şükela:  tümü | bugün
  • berbere gidememek, o sandalyeye oturamamak..
    berber değdirmesi nedeniyle olabilen saçları olabildiğine saldığınız dönemlerde içinde bulunduğunuz durum
  • yapacağı siyasi analizlerle tüm dünya görüşünüzü yıkma ihtimalidir.

    (bkz: fobi ise)
  • al benden de o kadar. saçım az biraz şekilli olsa uzatıp at kuyruğu yapacam şerefsizim. sırf şu kıl kasaplarına kafamı emanet etmemek için. ayda bir kez zar zor gidiyorum vallaha. çoğunlukla da farklı farklı berberlere gidiyorum. çünkü ikinci üçüncü gidişimde hepsinde bi fütursuzluk, bi "sen mi geldin? iyi geç." tavrı seziyorum. hayır berbere giderken mutlaka saçımı yıkar öyle temiz temiz giderim, neyimden hoşlanmıyorlar anlamış değilim. e ustaların işlerine burnunu sokan bi tip de değilim. koltuğa otururken kısaca tarif eder tıraş bitene kadar da laf etmem. sohbet etme taraftarı değilim çünkü dediğim gibi yeterince gergin oluyorum zaten, ama sohbet açarsa da konuşurum, mal mal durmam karşısında. garezleri neye anlamış değilim.

    bundan bikaç ay önce bi berbere gittim ve yıllardır ilk defa mutlu ayrıldım bir berber dükkanından. o gazla iki hafta sonra bi daha gittim, eleman beni görür görmez "oo müşteriyi kaptık, tamamdır" iç sesiyle beraber "hoş geldin abi" dedi iyi davrandı falan. benim de hoşuma gitti tabii. diğerlerinden daha pahalı ama misafirperver ol canımı ye. neyse üçüncü gidişimde bu sefer bizim eleman çıkıyordu "hoşgeldin abi nasılsın?" diye sorup çıktı, ben kaldım mı dükkan sahibinin eline? eleman jet berber çıktı, 10 dakikada yolunmuş tavuk götüne döndüm yemin ederim. makineyi bile fazla kullanma, makasla al dediğim halde usturuyla girişti orospu çocuğu. bi de apaçi modeli yapmasın mı.. yanlar üç numara üst taraf olduğu gibi duruyor sultan papağanı gibi. tabi bunları bana hiç göstermiyor, el altından çaktırmadan jet hızıyla yapıyor. bi ense aynası bile getirmedi piç. tıraşın sonunda gözlüğü taktım da öyle gördüm enkazı. ama işkence yeni başlıyormuş meğer.

    adam bi saniye deyip gözlüğü hop çekti gözümden. bi makas aldı eline, ben de sevindim biraz düzeltecek falan diye. hoppadanak kaşlara girişti deyyus. adamın eli nasıl makas tutuyorsa artık, dur diyene kadar iki kaşımı kısaltmış elindeki iple kenarlara overlok yapıyordu. yemin ederim böyle bi atiklik görmedim. bi saniye deyip makasa uzanmasıyla bunları yapıp bitirmesi arasında 10 saniye yoktur yani. zaten dediğim gibi o koltukta totalde 10 dakika oturdum oturmadım. eve gidene kadar o kafayı saklıycam diye bin bir şekle girdim. sonra hayatımda ilk defa evdeki terzi makasını alıp kendi saçımı kendim kestim amına koyim. sonra da piedra ırmağı'nın kıyısında oturdum ağladım. benim ne zaman herkes gibi her gittiğimde ne yapacağını bilen sabit bi berberim olacak diye. sonra karar verdim: oğlum olursa onu yazları berbere çırak verecem, biraz eli alışınca da evde ona kestirecem. alaburus yapsın yeter. yamuk mamuk keser belki ama saygıda kusur etmez hiç yoktan. ben ciddi miyim lan? ciddiysem çok sadist, değilsem çok ukalayım.
  • aslında berber fobisi diye bir şey yoktur.
    insanın kendini beğenmemesi diye bir durum vardır mesela ben kendimi umursamıyorum bazen giriyorum 3 numara yap diyorum bazen kafama göre en son kimi görmüşsem onu tarif ediyorum. umursamıyorum takıntıları .
  • bendenizin de içinde bulunduğu bir topluluğun mustarip olduğu duygudurumu... kendimce sebepleri çoktur. öncelikle şöyle bir girizgah yapayım: berbere mümkün olduğunca az uğramaya çalışırım. (rekorum bir yıl) evde saç/sakal makinem var. sakal kolay da, saçımı artık kendim traş edecek kadar enerjik ve esnek değilim. o yüzden adamakıllı uzamadan gitmiyorum berbere. bu bazen bir yılı aşabiliyor. saçlar bağlanacak seviyeye gelebiliyor. dediğim gibi, kendimce sebeplerim var. bu yüzden, mesela kendi berberim yok. çünkü hiçbir berber senede iki defa gelen adamı müşterisi olarak görmez.

    sebep 10: berber muhabbeti. aslında bu o kadar ciddi bir sebep değil. zira bu maddemiz berberden berbere değişiyor. kimisi hakikaten de seviyeli ve ölçülü muhabbet ederken. kimisi, ömründe ilk kez gördüğü bir adam ile direkt t.şak muhabbetine giriyor. adamın gözünde tüm erkekler kendisi gibi. ağır abazan ve aklı fikri hep karı kızda. küfürlü konuşmak tüm berberlerde caiz...

    sebep 9: düzenli müşterisi olmayana ilgili davranmaması. sevgili berberimiz içeri girip selam veren bir insanı sırada bekletirken, tanıdıkları "önceden gelmişti, işi vardı döndü, randevusu vardı" gibi mazeretlerle önünüze alabilir. nasıl olsa bir daha uğramayacağınızı tahmin ettiğinden dolayı size parayı ekstra okkalı geçirebilir. geçirir de...

    sebep 8: hemen her berberde rastlayabileceğiniz, berberle aşırı samimi yılışık genç. bu içeri kafayı uzatır siz traş olurken. seviyesiz bir merhaba der berbere. soğuk bir iki espiri yapar. sonra musluğun karşısına geçer, bir bardak su içer. aynada saçını tarar. gider içeri -varsa- kendine çay koyar. berberlerin olmazsa olmazlarındandır.

    sebep 7: sigara yasağına uyulmaması. kapalı alanlarda sigara içme yasağı vardır ama sanki berberlerin müstesna olduğuna insanlar hemfikirmiş gibi, hiç de dikkate alınmaz bu yasak. ceket kokar, duman sizi rahatsız eder, mühim değildir...

    sebep 6: hiçbir zaman istediğiniz modelde traş etmemesi. siz anlatırsınız sabırla, şöyle olsun, böyle olsun diye. ama o yine bildiğini okur. oturuyorum koltuğa. öyle zor bir saç modelim de yok hani. "3 numara olsun saç, sakalı da bir numara keseceğiz." diyorum. abi bir insan hepi topu makine ile 3 numara traşı ne kadar batırabilir ki? yemin ediyorum, eve dönüşün akabinde kafamı makine ile sıfıra vurduğumu biliyorum. bu konuda berberler sizi hep şaşırtmayı başarır. hele de eğer gelen küçük bir çocuksa, artık çocuğun saç tıraşı berberin fantazisine dönüşür. çıkardığı iş, müşteri sayısı, zaman ve berberin ruh hali ile bağıntılıdır. nice çocuğun psikolojisi berberden sonra bozulmuştur.

    sebep 5: size sormadan bir şeyler yapması. bir bakmışsınız size sormadan kulaklarınıza, suratınıza ağda sürmeye başlamış. bir bakmışsınız jöleyi, toniği kafanıza bocalamış. (üç numara lan benim saçım) bir bakmışsınız, kaşlarınızı kısaltmaya başlamış. bıyığa girişmiş. yahut sormadan yazın sıcağında inanılmaz şekerli, ağır bir parfümü üzerinize bolca sıkmış siz dur diyene kadar. hangisini sayayım... bu konuda en efsanesi, bir seferinde elemanın birinin kulak çubuğunu sıcak ağdaya daldırdıktan sonra burnuma sokmak suretiyle, daha ben ne olduğunu anlamadan burun kıllarımı çekmesi olmuştu.

    sebep 4: ekstra ricalarınızı yahut yorumlarınızı küfür olarak algılamaları. vay ki "favorinin biri azcık uzun olmuş sanki" diyesin. vay ki zaten kısa kesilmesi istediğin saçı hali hazırda kısaltmamış olduğunu hatırlatasın. bir tripler, bir tavırlar... kardeşim insanın saçı sakalı sürekli uzamasa çok meraklıyım sanki gelip senin egonla ilgili sorunlarına maruz kalmaya... bir kırılıp dökülüyorum, bir alttan alıyorum. malum, adamın elinde rehinsin. iki yanlış makas darbesiyle seni madara edebilir.

    sebep 3: domuz kılı fırça. binde birin altındaki birkaç istisna berberdekiler dışında, tüm sakal fırçaları domuz kılındandır. bundan halkın ve dahi berberlerin çoğunun haberi yoktur. aynı şekilde türkiye'de üretilen sakal fırçalarının da tamamı domuz kılıdır. kıllar ithaldir. eğer hatırı sayılır parayı göze alırsanız, porsuk kılı helal bir fıçanız olabilir. benim var mesela. the art of shaving marka. http://www.theartofshaving.com/ ne yalan söyleyeyim, ne zaman fırçamı kendim getirsem berbere, berberler anlayışla karşıladı hep. garip bakmadılar bu duruma. ama insan her zaman fırçasını alamayabiliyor. sabit bir berberim olsa orada bırakırdım. o yüzden berberlerde sakal (altlar falan) tıraşı olmuyorum. yine saçı silkeledikleri fırçanın neyden olduğunu bilmiyorum. inşallah o da domuz kılı değildir. sorup araştırmaya korkuyorum. (sanki domuzcağız da çok meraklıydı kıllarını yüzüme sürmek istememe, tercih meselesi...)

    sebep 2: sadece berber değdirmesi diyeyim. detaya girmeme gerek yok...

    ve 1 numaralı sebebe geldik: sigara kokan eller. nedense berberlerin kahir ekseriyeti sigara içmek zorundadır. ve bilirsiniz ki, bu meretin sinmiş kokusu, dumanından çok çok daha beterdir. (bkz: küllük kokusu) berber saçınızı/yüzünüzü yıkayacaktır. yüz gibi, normalde belki eşiniz çocuğunuz dışında kimseye elletmediğiniz bir bölgeye adam sigara kokan elleriyle girişir. beni en çok rahatsız eden bu oluyor. kusacak, bayılacak gibi oluyorum. o kısacık sürede nefes almamaya çalışıyorum. acaba tıraştan önce ellerini yıkasa çözüm olur mu?...

    mansiyon: hijyen. bu da berberden berbere değişebiliyor. askılıklara asılan havluların rengini ve üzerindeki kir tabakasını görmek. sizden evvel başkasının yüzünün, kafasının aynı havlu ile kurutulduğunu ve o havlunun yıkanmadan sadece askıda bekletildiğini bilmek kötü şey. makaslar, makine başlıklarını da hakeza dezenfekte eden berberler de var. umursamayan da...

    mansiyon 2: fantastik fiyat kitleyen* yerler. siz siz olun, avm berberlerinden uzak durun. adam kafana bir tonik sürüyor. bir özel makas kullanıyor. 80-100 tl fiyat kitleyebiliyor. sanki paristen gelmiş mübarek. bildiğin berber oysa ki. bir ara bunlardan biri traşın sonuna yakın çıraktan maden suyu istedi. ben de ikram edecek zannettim. ne zaman taze açılmış beypazarı maden suyu ile yüzümü yıkamaya başladı, içimden "ahan da şimdi hapı yuttun, kitleyecek hesabı" dedim kendime. kitledi de netekim. benim yapabildiğim tek şey ise, yüzüm yıkanırken çaktırmadan suratımdan süzen maden suyundan içebildiğim kadar içmek oldu. fırsattan istifade...
  • berberlerin/kuaförlerin/hair designer tayfasının bok yemesi sonucu gelişen fobi. bende de var maalesef. sırf bu at kafaları yüzünden berbere gitme olayını senede bire kadar düşürdüğüm zamanlar oldu. yok arkadaş, çözüme kavuşturamıyorum bir türlü. tüm girişimlerim boşa çıkıyor.

    hahhaaha, kardeş seni o kadar iyi anlıyorum ki kelimeler yetmez, o derece. bir gün kılları süpürdüğü fırçayla kovalayacağım hepsini de dur bakalım. yakalarsam ağzına sokacağım kıllarla beraber. şu üç numara filan yakışsa alacağım bir makina, takılacağım kendi halimde ama yok. hatta bir ara kendi saçını kesme olaylarını da araştırdım ama maalesef fayda etmedi. bula bula bir tane kadın buldum da açıkçası onun yaptıklarını da (saç kesme yeteneği) erkek olarak bile (daha az risk, çok acayip modeller yapıyordu o) 100'de 1'ini yapmaya bile yemezdi yani.

    kahrolsun berberler, saçlara özgürlük.