
    ahali : ehahaha. mis oldu miisss.
    c.f. (içinden) : lan ne biçim yermiş burası.