şükela:  tümü | bugün
  • 103 yaşında bir ninemiz. oğlunu aramaktadır.
  • gece gece yürekleri burkmuş nenedir. o eller öpülür ki.
  • bugün kendisine 31 yıl önce gözaltına alınan oğlu cemil kırbayır 'ın işkence sonucu sorguda öldüğünü açıklamışlardır.
  • 30 yildir hergun tekrar tekrar oldurulen bir anadir.
  • 103 yasindaki bu yasli kadinin ve onun gibi yillardir kayiplarini arayanlarin türkiye cumhuriyeti'nden tek bir istekleri var: devletin kolluk gücleri (polis, asker , jandarma) tarafindan kaybedilen yakinlarinin en azindan kemiklerine ulasmak ve onlara en azindan bir fatiha okumak. evet bu kadar basit. yüzde doksan dokuzu müslüman oldugu söylenen türkiye'de belki de hepimize lazim olan, kanal istanbul benzeri cilgin projelerden önce, bu insanlari huzura kavusturmaktir.
  • 30 yıldır evine sıva yaptırmamış berfo ana, oğlu gelir de evini tanıyamaz diye. evde kimse yokken evden çıkıyorsa kapıyı kilitlememiş, oğlu kapıda kalmasın diye.

    beddua etmek caiz değil ama tutamıyorum kendimi. sen ölme kenan evren. en az berfo ana kadar yaşa ve en az berfo ana'nın çektiği kadar çek.
  • ''ben onunla topraga girmek istiyorum bana oglumun cenazesini verin'' diyen cumartesi annelerinden biri.koyunden herkes gocerken oglu gelip evi bulamaz diye gocmemis gozunun yasi dinmemis anne.
  • ölüm, ölü ile mümkündür
    birbirimize bu konuda ancak havada kalan şeyler söyleyebiliriz,
    devamında yere inmek var,
    ve ardından yerin dibine girmek...

    sevdiklerini toprağa vermiş insanlar bilirler; en acı an sevdiğinizin toprağa veriliş anıdır.
    artık sizinle aynı yerin yüzünde-yüzeyinde değildir sevdiğiniz. sevdiğinizin ölüsünü bile artık
    göremeyeceğiniz dönemi başlıyor hayatınızın.

    ölüm gerçeğinden itibaren sizi -ya da belki kendisini, bilemiyorum-
    hayata bağlamak adına türlü türlü oyunlar oynayan ve hala sevdiğiniz ölmemiş gibi
    sizi oyalayan, öleninizin gülen yüzünü ahmaklığınızın her sinemasında oynatan ruhunuz-beyniniz pes eder.
    matematik, hiç bilmediğiniz hesapları adınıza yapar,
    eksi, eşittir... ya da o gitti ama hala şu var, bak ona nasılda benziyor türü döngüler hayallerini kör eden bir gam fırtınası estiriğinde uğuldar.

    (hele yerin dibine teslim ettiğiniz insandan kalan-larla ilgili durumunuz,
    onların hayata sevdiğinizsiz devam edebilmelerini sağlamayı çimdikliyorsa,
    beyinefendiniz, derin acınızı o amaçla yaşayamıyor olmakla avutur sizi.
    oyunu görür kahrboğulursunuz:
    -allah belamı versin!

    acıyı oyalayan ruhunuz-beyniniz; sevdiğinizi toprağa verip
    üstüne yine toprak atan kürekleri tutan ellerin sahiplerinin ve sizinle beraber üzülüp ağlayan
    insanların, sizi yalnız bırakmayan acınızı paylaşıp azaltan insanların -ve belki de öteleyen
    insanların- eve döndüğünüzde artık olmayacaklarını bilerek huzursuzlanır.

    iki-üç gün sonra herkes yerlerine çekildiğinde, sevdiğiniz olmadan düşünemeyeceğiniz evinizde onsuz kaldığınızda,
    hayata artık nasıl devam edebilirim sorusu baykuş olmuş ötüyorken evinizin her odasında -o gün- öleninizden dolayı ortaya inen sofrada iştahla yemek yiyen akrabanızı bile özlersiniz.
    ve o gün, herkes için için ağlayabilirken ağlayamayan siz sadece o iştahlı akrabanızın kapınıza "ya merak ettim ne durumdasın" sorusuyla gelişinin hayaline bile döküle döküle ağlayabilirsiniz ki gerçeğe ağlayamayan siz bu ahmak duruma ağlıyorsunuz.
    -allah belanızı vermiş!
    .
    .
    .

    çocuğunun ölümü bile kendisine çok görülüyor hala.

    anama dedim ki, ey berfo artık yetmez mi, belli değil mi ne olduğu abimize? onu bulup da üstüne mi yağacaksın?

    "anayım yanıyorum, ben oxlumu istiyorum ben çocuxumu istiyorum, mezarını istiyorum, cenazesini istiyorum... annesiyimm

    annesiyimmm!"

    "birikti bir çamaşır ipine bile.
    saçaklardan sarktı,
    attı kendini gürültüyle yere,
    kimse sahip çıkmadı;
    yığıldı kaldı duvar diplerine.
    yalnız kuş ayakları
    bastılar incelikle göğsüne."
    metin altıok
  • (bkz: #27471448)