şükela:  tümü | bugün
  • yanlardan hafif alındığında gelen yakışıklılık hissidir. tamam böyle bırak, hiç elleme diyesi geliyor insanın ama olmuyor işte. saç kesimi bittiğinde o yakışıklılık hissi de kaybolur genelde soyulmuş çüke döndüm amk der çıkarsınız.
  • kadınların terk edildiklerinde soluğu kuaförde almalarının sebebi ile aynıdır.
  • 10 yıldan uzun süredir uzun saçlı bir adam olarak tabi tecrübem eski kaldı ama, tam aksine berbere gidince bütün yakışıklılık hissim kaybolurdu. ya sorun benim tipte yabda psikolojil olarak herkeste etkisi farklı.

    tanım: subjektif önerme.
  • bana hiç gelmeyen histir.

    berberde saçlarımı kestirdikten sonra, il 3-5 gn gözlerimin alışma süreci var. neden bilmiyorum.
  • yarın 3 numara yaptırmayı düşündüğümden "bakalım bana gelicek mi o his" diye düşündüğüm başlık.
  • bana da genelde koltuga oturdugumda ''bu hali guzel ya, acaba kestirmesem mi'' diye gelen histir.
  • berberde gelen bu yakışıklılık hissi ortamın biraz kalabalık olması durumunda yerini hafif bir utanma duygusuna bırakabilir, az da olsa rahatsız edebilir. yanlardan gitgide azalan, seyrek fön darbeleriyle havalanan saçlar ve aynı saçların ışık altında badem rengine çalıp beyaz ten ile oluşturduğu uyum gözlerin de istem dışı kısılması ile yavaş yavaş ılımlı narsisizme evrilir. er kişi bu durumu farkettiğinde iş işten genelde geçmiş olur, oyun başlamıştır, alınabilecek minimum hasar alınmaya, bir berber nöbetini daha muteber bir şekilde atlatmaya çalışılır. arkada sıra bekleyen adamlar artan yakışıklılığı kıskanmasın, moralleri bozulmasın diye gözler süratle aynadan kaçırılır, göz teması bütünüyle kesilir, baş öne eğilir, bir şeyle meşgul olunuyormuş havası verilmeye çalışılır, aradan dakikalar geçer geçmez, siz televizyonun sesini de kaybetmişsinizdir yan koltukta tıraş olmak istemeyen bebenin zırlamasını da. ne de olsa ortamdan kopmuşsunuzdur, freud tarafından dahi açıklanamayacak bu durumda mekan artık farazidir, zaman da fuzuli...

    uzay-zamandan bağımsız bu bilinç akışı ritüeli esnasında siz farkında olmadan toplumdan git gide uzaklaşırsınız, tavşan deliğine girmeye ramak kalmıştır, değer yargıları artık bulanıklaşmaya, arkadakiler önemsizleşmeye başlamıştır, nirvanalar artık bir kaç makine darbesinin ardındadır, bir übermensch olma yolunda istemsizce ilerlemektesinizdir, velhasıl, az sonra berberin kulağınızı yakmak için hazırladığı tütsü sizi yarı baygın halinizden uyandırır, kulağınızda hissettiğiniz sıcaklık sizi berbere geri getirmiştir artık. bu günah dolu yolculuk her ne kadar sizi bir kuğu kadar hafifletmiş olsa da kolektif yönünüzü yenemediğiniz için bir hüzün kaplar benliğinizi, arkadaki çok da alımlı olmayan insancıklar yüreğinizi parçalar, hala onlardan biri olduğunuzu onlara inandırmak, yabancı birisi, bir ingiliz aristokratı ya da alman subayı olmadığınızı göstermek istersiniz, ve ağzınızdan şu ayarda cümleler dökülür:

    ''abi yalnız feguli ne çaktı öyle geçen yaa demi?''

    ilk önceleri etrafı saran garipseme ve tuhaflık hissi, berberin de vermiş olduğu cevap ile artık gitmiştir. tüm çatışma, gerilim ve huzursuzluk yerini normalliğe bırakmıştır, saçlar yıkandıktan sonra berberden çıkılır.
  • adeta avrupa yakası'nın bir bölümüne konu olan "hileli ayna" olayının kanıtlarından biridir.

    berberde, evde beğenmediğiniz saçlarınız çok hoş gözükürken, soyunma kabininde üstünüzde harika duran kazak evde sıradan ve rengi pek de sevilmeyen oluverir.

    *hasta etmeyin olum adamı.
  • hayaller ve gerçekler arasında çok ince bir çizgi vardır. bu çizgi icraat ile yani berberin hayalinizi gerçekleştirmesiyle değişedebilir, vuku da bulabilir.
    defalarca berber değiştirip en sonunda bu hisse ulaşırsanız artık sizin berberiniz belli olmuştur.
    kendim bu konuda takıntılı olup gebze'den kalkıp tuzla'ya gidiyorum. sırf oradan kendimi beğenerek çıktığım için. kendim için tek yaptığım güzel şey :)