şükela:  tümü | bugün
  • berlindeki techno tapınağı. friedrichshainın gülü. inanılmaz derecede iyi bir ses sistemine sahip club. kesinlikle gece üçten önce gidilmemeli. mümkünse ertesi gün öğleden sonraya kadar dansedilmeli.
  • içeriye girildiği zaman alt kattaki karanlık odalara pek yaklaşılmamalı mazallah birdaha çıkılamayabilir. ikinci katta özellikle alanın sol tarafında toplanan yarı çıplak ibne arkadaşlara pek bakmadan tadı çıkarılası yer.
  • gorece erken bir saatte uyanip, kahvalti ettikten sonra da gidilebilecek bir yermis...
  • 2008 de dj mag dergisinin yaptığı ankete göre dünyanın en iyi 100 klübünden 6ncısı
  • kapidaki zebellahin yüzü disinda ayrica kolunda da cetvel seklinde 1 metrelik dövme varmis, erkeklerin anüsüne kac cm girebildigini ölcmek icin (bkz: fisting)
  • dünyanin en keyifli ve saglam technoclublarindan biri. bu arada kapidaki o zebellahin türkce konusmasi beni epeyce sasirtmistir berlinin tipik dönerci türklerine alismis biri olaraktan. ayrica berghain'in hic kapidan cevrilmemis bir gediklisinden birkac tavsiye: asla 2 kisiden fazla oldugunuz izlenimi vermeyin (iceri girince grup ici dinamikleri tekrar belirlersiniz), aptal-merakli-cool-geveze turist-yabanci izlenimi vermeyin, nerd gibi görünüyorsaniz sansiniz yok, cok konusup saklabanlik yapmak yok, alkollüyseniz ve bu birazcik bile belli oluyorsa bu tamamen bir no-go, son olaraktan asiri sik veya extravagant olmasa da designer havasinda kiyafetler; basit bir jeans ama üzerine göze carpan güzel bir gömlek vs. yeterlidir. tüm bunlarin disinda tipten kaybediyor olma ihtimali varsa o zaman saclara yüklenmek lazim. boya, jöle, sekillendirici artik nasil bir degisiklik olacaksa..
  • gidecem ve girecem ulan!
  • giristeki seciciligi tamamiyla rasgele olan klüptür. almanca konusanlarin alinip baska dil konusanlarin alinmamasi olayi ise irkciliktan cok klübün turist mekani olmamasi, watergate gibi tiki, barbie yuvasina dönüsmemesi icindir kanimca. kapidaki zebellah, zebellah da olsa yine de insandir, adi svendir. aslen pek zararli bir adam degildir. tipini merak edenler surdan buyurabilir:

    http://www.tip-berlin.de/…9/sven_m_panorama_bar.jpg

    güzel atraksiyonlar da var bu klüpte, her sey inceden düsünülmüs. mesela üst kattaki panorama bar gündüz vakti dansedilen karanlik bir mekan iken ara sira otomatik olan kepenkleri yaklasik 1 dakika süreyle acilip kapanir. insan bir anda zaman mekan bulantisi yasar. yazlari acik olan bahce barinin dans pistinin üzerinde de havanin cok sicak oldugunda bir kac dakikaligina faaliyete gecen, sanki büyük bir selalenin bir kac metre yakininda duruyormus gibi cok ince akan bir dus vardir. serinletir.

    bir de berghain´da ne müzik caliyor konusuna deginmek lazim. berlin dedik, minimal techno dedik ama alakasi yok. ara sira dubstep, glitch hop gibi tarzlara ait geceler olsa da genelde bildigin techno. 90lar tarzi (bkz: sähkö), soguk, derin, analog, akici, cig, endüstriyel techno. marcell dettmann, ben klock gibi residentlerin olusturdugu bir ekolleri var. kreuzbergdeki efsane plak dükkani hard wax de bu ekolü olusturan mekanlardan birisi. aslinda bu mekanda senelerdir bu müzigin calinmasina ragmen son bir kac senedir minimal technonun her evine bilgisayar alan bebenin eline düsmesi ve techhouse denen müzigin iyice piyasalasmasi üzerine bir cok prodüktör bu tarza yönelmeye basladi ve techno ikinci altin cagina girmek üzere. ilgilenenler icin bir kac isim:

    (bkz: ben klock)
    (bkz: marcell dettmann)
    (bkz: voices from the lake)
    (bkz: donato dozzy)
    (bkz: rrose)
    (bkz: peter van hoesen)
    (bkz: bas mooy)
    (bkz: norman nodge)
    (bkz: levont vincent)
    (bkz: roman lindau)
    (bkz: mike dehnert)
    (bkz: kevin gorman)
    (bkz: milton bradley)
    (bkz: shifted)
    (bkz: sandwell district)
    (bkz: sigha)
    (bkz: cassegrain)
    (bkz: planatery assault system)
    (bkz: robert hood)
    (bkz: jeff mills)

    edit 2012: müzisyenlere bir kac yeni isim ekledim.
  • ingiliz dj mag dergisinin top 100 clubs 2009 listesinin tepesinde yer alan gece klübü. efendim bunu öğrendikten sonra hazır berline de gelmişken bir bakalım neymiş şu berghain dedik. öncelikle internette yorumlar, değerlendirmeler okundu ve ordan çıkan genel kanı şuydu: "içeri girmek zor, daha doğrusu kapıdaki bouncerların kafasına bağlı, bir standart yok, istediğini alır istemediğini almaz, ingilizce konuşanları sevmez" şeklinde türlü türlü yorum vardı. kapı politikası hakkında bir fikir edindikten sonra klübün kendisine gelelim. yorumlarda alt katlarda, karanlık köşelerde birbirini ağzından öpen erkekler olduğu hakkında fazlasıyla bahsedilmişti. onun dışında gece 12'de başlayan partinin ertesi gün öğleden sonra 3'e kadar devam ettiğini iddia edenler bile vardı. hatta yorumculardan bir tanesi en büyük zevkinin pazar kahvaltısından sonra berghain'e eğlenmeye gitmek olduğunu bile yazmıştı *. neyse dedik, djmag'e olan güvenimizle bir cumartesi akşamı yolara düştük. s-bahn'a atlayıp ostbahnhof durağında indik. aradan dereden karanlık sokaklardan geçtikten sonra eski trafo binası olduğu söylenen mekanın önüne geldik. saat 23:45 sularıydı ve önümüzde kızlı erkekli yaklaşıl yirmi kişi vardı. gözüme ilk çarpan kimsenin şıkır şıkır giyinmemiş olmasaydı. 00:10 gibi demir kapı açıldı ve önce yüzü gözü dövmelerle piercinglerle kaplı zebellah gibi bir adam belirdi (http://www.youtube.com/watch?v=vjle26e-lsg). peşinden bir bouncer daha çıktı ama bu normal insana benziyordu. on dakika sonra ince ince milleti içeri almaya, pardon almamaya başladılar. bizim önümüzde 20-25 kişi falan vardı ve sadece iki tane erkek girebildi. "sizi iki sap almamışlardır" diyenleri duyar gibiyim ama mevzu o değil işte. 5 kişilik bir kız grubu vardı mesela onları da almadılar. tam çözemedim ama galiba böyle üstün saçın başın normalse pek şansın yok gibi. diğerlerinden farklı olup öne çıkanları alıyorlar gibi geldi. her neyse, sıra bize geldiğinde resmen heyecan yaptım ne olacak diye. adam almanca bir şeyler söyledi eliyle bekleme yapma devam et dercesine bir hareket yaptı. kuzenim almanca bir şeyler söyledikten sonra adam gayet tok bir sesle ve üstüne basa basa "i say you don't get in" dedi. bizde kuyruktaki bir çok insan gibi kıçımıza baka baka tren istasyonuna geri döndük. bir daha berlin'e gidersem tekrar gitmek istediğim gece klubü.